KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Pablo Bernasconi kendin ve kendinle mutlu olmak üzerine şahane bir hikâye anlatıyor. Şehirde herkesin ismini bile bilmediği ve ona sadece 'çirkin' dediği mutsuz ve mavi biri olan Chancery ile tanışın
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Kapıyı aç! Kralın konuşuyor 

Bir büyücü kulesi, hem de tam 17209 basamakla çıkılan... Büyücümüzün adı, Leitmeritz. Zamanını çalışarak ve iksirleriyle uğraşarak geçiren Leitmeritz’in, babadan oğla nesilledir geçen bir kırmızı kitabı ve o kitaba asla dokunmasına izin vermediği bir asistanı var. Bu kitap öyle çok büyük bir kitap değil, özel de görünmüyor ama büyük sırlar taşıyor.
İlk kez 2004 yılında Random House etiketiyle Avustralya’da yayımlanan kitabı, Bloomsbury Children’s Books etiketinden okudum ben. Pablo Bernasconi’nin bu kitabı muhakkak görülmeye değer. Kitabın adı: The Wizard The Ugly and The Book of Shame.
Bu harika kule, büyücü, asistan ve kırmızı kitap tanımlandıktan sonra, karşımıza çıkan tablo şu: Şehirde herkesin ismini bile bilmediği ve ona sadece ‘çirkin’ dediği mutsuz ve mavi biri olan asistan Chancery, bir boşluktan yararlanıp meşhur kırmızı kitabımızı ele geçirir çünkü yakışıklı olmak ister. Oysa Leitmeritz ona, bu kitabın sadece büyücüler için olduğunu daha önce defalarca söylemiştir. Ayrıca Leitmeritz, Chancery’e çirkin olmadığını, aynanın onu yendiğini de söylemiştir.
Chancery, kendi isteğine yenik düştüğünden, sanki bir büyücüymüş gibi kitaptan istekte bulunduğunda işler karışır, büyücü kuleye geri döndüğünde kitap tümüyle biçim değiştirmiştir artık.
Prense dönmek isteyen kurbağa geldiğinde, kitaptaki büyü işe yaramaz. Boğazı ağrıyan ejderha geldiğinde de... Sonrasında Kral Anacreon’un gelişi var ki, görülmeye değer.
Bernasconi, o kadar tatlı bir dünya düşlemiş ki, kara kurbağasının büyüyle dönüştüğü biçimler muhteşem. Ejderhanın boğazından çıkan mavi baloncuklar da öyle.
Kralın tüm heybetiyle gelip, 17209 basamak çıktıktan sonra ‘Kapıyı aç! Kralın konuşuyor’ sözleri de hikâyenin içine bambaşka bir lezzet katıyor.
Tatlı mı tatlı çizimler içinde yürüyen hikâyeyle hiç bırakmak istemeyeceğimiz bir akışın içinde buluveriyoruz kendimizi. Finalde bütün taşlar yerli yerine otursa da, bence Chancery’nin aynayı yenmesi görülmesi gereken bir detay.
Bu kareler her ne kadar kendin ve kendinle mutlu olmak ve gerekenleri yapmak gibi temalar üzerinde gezinse de, her şeyin olabildiği büyücü dünyasının büyüsüne kapılıp gitmemiş yazar . Bu yönüyle övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Kırmızı kitabını kullanıp asistanını yakışıklı bir adama dönüştürebilirdi pekâlâ. Dönüştürmemiş ama.
Pablo Bernasconi’nin dünyası, çirkin olanı büyük gülüşlü mavi adama dönüştürüyor insanların gözünde. Kitaptaki gerçek büyücü kim derseniz? Büyücüsünü böyle doğru noktaya oturtup, finale sağduyusuyla ilerleyen Bernasconi’nin kendisidir bence. Bu harikulade hikâyeyi Türkçe okuyabilmek dileğiyle.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Avustralya

    ,

    kitap

    ,

    Mavi

    ,

    Kırmızı

    ,

    Kral

    ,

    yazar