KABORÜKO

On yıldır Afyonkarahisar'da Klasik Müzik Festivali düzenleniyor. İstanbul'dan klasik müzik sevdalılarının da akın akın gittiği bu festival; bir tek Afyon için değil, Türkiye için de önemli bir kazanç.
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Çocukların ürettikleri 

On yıldır Afyonkarahisar’da Klasik Müzik Festivali düzenleniyor. İstanbul’dan klasik müzik sevdalılarının da akın akın gittiği bu festival; bir tek Afyon için değil, Türkiye için de önemli bir kazanç. Dünyadan birçok önemli müzisyenin konserler verdiği, söyleşilerin düzenlendiği festivalde aynı zamanda çocuklar için atölye çalışmaları yapılıyor. Yazarlarla, müzisyenlerle, araştırmacılarla ve ressamlarla Afyon’da yaşayan çocuklar da tanışabiliyorlar böylelikle. Çocuklar onlarla hikâyeler üretiyor, müzik üzerine sohbetler yapıyor, her gün karşılaşamayacakları sanatçılarla ve üreticilerle buluşma fırsatı buluyor.
Bunca senedir Afyon’un bu kadar önemli bir festivalle buluşmasını sağlayan isim ise, Sanat Yönetmeni: Hüseyin Başkadem. Bu oluşumun devamı için festivale destek veren herkesi yürekten kutlamak gerek.
Bu yıl 10-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen 10. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde birbirinden değerli insanlarla tanışma fırsatı buldum, kimilerinin de çocuklarla yaptığı atölyeleri izledim. Şehrin kilometrelerce dışındaki bir okulda bile çocuklarda yaratılan bu hoş farkındalık beni fazlasıyla mutlu etti. Bir festivalin başlatılmasındansa sürekliliğinin sağlandığını bilmek insana fazlasıyla yetiyor ve geleceğe dair umut veriyor.
Benim yaşadığım birçok güzellik dışında Kaborüko okurları ile paylaşmak istediğim hoş bir anım oldu Afyon’a ilişkin. Ege Ulu ile satranç oynamak, onunla tanışmak ve sonrasında konserini dinlemek. Ege Ulu daha on dört yaşında bir piyanist. Festivalin ikinci yılında, sekiz yıl önce, Fazıl Say’ın konserine gidiyor ve onun piyano çalışından çok etkileniyor. Konservatuara girip piyanist olmak istiyor. Kazanıyor. Şu anda 7. sınıfta, Ferit Adıgüzelzade’nin öğrencisi. Kendi küçücük ama yeteneği büyücek bir çocuk . Varlığı tüylerimi diken diken etti; orada oluşu, konser salonunda sahneye çıkışı hatta selam verişi bile beni bir hayli etkiledi. Hikâyesini bildiğim için daha da çok etkilendim tabii ki.. Konser boyunca sahnenin kenarında duran çiçeğe takıldı gözüm bir ara. Ona piyanist olmayı, sadece o şehirde bir konser vererek aşılayan, Ege Ulu için önemi büyük olan birinin gönderdiği bir çiçekti bu. Festival’in mimarı Hüseyin Başkadem’i düşündüm. Ben bu hikâyeden bu kadar çok etkileniyorsam, onun nasıl duygular içinde olduğunu, ne kadar mutlu olabileceğini düşünüp çok sevindim. Onun adına, Ege Ulu adına, bu festivali sürdürmek için destek olanlar adına, ufacık bir çocuğun hayatına yön verdiği için Fazıl Say adına, Afyonlular adına. En önemlisi de hepimiz adına. 

Orada çok önemil şeyler oluyor
Bir tohum atıldı on yıl önce Afyon’da. Birçok çocuk büyüyor o tohumla birlikte. İhtimamla. Sanatı tanıyor, göremeyeceklerini görüyor, tanıyamayacaklarıyla tanışıyor. Keşke her yer Afyon gibi olsa ülkemizde, keşke Afyon’daki gelişme isteği olsa her köşede. İleride ne kadar gelişeceğimize, ne kadar büyük yollar katedeceğimize dair önemli bir gösterge değil mi bu? Oradan sanatçılar çıkacak çocukluklarına dair hoş anılarla. Oradan birçok meslek grubuna atılacak çocuk çıkacak. Hepsi de çocukluklarında tanıştıkları, izledikleri, etkilendikleri birilerinden bahsedecek. Çocuğuna kitap tavsiye ederken kendi okuduklarını düşünecek,Yalvaç Ural’ın hoş sohbetini anacak, konsere giderken ilk gittiği konseri anımsayacak, bir enstrüman gördüğünde ya da sesini işittiğinde bana bunu ilk İncila Bertuğ göstermişti, sesini de dinletmişti diyecek. Hana Vlasakova ve Anna Stavelova’dan dinlediği dönem örneklerini hatırlayacak. İsimleri hatırlayamasa bile tortularını hayat boyu taşıyacak. Afyonkarahisar’da çok önemli bir şeyler oluyor. Bugüne dair. Geleceğe dair. Ve unutmayalım hepimizin yapabileceği bir şeyler var.