'Karanlığın Yüreği' tekrar çarpıyor

'Karanlığın Yüreği' tekrar çarpıyor
'Karanlığın Yüreği' tekrar çarpıyor
Joseph Conrad, Kongo'ya yaptığı yolculuktan esinlenerek yazdığı 'Karanlığın Yüreği'nde, sömürgeciliğin uygarlık maskesini düşürürken Afrika'nın vahşi doğasını fotoğraflıyor
Haber: EMRE TÜRÜN - emreturun@gmail.com / Arşivi

Polonya asıllı olması ve İngilizceyi yirmi yaşından sonra öğrenmesine rağmen İngiliz edebiyatının en ilginç ve de en büyük yazarlarından biri kabul edilir Joseph Conrad… Yazarlığının hammaddesini oluşturan on altı yıllık denizcilik deneyimi ve modernizmin öncüleri arasında sayılmasına neden olan eserleriyle yirminci yüzyılın birçok yazarına da ilham kaynağı olmuştur. Conrad, “Edebiyattaki tüm büyük eserler simgeseldir ve bu bize karmaşıklık, güç, derinlik ve güzellik katmıştır” der ve bu savını desteklercesine ‘Karanlığın Yüreği’ni sunar okuyucuya. Kitabında irdelediği kavramlarla, yarattığı karakterlerle ve kullandığı metaforlarla derinliğin ve imgelemin görkemli tepelerine ulaşır adeta. Sömürgeciliği analitik ve aynı zamanda etik bir açıdan irdelediği uzun öyküsü ‘Karanlığın Yüreği’ni, 1890 yılında bir Belçika firmasında çalışmak üzere Kongo’ya yaptığı yolculuktan esinlenerek yazar.
Hikâyenin anlatıcısı, Thames Nehri üzerinde seyreden bir gemide arkadaşlarının arasında oturmaktadır. Bu arkadaşlar arasında İngiliz gemi kaptanı Marlow da vardır. Marlow, Afrika’ya yaptığı yolculuğu ve Avrupalı şirket temsilcisi Kurtz’u ararken yaşadıklarını anımsar ve hikâyenin anlatıcısı, dinleyici konumuna düşer. Artık Marlow’un hikâyesini dinlemeye başlarız. Marlow, heyecan ve para için bir şirketin gemi kaptanı olarak Belçika’nın sömürgesi Kongo’ya gider ve görevi bölgede en fazla fildişini toplayan ‘bir dahi’ olan ancak hastalanan Avrupalı tüccar Kurtz’u bulup İngiltere ’ye geri götürmektir. Kurtz, Kongo’da bir tanrı gibidir, yerlileri fildişi toplamak için köle gibi çalıştırır hatta dilediği gibi yüzlercesini öldürür. Kongo ile bütünleşmiştir ve İngiltere’ye dönmek istemez fakat hastalığından dolayı gemiye biner ve kısa süre içinde ölür.
Conrad’ın kitabında yarattığı karakterler simgeseldir. Avrupalı şirket temsilcisi Kurtz, yalnızca sömürgeciliğin bir neferi değil, aynı zamanda aydın bir toplumun meyvesidir fakat emperyalizmin sahtekâr sloganlarına kanarak ‘ışık götürmek’ gibi yüce bir görevle gittiği Afrika’nın karanlığında manen iflas eder ve içindeki karanlık ortaya çıkar. Bu bakımdan Kurtz, Avrupalı burjuva sınıfının emperyalizmle birlikte manevi olarak çöküşünü yansıtır. 

Emperyalizm ‘hacı’lığı
Conrad, Kurtz’un hasta halini “eskimiş fildişinden yapılma, el sallayan hareketli bir ölüm imgesi” olarak betimler. Emperyalizmin yozlaşmasını, Kurtz’un hasta bedeninde somutlaştırır adeta. Marlow karakteri ise Afrika’ya medeniyet götürülebileceği inancıyla yola çıkar ve ‘ beyaz adamlar’ tarafından yerlilere yapılan zulmü görerek şirketin tek amacının daha fazla fildişi toplamak olduğunu anlayınca hayal kırıklığına uğrar. Conrad’ın kitabında ‘hacılar’ olarak bahsettiği karakterler ise fildişi toplamak için Avrupa’dan gelen kâşiflerdir ve bu ‘hacılar’, Avrupa’da emperyalizmin bir din kadar kutsallaştığına dair vurucu bir göndermedir.
‘Karanlığın Yüreği’, yayımlandığı 1902 yılında sömürgecilik tartışmalarını alevlendirdiği kadar Conrad’ı da yerlileri vahşi ve hayvani özelliklerle anlatması nedeniyle ırkçılık suçlamalarıyla karşı karşıya getirir. Nijeryalı romancı ve eleştirmen Chinua Achebe, Conrad’ı, Afrikalı’yı bir insan unsuru olarak safdışı bırakıp öykünün konusuna ihanet etmekle suçlamış ve ‘ırkçı’ diyerek lanetlemiştir. Lâkin, Conrad’ın yerli betimlemeleri, ırkçı söylemlerden ziyade o yıllarda Afrika’ya gitmiş Avrupalı’nın iç sesidir ve bu iç sesin kitapta dışa vurumu, Conrad’ın fikirlerinden çok Marlow’un gözlemleridir. Afrika’nın tabiatının da ustaca betimlendiği ‘Karanlığın Yüreği’ni okuduğunuzda, karanlığı birçok açıdan ele alabilir, birçok duruma veya olaya referans gösterebilirsiniz. Fakat şu sorunun yanıtından da emin olabilirsiniz: ‘Karanlığın Yüreği’, insan eli değmemiş Kongo’da mı daha hızlı çarpar, sömürgeciliğin tohumlarının yeşerdiği Avrupa’nın derinliklerinde mi?

KARANLIĞIN YÜREĞİ
Joseph Conrad
Çeviren: Erhun Yücesoy
Can Yayınları
2011, 184 sayfa, 13 TL.