KABORÜKO

Yazar bir gün bir ses duyar. Nokta'nın sesidir bu. Hep cümlenin sonunda olduğu için cümlenin başka yerlerini görmemiştir. Süleyman Bulut, her gün gözümüzün önünde duran noktayı, işte böyle ete kemiğe büründürür
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Nokta’nın sesi
‘İnsanlar nasıl ‘ çocuk kitabı yazarı’ olurlar? sorusunun yanıtını buldum! Uzun zamandır bunu düşünürüm aslında. Biri nasıl çocuk kitabı yazmaya karar verir, sonuna kadar bu işe devam etmek ister, sürdürmezse neler olur? Çocuğu olup da çocuk kitabı yazmaya başlayanları işin dışında tutuyorum elbette. Çünkü onlardan çok var. Bu isteği de gayet iyi anlayabiliyorum, yanlış anlamayın, sürekliliği konusunda şüphe duyuyorum bazen. Sonucun hiç de korktuğum gibi olmadığına dair örnekleri de aklımda tutuyorum sımsıkı. Benim sorumun muhatapları çocuk kitabı yazarı olmak için yola çıkanlar ve kendileri için hayal güçlerini hiç terk etmeyenler.
Nasıl ‘çocuk kitabı yazarı’ olunur? Bu sorunun cevabını bana bulduran kitap , ‘Toparlacık Nokta ve Arkadaşları’. Can Çocuk’tan çıkan muhteşem bir kitap. Ferit Avcı’nın her zaman olduğu gibi harika çizimleriyle eşlik ettiği bu kitap bana ‘çocuk kitabı yazarı kimdir?’ sorusunun cevabını buldurdu.
Çocuk kitabı yazarı, bu kitabı yazan ve daha birçok harika kitabı olan Süleyman Bulut ve onun gibi iyi yazarlardır. Çocuk kitabı yazarı kitapların içinde yaşar çünkü. Ben bu kitabın her satırında çocuk kitabı yazarı görüyor, onu hissediyor, onunla olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Esas soruya gelecek olursam... Hayal dünyasında gezinen birini düşünün. Öyle bir gezinmek, öyle bir yaşamak ki bu, çevresindeki her şeyden hikâye çıkarabilir. Sınırları yoktur çünkü onun. Noktalar, virgüllerle mi uğraşıyor yazar olduğu için, kelimeler, cümleler mi onun işi... Onlardan da bir hikâye çıkarabilir kolaylıkla. Hem de ne tatlı bir hikâye. Hayranlıkla bakakalmak düşer biz okurlara.
Yazar bir gün bir ses duyar ‘Toparlacık Nokta ve Arkadaşları’ kitabında. Nokta’nın sesidir bu. Hep cümlenin sonunda olduğu için cümlenin başka yerlerini görmemiştir. Üzüldüm ben hemencecik Noktacığa. Süleyman Bulut, bu kadar harika bir yazardır işte. Her gün elinizin altında, gözünüzün önünde duran noktayı, ete kemiğe büründürür. Bu da yetmez, ona öyle bir hikâye kuruverir ki; onunla birlikte yola çıkar, sevinciyle sevinir, üzüntüsüne de üzülürsünüz. Üstelik cümlelerin ortalarının nasıl yerler olduğunu biliyormuşsunuz gibi bir havaya girer, ‘Gezsin haydi Nokta, görsün’ diye düşünürsünüz. Ne zavallı olduğunuzu fark edersiniz o an. Siz de bilmiyorsunuzdur ki cümlenin ortasını, başını. Daha önce gitmemişsinizdir ki oralara. İşte o an bir heyecan alır sizi de tıpkı nokta gibi. Bulut’un yarattığı yazar o kadar şekerdir ki, aklınıza gelmeyen yollara bile sürükler noktayı. Artık siz de noktaya görünmez biri gibi yapışmışsınızdır. Kim tutar sizi... Dolanırsınız bilmediğiniz satırların içinde. Altınıza üstünüze bir şey gelir, başka birilerine dönüştüğünü görürsünüz gizlice yapıştığınız arkadaşınızın. Virgül olur ufacık bir kuyrukla, noktalı virgül, iki nokta üst üste olur, ünlem olur... Olur da olur. Her şey olur. Görünmezliğinizin içinde uyanıverirsiniz kitabın içindeki hayali yazara bakarken, ‘Aaa..bir de gerçek yazar var’ dersiniz, benim de buraya girmeme izin veren yazar.
Çocuk kitabı yazarı Süleyman Bulut’tur, çocuk kitabı yazarı işte böyle olur dersiniz. ‘Toparlacık Nokta ve Arkadaşları’ na uzun uzun bakarsınız. Keyfiniz yerine gelir. Kitabı seversiniz, karakterleri seversiniz, iyi bir şeylerle karşılaşmanın sevincini gönlünüzce yaşarsınız. Yazar ve çizerin uyumuna tatlılığına şapka çıkarmak için acele edersiniz. Merak etmeyin canım, kitap bitmeden bunu yaparsınız. Esas soru mu? Kitabı okuyun.


    ETİKETLER:

    Mayın

    ,

    kitap

    ,

    Çocuk

    ,

    Tur

    ,

    yazar

    ,

    zaman

    ,

    şüphe