KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Kırmızı bisikletli ressam, günlerden bir gün yaptığı resimleri satamamaya başlar. Bisikleti başta olmak üzere yavaş yavaş her şeyini satmak zorunda kalır
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Bu işte bir mavi kuyruk var!

Bazen istediğimiz her şeyin bizim olmasını hayal ederiz. Sihirli bir değnek değse de isteklerimiz yerine gelse diye düşünürüz. Olacağı yoktur böyle bir şeyin. Olsa da sıkılabileceğimizi tahmin ederiz. Ben sıkılmam diyenlerin seslerini duyar gibiyim. Ben de sık sık sıkılmayacağımı düşünürüm oysa sıkılacağımı gayet iyi bilirim içten içe. Hoş, olsa da sıkılma noktasına gelsek diye de düşünülebilir pek tabii.
Sait Munzur, Tudem’den çıkan sevimli kitabında böyle bir hikâye üzerinde dolaşmış tatlı bir biçimde. Kitabın kapağında bizi karşılayan uzun, beyaz bıyıklı, yuvarlak gözlüklü, kırmızı bisikletli, sonradan ressam olduğunu öğreneceğimiz tulumlu birinin ardında, fincanını mutlulukla elinde tutan, mavi kuyruklu bir kedi yol almaktadır pedallara basılmasıyla birlikte. Bu pedallarla kitabın içine ilerleyeceğimiz çok bellidir aslında.
Kırmızı bisikleti ile tatlı mı tatlı görünen ressamımız günlerden bir gün yaptığı resimleri satamamaya başlar. Öyle ki bisikleti başta olmak üzere yavaş yavaş her şeyini satmak zorunda kalır. Mavi kuyruklu kedi çıkar çok kısa bir süre sonra sahneye ve kendine ev olarak ressamın evini, yoldaş olarak da bizim tatlı ressamımızı seçer. Ev yavaş yavaş bollukla yaşdığı günlere dönmeye başlar. Eskiciye satılan kırmızı bisiklet de dahil olmak üzere, satılan her şey geri gelmektedir eve. Elbette sonrasında sahip olmak için yıllarca beklenen hemen hemen her şey. Sait Munzur öylesine esprili yaklaşmış ki bu isteklere; fil, zürafa, tren, gemi, araba, motosiklet, para ve aklınıza ne gelirse yer alacak gibi duruyor sanki bu karenin içinde.
Mavi beyaz çizgili pijaması ile gerçekleri anlayan ressamımızın burnundaki kırmızılığı görmek, mavi kuyruklu sihirbaz kedimizin mimiklerini incelemek için bile karşılaşılması zorunlu olan bu kitapta hikâyenin can alıcı birçok noktası içimize yerleşiyor. Birçok soru ile bizleri karşı karşıya bırakan bir hikâye örgüsü ustalıkla kuruluyor.
Bir ressamın niye artık resim satamadığı, isteklerimizin gerçekleşip gerçekleşemeyeceği, gerçekleşirse bunlardan sıkılıp sıkılmayacağımız, gerçek olanın ne olduğu, hayatımızda istediklerimiz sahiden istediklerimiz midir soruları ilk anda bize çarpıverenler. ‘Mavi Kuyruk’ dipten dibe, bundan çok daha fazla soru ile baş başa bırakıyor bizi. Derinlikli işleyişi sizi kendi derinliklerinizde gezinmeye itiyor büyük bir hüner sergileyerek.
Sait Munzur bu eseri ile 2010 yılında Tudem’in düzenlediği yarışmada aldığı ödül dışında elbette yıllardır yürüdüğü yolun sağlamlığı ile de bizlere ustalıklı bir bakış fırlatıyor.
Mart 2011 de yayımlanan bu kitabı ile karşılaşmanız dileği ile. Ben yeni kitaplarını, bundan sonra dinleyeceğim her öyküsünü büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum elbette.


    ETİKETLER:

    Beyaz

    ,

    Mavi

    ,

    Resim

    ,

    Gemi

    ,

    Para

    ,

    Araba

    ,

    Kırmızı

    ,

    kedi

    ,

    ödül

    ,

    Karşı