KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO

Resimleyen: R.C Roth

1971 yılında Siyah çocukların Beyazların okullarına gönderilmesi zorunluluğu getirilmişti. 'Busing Brewster', bu sosyal deneyin içindeki bakışlardan birini gözler önüne seriyor
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Bir okula gidiş öyküsü

Yıl 1954, alınan kararlara rağmen Siyahlar kendi okullarına, beyazlar kendi okullarına gidiyor. 1971’e gelindiğinde, bir zorunluluk konuyor. Bu zorunluluk gereğince, Siyah çocuklar Beyazların okullarına gönderiliyorlar. Bu durum elbette, kızgınlık ve şiddete yol açıyor. Çocukların sosyal bir deney aracı olarak kullanılması da istenmiyor bir yandan. Şiddet olayları günden güne daha da büyüyor.
Richard Michelson’un yazdığı, R.C Roth’un resimlediği, Alfred A. Knopf etiketiyle 2010’da yayımlanan ‘Busing Brewster’, bu sosyal deneyin içindeki bakışlardan birini gözlerimizin önüne seriyor.
Michelson bu kitabı 2003 yılında yazdığında Siyah bir başkan gelmemişti Amerika’nın yönetimine. Bryan’la her yaz okulun bahçesinde oyun oynayan, beş buçuk yaşından büyük Brewster’ın öteki taraftaki okula gönderilişini konu ediniyor kitap . Onunla birlikte yola koyuluyoruz biz de. Annesi okulda yüzeceğini, kitaplarla tanışacağını, okulda yaşayacaklarını anlatıyor ona. “Belki bir gün başkan olursun” diyor. Yahudi mezarlığından geçiyor okula giden otobüs önce, sonra bir barın önünden, sonra da Katolik kilisesinin önünden.
Merkeze geldiklerinde, taşlanıyor otobüsleri. Düpedüz saldırıya uğruyorlar. Bryan, biliyor neler olup bittiğini. Brewster, şaşkınlıkla karşılıyor elbette. Olaylar gelişiyor ve iki arkadaşıyla birlikte kütüphaneye yollanıyor Brewster. Kütüphane onun için harika bir yer. Üstelik orada Miss O’Grady adında harika bir kütüphaneci var. Kendi taraflarında çok sevdiği Miss Evelyn’e benzettiği bu hanımla hoş bir sohbete giriyor. Onunla kitapların dünyasına dalıyor.
Öncelikle ay ile ilgili bir kitapla tanışıyor Brewster. Belki astronot olursun” dediğinde ona Miss O’Grady, anesinin kendinden başkan olmasını beklediğini söylüyor Berwster ve kendini aptal gibi hissediyor. O yıla kadar hiçbir siyah başkan olmamış ki...
Kennedy’e ilişkin bir kitap buluyor sonra Miss O’Grady. Her çocuğun eğitimi hak ettiğini söylüyor. Çok uzun zaman önce değil, İrlandalıların okula girmesinin istenmediğini anlatıyor Brewster’a. Kennedy’nin, İrlanda’lı Katolik olduğu ve istenmediği halde nasıl da başkan olduğunu anlatıyor sonra.
Her gün kütüphaneye gitmeye söz vererek ayrılıyor Brewster kütüphaneden. Kitapta akla gelmeyecek incecik dokunmuş detaylar var. Kütüphane sonrası okuldan eve dönüş ve orada karşımıza çıkan final çok çarpıcı. Hikâyenin sunumunun yanına elbette çizimlerin olağanüstülüğü de ekleniyor.
Bir çocuk, başka bir dünyayı tecrübe ediyor. Zor yıllar. Kitapların büyülü dünyası ona anlamadığı birçok saçma gerçekliği unutturuyor. Roth’un kitabı ele alış biçimindeki yumuşaklık, görülmeye değecek bir yumuşaklık ve tatlılık barındırıyor içinde.
‘Busing Brewster’, çocuk kitabı hayranlarına hem başka başka dünyaların sunumu adına hem de çizimleri ve hikâyesinin akışıyla ön sıralarda tavsiye edebileceğim bir kitap. Brewster’ın hikâyesi dinlenmeli.