Kadınlar türbanlı erkeklere karşı

Sibel Ongun, muhafazakâr erkeklerin başörtülü kadınlara bakışını inceliyor. Yazar erkeklerin önyargılarını, buna maruz kalan kadınların ağzından aktarıyor
Haber: ELİF EKİNCİ elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Gazeteci Selin Ongun, yeni kitabı ‘Türbanlı Erkekler’de Türkiye ’nin kemikleşmiş ‘türban sorunu’nu farklı bir açıdan ele alıyor. Ongun’un ‘t24’ için yaptığı röportajların geniş ve geliştirilmiş hallerinin bir derlemesi olan kitapta, bu kez tartışılan türbanın siyasi simge mi yoksa dini özgürlüğün bir emaresi mi olduğu değil. Ongun, konuyu pek dikkat çekmeyen bir tarafından tutuyor ve muhafazakâr erkeklerin başörtülü kadınlara bakışını irdeliyor. Muhafazakâr erkeklerin, özellikle de 28 Şubat süreci sonrası, yaşadıkları değişimi, örtünen kadınlara karşı tavırlarını, önyargılarını; bu değişimin getirdiklerine ‘maruz kalan’ kadınların ağzından, somut örneklerle aktarıyor Ongun. Ve ‘türbanlı erkekler’ dediği muhafazakâr erkekleri fazlaca genelliyor olsa da örtülü kadın ve muhafazakâr erkek profilleri hakkındaki sorularına bazen bilindik, ama çoğunlukla şaşırtıcı derecede açıkyürekli cevaplar alıyor. 

Hep aynı nakarat!
Sorularını yönelttiği 10 başörtülü kadın da açıkyüreklilikle yanıtlamış Ongun’u. Söyleşilen kadınlar, farklı yaş ve mesleklerden ama isimler tanıdık: AKP’nin kurucularından, Yeni Şafak yazarı Ayşe Böhürler, Meclisteki yemin törenine türbanıyla gelişinin ardından milletvekilliği düşürülen Merve Kavakçı, 90’lı yılların başında Refah Partisi İstanbul İl Hanımlar Komisyonu Başkanlığı yapan Yeni Akit gazetesi yazarı Sibel Eraslan, avukat Özlem Topal, Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan, Psikolog Enise Akgül, Taraf gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Ressam Hülya Yazıcı Aktaş, Star gazetesi yazarı Esra Elönü ve İsmailağa cemaatinin önde gelen ‘hocahanım’larından Emel Çalışkan. Soru-cevaptan mürekkep kitapta, söyleşilerin verdiği ilk intiba; muhafazakâr erkeklerin aslında başörtüsü konusunda diğer birçok erkekten daha önyargılı oldukları. Kitabın ismi de belki bu önyargıya ithafen ve başörtüsü ve türban kelimelerinin sembolik anlamları da göz önünde bulundurularak konulmuş: ‘Başörtülü Kadınlar Anlattı: Türbanlı Erkekler’.
Kitabın başında, ilk röportajın sahibi AKP’nin kurucu üyelerinden Ayşe Böhürler’in, muhafazakâr erkeğin önyargıları konusunda ilgi çekici sözleri var. Böhürler, muhafazakâr erkeğin başı açık kadını yakınlaşmaya daha müsait gördüğünü belirtip ekliyor; “Başörtülü bir eş bir şey bilmez, cahildir, köy ‘background’una sahiptir, o sosyal ortama ayak uyduramaz gibi önyargılar var. Muhafazakâr erkekler, başı açıklığı modernlik kriteri olarak görüyor. Ofisinde başı açık biri olmasının onu da daha modern yaptığını düşünüyor. Seküler dünyada insanların nasıl önyargıları varsa muhafazakâr erkeklerin de başörtülü konular hususunda benzer önyargıları var. Hatta bazen onlarda çok daha fazla önyargı var.” Bir başka ilgi çekici nokta ise Sibel Eraslan’ın cevaplarının arasında gizli: 28 Şubat sürecinin ardından, örtülü kadınların antidemokratik baskılar yüzünden konuşmamayı hatta mümkünse görünmemeyi tercih ettiklerini anlatan Eraslan; “Yalnızlaştırma-tecrit operasyonu sadece laik çevrelerle sınırlı kalmadı elbette. Muhafazakâr kesim de örtülü kadınları yalnızlaştırdı. Merve Kavakçı mesela, yalnız bırakıldı.” diyor. Röportaj yapılan isimler arasında yer alan Merve Kavakçı da “erkeklerin başörtülü kadınları rejim ve muhafazakâr erkek egemen siyasi toplum için bir ‘jeton’ olarak kullandıklarını” düşündüğünü söylüyor. Muhafazakâr kesimin başörtüsünü araç haline getirdiğini düşünenlerden biri de Hilal Kaplan. Kaplan, ‘içeriden biri’ olarak şunları söylüyor bu konuda; “Kemalistlerin başörtüsünü fetişleştirdiği gibi İslami camia da başörtüsünü fetişleştirdi. Mesela, ‘Başörtüsü kimliğimizdir’ sloganı. Hayır, başörtüsü kimliğimiz değil. Başörtüsü kadın açısından Müslüman yaşam biçiminin sadece bir veçhesidir.” Kitaptan çıkan genel intibalardan bir diğeri de başörtüsünün 28 Şubat öncesi bir onurken, şimdi artık sosyal bir “yük”e dönüşmüş olduğu. Bunun en sembolik örneğiyse, Sibel Eraslan röportajında da bahsi geçen, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan ‘Kalbi tesettürlü kasiyer aranıyor’ ilanı. Kitaptan alıntılanabilecek bu ve bunun gibi örnekler çoğaltılabilir. Ancak, kitabın önsözünü de yazan Murat Belge’nin şu sözleri, konuyu bir çırpıda özetlemeye yetiyor aslında: “Muhafazakâr olan ya da olmayan erkeklerle ilgili bir mevzu da değil aslında bu. Erkeklerin konu eşitlik olduğunda takındıkları tavır aynı.”

BAŞÖRTÜLÜ KADINLAR ANLATTI
Selin Ongun
Destek Yayınevi
2010, 170 sayfa, 11 TL.