KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Kızarmalar, kıskanmalar, uzakta kalmak istememek vardır aşkın içinde; 'Toi+Moi' adlı kitabın içindeyse aşkın halleri
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Aşkın içinde ne var?

Aşk pembe bir şey midir? Sanıyorum öyle. Turuncular da girer mi içine? Girer tabii ki. Kızarmalar, kıskanmalar vardır içinde. Bir de uzak kalmak istememek. Kanatlanıp uçacak gibi olur insan. Kanatları çıktığını hatta uçtuğunu bile hissedebilir pekâlâ.
‘Seni düşündüğümde hayatı farklı görüyorum’ sözleriyle başlayan bir aşk kitabı ‘Toi+moi’. Sandrine Lhomme bütün içtenliğiyle bize aşkı sunuyor bu kitapta. Korkusuzca, çocuktan aşkı saklamadan, esasında kimselerden saklamadan anlatmış derdini Lhomme. Sırf bu nedenle fazlasıyla övgüyü hak ediyor bence.
Bir hastane odasında, endişe merdivenlerinin kenarına büzüşmüş beklerken okudum ben bu kitabı. Merdiveni inip çıkmaktansa kenarda beklememi sağladı bu tatlı mı tatlı kitap. Güzel şeyler, içini güzel tutuyor ve daha fazla dirayetli olmasını sağlıyor insanın. Kitapların, özellikle de çocuk kitaplarının büyüsü burada sanırım.
Bir yaratıcının dünyasının içine dalıyorsan, oradan çıkmak istemiyorsun. En korkutucu anlarda bile destek oluyor başkalarının dünyaları sana. Siyah seni bekliyor istesen de istemesen de, pembe karşında göz kırpıyor sana ve ‘’Siyah bekleyedursun, belki de gelmeyecek’’ dedirtiyor. Sonra bir de bakmışsın ki, siyah gelmemiş sahiden. Elbette biliyorsun, gelebilir.
Benim siyah gelmedi. Uzaktan bakıp, göz kırpmakla yetindi. ‘Toi+moi’, pembesiyle içimi daha sakin, daha temiz tutmama yaradı.
Her şey bittikten sonra bir kez daha okudum kitabı. Daha coşkulu, daha hakkını vererek. Çok güzeldi. Pembeliğiyle beni kendine hapsetti. O kadar da memnundum ki bu esaretten... Bilmediğim kelimelere bakıp yeni şeyler öğrendim, bilmediğim ufacık şeylerle karşılaştım ya da unuttuğum duygularla tekrar yüzleştim.
Aşkla başbaşa
Sevdiğini düşünen ufaklığımız, başkalıklarla başlıyor hikâyemize. Sevdiğinin bir sözü yetiyor utanması, kızarması için. Küçük bir öpücükle acayip şeyler oluyor. Birbirini üzmek, başka birini görünce kıskanmak da var hikâyenin içinde. Kıskançlık, ağacın dalına otururken öpülen ufaklık ve uçuşma kareleri çarpıyor çizimlerde en çok. Akıp gidiyor kitap kendi tonları içinde. Sevmek duygusuyla, aşkla yüz yüze kalmak kalıyor bize.
Yaratıcımızı kutlamak, bize de bu duyguları böylesine yaşattığı için mutluluktan uçmak kalıyor geriye. Bir de aşklarına ithaf etmiyor mu bu kitabı yazarımız ve çizerimiz olan Lhomme, tek aşk da yokmuş dedirtiyor o zaman .
Aşkı sevenlere, merak edenlere, nefes almak, başka dünyalarda gezinmek isteyenlere birebir bu kitap. En kısa zamanda Auzou imzalı bu kitapla karşılaşmanız dileği ile.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    aşk

    ,

    Çocuk

    ,

    zaman

    ,

    Uzak