Kapıyı çalan öykü

Kapıyı çalan öykü
Kapıyı çalan öykü

Cemil Kavukçu

Cemil Kavukçu'nun 'Bir Öykü Yazalım mı?' adlı kitabında öykü yazmak isteyen her yaştan okurun, yazar adayının işine yarayacak pek çok ipucu var
Haber: TÜLİN SADIKOĞLU / Arşivi

Öyküleriyle, romanlarıyla, şimdiye kadar yayımlanan yirminin üstünde kitabıyla edebiyatımızın tartışmasız en önemli yazarlarından Cemil Kavukçu çocuklar için yazmaya devam ediyor. Kavukçu’nun beşinci çocuk kitabı ‘Bir Öykü Yazalım mı?’ kısa bir süre önce yayımlandı.
Öykülerden oluşan ‘Selo’nun Kuşları’ ve üç köpek kahramanın başından geçenleri anlattığı ‘Havhav Kardeşliği’ adlı üç kitaplık diziden sonra Kavukçu, bu kez, çok sevdiği Yazar’ın okuluna yapacağı ziyareti heyecanla bekleyen Fatoş’u anlatıyor.
Fatoş, kitap okumayı sevmesinin yanı sıra yazar olmayı da istemektedir. Ancak kafasında pek çok soru vardır. Okuduğu öyküler onu “başka bir dünyaya sürüklemekte, ama öte yandan heyecanını daha da artırmaktadır.” “Öykülerin gizemini çözebilmek mümkün müydü? Bu işin bir sırrı var mıydı? Günün birinde kendisi de başkalarını etkileyebilecek kadar iyi öyküler yazabilecek miydi?” Fatoş, bu sorularla boğuşur. Ama kararlıdır. Çok sevdiği Yazar’ın okula geliyor olması onun için bir fırsattır. Sonraki gün Yazar’la karşılaşacak, ondan iyi bir öykü yazmak için gerekli olanları öğrenecek ve öğrendiklerini izleyerek bir öykü yazacaktır.
Cemil Kavukçu, metni boğmadan verdiği ayrıntılarla okurların “sözcüklerle resim yapmalarına” yardımcı oluyor. Romandaki Yazar’ın da ifade ettiği gibi “öykü yazmak sözcüklerle resim yapmaktır. Bu öyle güçlü bir iletişimdir ki öyküyü okuyan da bir resim çizer. Bu yazarın resmine benzemese de okuyan artık yazan olmuştur.” Yazarın resmine benzeyip benzemediğini bilemeyiz belki, ama kafamızda ertesi gün en sevdiği Yazar okuluna geleceği için heyecandan uyuyamayan Fatoş’un, onun heyecanını paylaşan ve öykü yazmasını destekleyen annesi, babası ve anneannesinin, sınıftaki öğrencilerin Yazarı karşılamadan önceki ve Yazar geldikten sonraki hallerinin resmi net bir şekilde belirir.
Romanda, iyi bir öykü yazarı olmak için öncelikle “sıkı bir okur” olmak gerektiğinin de altını çizer Yazar. Daha sonra da öykü yazarken onlara yardımcı olacak önerilerini sıralar. Öyküsünü yazarken yaşadığı tıkanmayı Fatoş, Yazar’ın şu söyledikleriyle atlatacaktır: “Siz öyküyü kovalarsanız o kaçar. Bekleyin, geldiği zaman kendini yazdıracaktır.” Bunlar Fatoş’a hem yol gösterir, hem cesaret verir.
Yalnızca Fatoş gibi genç arkadaşlarımız değil öykü yazmak isteyen her yaştan okurun, yazar adayının işine yarayacak pek çok ipucu bu romanda var. Bu ipuçlarından birini daha aktaralım: “ ‘Öykü kapınızı çalar ama konukluğu kısa sürebilir. O anda kulağınıza fısıldadığı her şeyi yazın. Gittikten sonra yazacaklarınız zorlama olacaktır.’ Yazar haklıydı. Bundan sonra yazacakları zorlama olacaktı. Kalemi bıraktı. Kollarını iki yana açarak esnedi. Yazmak ne güzel bir şeydi. ‘Kapımı çalmanı bekliyorum öykü,’ dedi”. Böylelikle, genç okurlar, ilgi çekici ve farklı konusu, usta kurgusu, okurun hayal gücünü hiç zorlanmadan harekete geçiren sıcak ve yalın diliyle, edebiyat tadını da alabilecekleri bir roman okumanın yanı sıra yazar olmak için nasıl bir yol izleyeceklerine dair romanın içerisinde usta bir yazardan pek çok ipucu bulmuş olacaklar.
Cemil Kavukçu’dan okumayı ve yazmayı sevenler için sıcak, içten ve dileyenler için yol gösterici yeni bir çocuk romanı. Sonraki kitaplarını şimdiden beklemeye başladık bile…

BİR ÖYKÜ
YAZALIM MI?
Cemil Kavukçu
Can Çocuk
2011
96 sayfa, 7.5 TL.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    Edebiyat

    ,

    Resim

    ,

    Çocuk

    ,

    yazar

    ,

    zaman

    ,

    Resmi

    ,

    genç

    ,

    yalın