Kaborüko

Kaborüko
Kaborüko
Beydaba, birçok dile çevrilen 'Kelile ve Dimne'de hükümdara öğütler veriyor. Fabllardan oluştuğunu söyleyebileceğimiz, La Fontaine' in de etkilendiği hikâyeleri birçok kültürü etkiliyor
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Beydaba’nın mucizeleri

Belki hiç başınıza gelmemiştir. Gitmeyi planlamadığım bir yere, öylesine, canım sıkılıyor diye çat kapı gittim. Harika bir yemek hazırlanmıştı. Benim için değil ama şans eseri ben de oradaydım işte. Yemeğe esas davet edilen Hint diliyle oldukça alakalı kişiden o gün duyacağım, üzerine gideceğim bir kitap varmış çünkü. ‘Kelile ve Dimne’ Başınıza gelmediyse bugüne kadar böyle bir tesadüf, dilerim en kısa zamanda gelir. Bu tesadüfler o kitaba insanı daha çok bağlıyor çünkü. Onun peşinden koşmaya başlıyorsunuz. Kitap her kitaptan daha çok sizin kitabınız oluyor.
Kiminle paylaşsam son dönemde, bu kitaptan haberdar ancak kimse tam olarak nasıl olduğunu, kitapta nasıl hikâyeler olduğunu hatırlayamıyor. Ben kitabı 1967 baskısından, Yakup Kenan Necefzade çevirisiyle okudum. Bu çeviriyi okumam gerektiği hissine kapıldım niyeyse. İyi ki de okumuşum. Çünkü Yakup Kenan’ın yazdığı önsöz, son söz, eserle ilgili bilgiler bölümlerinden de diğer çevirmenlerin sözlerinden de çok büyük bir keyif aldım. Çocuğa önerilmesi güç hatta imkânsız bir çeviri elbette. Bana tatlı geldi, ‘Tevzi Yeri: Neşriyat Yurdu’, ‘Kelile ve Dimne yahut Süheyl Yıldızının Nurları’, ‘Envar-ı Süheyli (Süheyl Yıldızı’nın Işıkları)’ yazılarını takip etmek. Yeni basımlarını, günümüze uygun çevirilerini de bulup okuyabilirsiniz dilerseniz. Muhteşem çizimli örneklerine de rastladım araştırma yaparken. Bendeki çizimsiz baskısına ise sahaflarda rastlamanız mümkün. 

Yaratıcı bir anlatım
Birçok dile çevrilen, yazarı Beydaba’nın kitabı korumak için epeyce çabaladığı bir eser bu. Niye sorusunun cevabını alıyoruz elbette. Korunması gereken nadide bir kitap olduğu şüphesiz. Beydaba’nın hükümdara öğütleri olan fabllardan oluştuğunu söyleyebileceğimiz, La Fontaine’ in de etkilendiği hatta bire bir aldığı hikâyelerin olduğu bu kitap; birçok kültürü direkt etkiliyor, yazım biçimlerini de, anlatım tarzlarını da. İleri gitmemiş sayılırsak çocuk edebiyatını da şekillendiriyor. Kendi başına bir yol gösterici oluyor ve mıh gibi çakılıyor edebiyat tarihinin orta yerine.
Bir hikâyeden yola çıkıyor, çerçevelerden geçip, başka hikâyelere varıyor, oradan ana hikâye kahramanlarınıza geri dönüyorsunuz. Tadının damağınızda kalacağı kesin. Belki bugün çok tekrar edilen öğütler ve didaktik öğeler göz önüne alındığında sıkıcılığa kaçabilecekken, dönem algısıyla ve yazılış nedeni unutulmadan incelenmesi gerektiğini düşünüp hemen bu düşünceden uzaklaşacağınız bir anlatıma sahip. İçindeki her hikâye size bir şeyler demek ister gibi yazılsa da; denen sözün yanında yaratıcı bir anlatım ve harika bir hikâye barındırıyor.
Debşelem, Beydaba’nın tema üzerine verdiği örnekleri nasıl can kulağıyla dinliyorsa, siz de öyle dinliyorsunuz. Hem bu ikiliyi hayal etmeye çalışıyor, Hindistan’a hafızanızı bağlayan koridorlarda geziniyor, hem de hikâyelerin tatlılıklarıyla mutlu oluyorsunuz. Bazılarında ne kadar acımasız bakış açıları var ve cezalar ne kadar ağır, herkese bu kadar dikkat ederek insan yaşadığını hissedilir mi acaba deseniz de hayvanlar âleminin içindeki ya da bizlerdeki bu düzenden rahatsız olsanız da kitap kendini bu kadar uzun zamandır nasıl okuttuysa size de aynı ustalıkla, tereddütsüz okutuyor. Kelile ve Dimne’nin öyküsü dışındaki her hikâye sizi aynı biçimde kavrıyor.
Hemen hemen herkesin bildiği, duyduğu ama hatırlamakta zorlandığı bu kitabı en kısa zamanda okumanız, okuduysanız bile tekrar bakmanız dileğiyle.