KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO

RESİMLER: ŞAHİN ERKOÇAK

Yalvaç Ural, 'Bir Gök Dolusu Güvercin'deki hikâyelerle her nerede olursak olalım bizi alıp kendi dünyasının içine götürüveriyor
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Bir gök dolusu şahane hikâye 

Dışarıda harika bir hava . Bisikletim kapının önünde beni bekliyor. Kim ne derse desin seviyorum bisikletimi. Küçük bir sorunumuz var yalnız, şu dönem bisiklete binmem, fazlaca kendimi yormam yasak. Ne yapalım... Bisiklet kadar zevkli bir şeyler bulurum bende. Kitaplarımın içinde gezinirim. Ne var yani, bisikletime de izin çıkınca geliversin sıra. 

Gülümseme Nişanı ona verilmeli
Yalvaç Ural’ın Marsık Kitap’tan çıkan ‘Bir Gök Dolusu Güvercin’ isimli kitabını alıyorum elime. Şahin Erkoçak çizimlerinin ustalıklı duruşuna diyecek yok bu kitapta. Neredeyse elim kadar olan bu sevimli kitabı okumak için sabırsızlanıyorum ister istemez. Yaşar Kemal’in kitabın arkasındaki, “Yalvaç Ural, bizim ülkemizde kendini çocuklara adamış soylu bir sanatçıdır. Onun hiçbir yazısında çocuklara tepeden bakan , onları insandan saymayan bir tavırla karşılaşmadım. Gülümseme Nişanı’nın ona verilmesi bizim için bir mutluluktur” sözlerine bakıyorum. Yaşar Kemal’in sözlerinin üzerine tek laf bile etmemek gerek. Söylenecek her söz, zayıf kalır onunkinin yanında. Şu ana kadar yayımlanmış 104 (evet şaka değil, yanlış da yazmadım) kitabı bulunan, hepimizin ustası Ural’ı Kaborüko okuyanlara anlatmaya gerek de yok belki de.
Korkulu Bir Gün ile başlıyor kitap. Lunapark Arkadaşı, Kahraman Süvariler, Gölcüğün Küçük Avcıları, Bir Gök Dolusu Güvercin geliyor sırasıyla. Ama nasıl bir geliş... Üst üste geldikçe hikâyeler çarpıyor insanı.
Kitabı bitirip, kapağını gördüğümde tekrar kapıyorum gözlerimi. Dolanıyorum bu harika kitabın içindeki öykülerde. Hiçbiri diğerini geçemiyor sanki. Hoş, onların yarıştıkları da yok ya birbirleriyle... Tatlı tatlı geçinmeye söz birliği etmişler kendi aralarında. Birbirinin içine de giriveriyorlar ustaca. Kareler bir oradan bir buradan geliyor, insanı etkileme yarışındalar sanki.
Gözlerim kapalı. Duruyorum hâlâ öylece. Yüzümde ben anlamadan oluşmuş bir gülümseme. “Bisikleti unuttun ya...” diyorum neden sonra kendi kendime. Açıyorum gözlerimi. Kapaktaki Kahraman Süvariler afişiyle karşılaşıyorum. Kafam yine gidiveriyor Kahraman Süvariler’e.
Yok böyle olmayacak bu iş. Hani mızmızlanacaktım her ne olursa olsun; izin yok, bisiklete binemiyorum diye... İzinden mizinden veyahut mızmızlanmaktan anlamaz Ural, alır seni gezdirir oradan oraya. Bir de mutlu olursun ki sorma... Elinde kitabın, bilmediğin yerlerde çıkmışsın gezinmeye. Gözlerin açık ya da kapalı fark etmez... Düşündükçe bütün diğer hikâyelerini, heyecan kaplar içini.
Son okudukların gelir tekrar başrollere. Tuz Gölü’nün oralardan, bir lunaparka, gölcükten önceki küçük kasabaya, en son da Bir Gök Dolusu Güvercin’in köyüne geçersin usulca.
Her neredeysen fark etmez. Yalvaç Ural almıştır seni kendi dünyasının içine. ‘Bir Gök Dolusu Güvercin’ ile en kısa zamanda karşılaşmanız dileğiyle.


    ETİKETLER:

    Yaşar Kemal

    ,

    kitap

    ,

    Hava

    ,

    bakan

    ,

    ,

    güvercin

    ,

    yaşar