KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Gece oluyor, herkes uyuyor 
Farklı olmak ne kadar güzel! Diğerlerinin farklarını bilmek ve gözlemleyebilmek de öyle. Renkler oldukça yaşamak için çok sebebi olduğunu düşünüp mutlu olabiliyor insan. Çocuk işlerine değer vermeyenler bunun kıymetini ne zaman anlayacaklar diye düşünüyorum sık sık. İzlediğim bir programda, gece yarısı bir konuşmaya kulak kabarttım. Şarkıların kötülüğünden bahsederken hatırı sayılır bir programcı, bu kötü şarkıları çocuk şarkılarına benzetiverdi. Bizde böyledir. Kötü bir şey gördüler mi çocuk kitabı gibi, çocuk şarkısı gibi deyiverirler. Karşılıklı konuşmaya kalktığınızda da eminim çocukluklarında kendilerini etkileyen kitapları sayıp dökmeye başlarlar. Kim bilir belki de sorun, bizim ülkemizde büyümekle birlikte gelen o ciddi tavırların içine hayal dünyalarının tam olarak giremeyecek olmasıdır. Bir yandan kızıyor, bir yandan üzülüyorum bu bakış açısına sahip olanlara. Çocuk işleri üzerine kalem sallayan birkaç kişinin tüm ülkenin fikrini değiştiremeyeceğinden eminim. Çok isterdim bir sabah uyandığımda en azından daha fazla insanın fikrinin değişmiş olmasını. Kendimle çelişmek istemem ama. Birbirimizden farklı olmak güzel. Yakıştıramadığım bazı insanların değer vermiyor olması beni üzüyor bazen o kadar.
Ben teselliyi yine çocuk kitaplarında buluyorum. Aslına bakarsanız, sorularımın hepsinin yanıtlarını tek tek çocuk işlerinden alacağımı bilmek bile mutlu ediyor beni çoğu zaman.
Harika bir kitap imdadıma yetişiyor. Il Sung Na isimli muhteşem bir yaratıcının Alfred A. Knopf etiketiyle elimde duran ancak ilk kez 2007’de Meadowside Children’s Books’tan çıkan ‘A Book Of Sleep’ isimli kitabı. Kitap farklı yoğurt yiyiş biçimleri gibi, farklı uyuma biçimleri üzerinden kurgulamış farklılık meselesini. Başkarakterimiz baykuş, sayfaların içinde başka hayatlara göz atıyor. Gece oluyor ve herkes uyuyor. Kimi sessiz ve huzurlu, kimi gürültülü, kimi ayakta, kimi tek gözü açık, kimi gözleri tamamen açık, kimi yalnız, kimi dip dibe uyuyan hayvanları görüyoruz baykuşun gözüyle. Herkes uyanıyor. Hava maviye dönmüş karanlıklardan. Güneş ışıldamaya başlamış. Artık herkes uyanık. Elbette baykuş hariç. O saatler baykuşun gözlerini kapattığı saatler. Herkes birbirinden farklı uyuyor, baykuş herkesten farklı zamanda uyuyor. Ne kadar çok farklılık var ve ne kadar çok kombinasyon kurulabilir bu kadar küçük bir uyku meselesinin içinde diye düşününce heyecandan kalbim ağzıma kadar yürüyor. Çocuk işlerini küçümseyenlerin olabileceğini düşünüyorum daha da fazla. Birazcık daha saygı gösteremezler mi derken hemen susturuyorum kendimi. Daha biraz önce bir hikâyeden öğrendin diyorum, biraz önce farklılıklarla yaşamanın önemini bir kez daha fark ettin. Herkesin ne kadar farklı olabileceği heyecanlandırdı ya seni... Farklılıklara saygının hayatıma ustaca bir kez daha süzülüşünü görünce tekrar heyecanlanıyorum.
Il Sung Na’ya şapka çıkartıyorum. Çizimlerinin müthişliği, kurduğu dünyanın güzelliği, bu kadar güzel bir hikâyeyi bu kadar iyi bize sunduğu için. Baykuşun gece koskocaman açılmış gözüne bakıyorum sonra. Ne kadar çok şey anlatıyor bize diyorum. Bu kitapla karşılaşan herkesi nasıl da derinden etkileyeceğini düşünüyorum. Yine de, ayıp değil ya, çocuk işlerini küçümsemeyip sevenlerden olduğum için, iyi çocuk işlerinden keyif alabildiğim için bir kez daha mutlu oluyorum.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    Sabah

    ,

    Çocuk

    ,

    Gece

    ,

    Hava

    ,

    Güneş

    ,

    zaman

    ,

    baykuş