Kader yüklü hareketler

Kader yüklü hareketler
Kader yüklü hareketler
Agamben'e göre bizi mutlu edecek tek şeydir büyü. Büyü ile mutluluk arasında bağlantılar arar filozof
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

İlkin ifade etmekte yarar var, Giorgio Agamben derin bir kapitalizm eleştirisine girişir metinler boyunca. Bu girişim en çok da kitaba isim olan ‘Dünyevileştirmeye Övgü’ başlıklı yazıda derinleşecektir. Agamben’in metinlerini çarpıcı kılan bize çok yakınmış gibi duran yaklaşımları olduğu kadar bir şekilde edebiyat ve felsefeyi bağlamlaştırmasındaki başarıdır. Ayrıca Betül Parlak’ın çok başarılı çevirisi ‘Dünyevileştirmeler’i daha okunur kılmaktadır. Böylesi metinlerin ilk kaynaktan çevrilmesinin ve yetkinlikle çevrilmesinin okuma zevkimize katacağı özel değerler var. Bu türden metinlerde çoklukla karşımıza çıkan terminoloji ve okunamamazlık sorunu ‘Dünyevileştirmeler’ örneğinde olduğu gibi nadiren ortadan kalkmakta, özgün düşüncenin başka bir dildeki şakıması olarak hak ettiği karşılığı almaktadır...
Bu birbirinden sıkı metinleri, okur, yazarın dünya görüşünü de bir yana bırakarak dikkatle takip eder, bazen heyecanını gizleyemez. Deneme felsefeyle, eleştirici şiirle iç içe geçer. Heyecan duygu olmaktan çıkar.
Kaldı ki heyecan, “iki aşamalı tek varlık” olan insanın tipik bir özelliğidir. Ve bu heyecan “karmaşık bir diyalektiğin sonucudur, bu diyalektikte bir aşamada (henüz) özellikleri bilinmeyen ve yaşanmamış bir taraf, öteki aşamada bireysel deneyim ve yazgının etkisindeki bir taraf bulunur.” Hele “bir gerilimler alanı olarak baktığımız özne” söz konusu olduğunda daha böyledir bu. Bir şekilde çocukluğa, mutlaka vurguda bulunur Agamben. Onu, bir yandan insanın yitirdiğini düşündüğü ‘büyüye’ kavuşabilmesinin çok özel bir imkânı olarak gördüğü diğer yandan ise, metaforik bir geçişkenlik olarak yorumladığı açıktır. Bu bağlamda, metinler boyunca sıklıkla atıf yaptığı ve hayranlığı yanında bağlılığını sunduğu Benjamin’e yöneldiği açıktır. Çünkü, bir keresinde çocuğun dünya ile ilgili ilk deneyimini “büyüklerin ondan güçlü olması değil de, kendisinin büyü yeteneğinden yoksunluğu olduğunu söylemiştir.” Agamben’e göre de bizi mutlu edecek tek şeydir büyü. Elbette burada büyü ile mutluluk arasında bağlantılar arar filozof. “Mutluluk mutlu olduğunu bilmemeye bağlıdır” ve bu ancak çocuklarda saklı kalabilen bir meziyettir. “Mutlu olan kişi mutlu olduğunu bilemez, mutluluğun öznesi bir özne değildir...”
Kıyamet Günü, Bir Hareket Olarak Yazar ve Dünyevileştirmeye Övgü başlıklı yazılar pek çok bakımdan, altı çizile çizile okunmayı gerektiriyorlar. Hiç abartmaya gerek yok fotoğraf okumak kadar sinemaya da düşkün benim gibi birisi için çok çarpıcı yorumlar içeriyor Kıyamet Günü. “Benim için fotoğraf bir biçimde Kıyamet Günü’nün yeri, fotoğraf dünyayı son gününde, Mahşer gününde nasıl görünürse, o biçimde gösteren şey”dir diyor Agamben. İçinde insan figürü görünen ilk fotoğraf sayılan Tapınak Bulvarı temel bir göstergedir onun için. O fotoğrafta, teknik bir yetersizlik sebebiyle öyle olan fotoğrafta bir hareket, çizmelerini boyatırken uzun süre hareketsiz kaldığı için ayakkabı boyacısının sandığına kaldırdığı ayağıyla poz verir gibi duran bir adam vardır. 

Kötü şöhret
Foucault başta olmak üzere Dostoyevski ve İbn-i Rüşt gibi yazar ve filozoflara atıflar yaparak, yazarın konumunu tartışıyor. “Yazar yapıtından önde gelemez” önermesine destek çıkan Agamben, yazar-özne bölünmesine inecek yazarla eylemi yani jesti arasında kökler arayacaktır. Vardığı sonuç şudur; “Her ifade ediminde, ifade edilmeden kalan şeye jest/hareket dersek, o halde, yazar metinde sadece bir jest olarak, yani tam da kötü şöhret olarak mevcuttur.” Çünkü yazar, okunmayı mümkün kılan okunamazlıktır ve bu okur tarafından teslim alınır. “Okuyan kişi yazarın şiirde boş bıraktığı yeri dolduracak ve okurken yazarın yapıttaki yokluğuna tanıklık ederek, yazarın ifadesiz hareketini tekrarlayacaktır.” Dünyevileştirmelerin “kutsalın tamamıyla uygunsuz ve yersiz biçimde kullanımı sayesinde de ortaya çıktığı” bu çağda, Agamben’in ‘ oyun ve kurban, müze ve tapınak’ benzeri çarpıcı yorumları, yazıyla bir kere daha önümüze seriliyor. Çapak çapak.


DÜNYEVİLEŞ-TİRMELER
Giorgio Agamben
Çeviri: Betül Parlak
MonoKL
2011, 160 sayfa, 16 TL.