KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Bizi hikâyesinin peşinden sürükleyen, usta bir kalemle karşı karşıyayız. İki lise öğrencisi şöyle tanımlanıyor: Kız, çokbilmiş ve havalı bir şey. Oğlansa kendi halinde, bilmişin zıddı bir çocuk. Kimseyi aptal yerine koymak istemediğini söyleyen bir yazar Cem Akaş
Haber: GÖRKEM YELTAN / Arşivi

Bu kulübe üye olmayan giremez!
Ogün çevremdeki hiç kimseyi, büyükler için yazılmadığına inandıramadığım bir kitap Kant Kulübü. “Hadi canım sende, yok artık daha neler, Kant diyor kapağında...” benzeri cümlelerle karşılaştığım ve bıkıp usanmadan en az beş kişiye hikâyesini anlattığım bir kitap. Kant Kulübü, Piyanisti Vurmayın kitabı Tudem’den çıktı ve yazarı: Cem Akaş.
Cem Akaş’ı daha önce Enis Batur döneminin Yapı Kredi Yayınları’ndan bilenler, onun ilkgençlik kitabı yazmış olacağına nedense bir ihtimal vermiyor, benim onlarla dalga geçmeye çalıştığımı düşünüyorlardı. Ben, niyeyse, hiç mi hiç şaşırmadım Kant Kulübü ile karşılaştığımda. Belki içten içe beklemişimdir böyle bir kitabın geleceğini ya da ne bileyim çok sevinmişimdir de o yüzden kolaylıkla hazmedivermişimdir Cem Akaş’ın bu türde bir şeyler yazmış olmasını.
Öncelikle kitaba başlayıp, elimden hiç bırakmadan, yemeden içmeden hemencecik okuyup bitirdiğimi belirtmek isterim. Bu, benim merakımdan, sevincimden kaynaklanmıyor kesinlikle. Hikâyenin sürükleyiciliğinden ve karakterleri adım adım takip etme isteğinden kaynaklanıyor. Kurgunun enfesliğinden kaynaklanıyor.

Bir kitabı elinden bırakamamak
Çocukken hep çete kurmak, bisikletimle maceradan maceraya koşmak isterdim. Sonraki yıllarda ise gizli örgüt işleri, ajanların çekici hayatları, korkular, gerilimler, bilinmezler çekti beni. Bir görev verilmesi (niye veriliyorsa ve ne diye bana veriliyorsa sorularını daha da büyüyünce sormaya başladım merak etmeyin) ve o görevin üstesinden gelmeyi kurguladım hep kafamda. Bugün hâlâ içimde böyle şeyler yattığı için oyuncu olmuş olabileceğimi, yazmaya da oradan kalan bir şeylerle başladığımı düşünüyorum. O nedenle bu kitap tam da bana göreydi. Tabii ki elimden bırakamazdım.
Verilen bir görev, daha önce görevle mörevle alakası olmayan iki liseli, onların görevleri ile birlikte yola çıkılan bir çizgi ve çizgiden bir saniye bile kopmamaya çalışmak... Her detayı yakalama isteği, sonraki macera olacak olursa diye hiçbirini de unutmamak için çaba harcama.
Neden mi Kant Kulübü, neden mi bir görev veriliyor, bu görev başarılabiliyor mu, maceranın içinde kimi takip ediyorsunuz ve karakterlerden hangisi olarak devam ediyorsunuz hikâyeye, ben bilemem, bazılarını bilsem de söyleyemem.
Bildiklerim neler mi? En başta, bizi hikâyesinin peşinden sürükleyen, usta bir kalemle karşı karşıyayız. Bunun garantisini verebilirim. Maceranın devamını merak edeceğinizin de müjdesini rahatlıkla verebilirim...
İki lise öğrencisi şöyle tanımlanıyor: Su ve Kerim. Kız, çokbilmiş ve havalı bir şey. Oğlansa kendi halinde, bilmişin zıddı bir çocuk.
Kimseyi aptal yerine koymak istemediğini söyleyen bir yazar Cem Akaş. Didaktik olmaktan uzak durmaya çalıştığını söyleyen bir yazar. Bu alanda bana göre olmazsa olmaz iki tane cümleyi aklından geçiren hatta dillendirmekten de korkmayan biri. En kısa zamanda, çok fazla zaman kaybetmeden Kant Kulübü ile tanışın.