KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Karanlık bir gece ile başlıyor kitap. Soluksuz takip istediği belli. Bir macera başlıyor. Hayaller Ülkesi'ndeyiz... Tulma, Pallom, Siptor ve Ledna kaçırılan arkadaşlarının peşine düştüğünde biz de düşüyoruz peşlerine
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Gelecek değiştirilebilir

Otobüsteyim. Bir güzel yerleşiyorum koltuğa. Bebeklik arkadaşımı görmek istiyorum, yol umurumda değil, binip gideceğim işte... Aklıma çok sevdiğim birinin, ‘Benim hiç bebeklik arkadaşım olmadı’ deyişi geliyor. İnsan kendi sahip oldukları zaten herkeste de var diye mi düşünüyordur nedir... Şaşırtmıştı bu sözler beni. Şanslı olduğumu düşünüyorum şimdi.
Yanıma ne almalıyım sorusunun ilk muhatabı, Aslı Der’in Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan ‘Kayıp Rüyacı’ isimli harika kitabı. Kitabı atarken çantama, harika olduğunu bilmiyorum elbette. Harika olacağından eminim ama. Aslı Der kitapları hiçbir zaman yanıltmamıştır beni.
Koltuğa kuruldum ya, çıkarıyorum kitabımı.
Elimde tutuyorum kısa bir süre, okumaya başlamıyorum hemencecik. Etrafa bakıp, nerede olduğumu anlama süresi bu. Etrafta kimler var, nasıl bir yolculuğa çıkıyorum süresi. Kimse kitap çıkarmıyor. Büyük bir ses çıktığında, etrafta kafamı kaldıracağım bir şeyler olduğunda tekrar bakacağım nerede olduğuma ve otobüstekilerin kitap çıkarıp çıkarmadığına. Çıkarmayacaklar. Elektronik kitap da okumayacaklar. 

Okumuyoruz
Okuma alışkanlığı yok bizde diye düşünüyorum. Bir tek kişi bile, uzun yolculukta okuma ihtiyacı duymaz mı koskoca otobüste... Gazete , dergi, kitap, herhangi bir broşür... Yok! Kimse okumak istemiyor. Bu konuda yalnızım belli ki.
Karanlık bir gece ile başlıyor kitap. Soluksuz takip istediği bu bölümden belli. Bir macera başlıyor. Hayaller Ülkesi’ndeyiz.
Kalse’yi uyandırıyor biri.
Onu alıp götürecek belli ki.
Tulma, Pallom, Siptor ve Ledna kaçırılan arkadaşlarının peşine düştüğünde biz de düşüyoruz peşlerine. Aslı Der, atıyor beni başka bir otobüse, götürüyor bilmediğim yerlere. Arada bir fark ettiğimde nerede olduğumu; şaşırıyor, gerçekte içinde olduğum yeri, yolculuk ettiğim yönü izliyorum hayretle. Çünkü ben orada değil, Der’in dünyasının içindeyim bir süredir.
Dörtlünün karşılaştığı olaylar, girdikleri mekanlar eğlendiriyor beni. Merak da ediyorum belli ki. Bir yazarın okuruna yolculuk sırasında küpeler taktırmasının, bunu da planlı yapmasının en sakin örneklerinden biriyle karşılaşıyorum.
‘Küçük Cadı Şeroks’, ‘Tehlikeye Üç Yolculuk’, ‘Büyük Tuzak’ kitaplarından çok iyi tanığımız, günümüzün önemli çocuk kitabı yazarlarından biri olduğundan emin olduğumuz Aslı Der, ‘Kayıp Rüyacı’yla diğer kitaplarından çok uzak olmayan ama yer yer şaşırtıcı bir biçimde uzaklaşan kitabıyla bana yolculuğumu bitirtiyor. Yeni bir arkadaş ediniyor, yepyeni karakterleri alıyorum hayatımın içine.
Varacağım yere vardığımda biraz ‘Kayıp Rüyacı’nın etkisinde, biraz da kimsenin okumadığına dair kendimce, ufacık tespitimin ışığında dalıyorum içeriye. Kısa bir süre sonra gelen, ‘Nasıl kitap?’ sorusuna cevap veriyorum öncelikle. 

Harika bir kitap elbette
İnsan nasıl bebeklik arkadaşı var diye şanslıysa, bildiği şansları yakalatmak istemeyecek kadar bencil olmamalıdır bence çevresindekilere.
En kısa zamanda ‘Kayıp Rüyacı’ ile tanışmanız dileğiyle.


    ETİKETLER:

    haber

    ,

    kitap

    ,

    Kayıp

    ,

    Çocuk

    ,

    Gece

    ,

    Sözler

    ,

    zaman

    ,

    Karanlık

    ,

    Uzak