Karga Feramuz'un büyük aşkı

Karga Feramuz'un büyük aşkı
Karga Feramuz'un büyük aşkı

Nazlı Eray

Seksen yaşlarındaki karga Feramuz, yuvasını yaptığı ceviz ağacının bulunduğu bahçenin sahibi, Nazlı'nın babaannesi Cevriye'ye âşık olmuştur
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Canım ne zamandır bir çocuk kitabı okumak istiyordu. Çocuklu arkadaşlarım kitap önermemi istediklerinde kendi çocukluğumda okuduklarımdan başkası gelmiyordu aklıma; ayrıca merak ediyordum o günden bu güne neler değişti çocuk edebiyatında diye. Şansıma Nazlı Eray’ın ‘Karga Feramuz’un Aşkı’ adlı çocuk kitabı geçen günlerde yayımlandı.
Nazlı Eray’ın okurları onun fantastik diline, gerçeküstü ile gerçeği harmanlamasına alışıktır. O hayal dünyaları geniş kahramanlar yaratır. Bazen bir rüyanın peşinde, bazen de bir roman kahramanının ya da ünlünün izine düşerek maceralara atarlar kendilerini. ‘Karga Feramuz’un Aşkı’ da Eray’ın okurlarına tanıdık gelecek kurguya sahip. Çocuk kitaplarında sık karşılaştığımız konuşan hayvanlar, canlanan eşyalar ya da ölüler diyarından ziyarete gelenler, Eray’ın yetişkinler için yazdığı romanlarında zaten varlardır. Onun romanlarında, çocuksu kalmak, çocuksu merakı kaybetmemiş olmak, bilinmezler karşısında heyecan duymak övgüye değer özellikler olarak çıkar ortaya. Bu yüzden çocuksuluğu takdir eden Nazlı Eray’dan çocuk edebiyatına yakışacak bir roman beklemek yanlış gelmedi bana. 

Firavunla dostluk
Romanın kahramanı Nazlı, on dört-on beş yaşlarında bir çocuktur. Muhtemelen genç kızlığa girmek üzere olan diğer yaşıtları gibi aşkı merak eden Nazlı’nın eline, ceviz ağacından düşen bir anı defteri geçer. Okumaya başlayınca günlüğün bahçede yıllardır yaşayan yaşlı karga tarafından tutulduğunu anlar. Seksen yaşlarındaki karga Feramuz, yuvasını yaptığı ceviz ağacının bulunduğu bahçenin ait olduğu köşkte yaşayan, Nazlı’nın babaannesi Cevriye’ye âşık olmuştur. Genç Cevriye’yi yıllar boyunca uzaktan izler. Cevriye’nin evlenmesi, çocuk sahibi olması, şimdi ise yaşlı bir kadın olması Karga Feramuz’un aşkını engellemez. Asla gerçekleşmeyecek bir aşk olduğunun her zaman farkındadır Feramuz; fakat onu durduran şey, bir insana âşık olmuş karga olması değil, Cevriye’nin evli olmasıdır. Aşkını bu yüzden hayatı boyunca gizli tutar. Ceviz ağacının üzerinden Cevriye’nin koruyucu meleği rolüne bürünür.
Bu aşkı keşfeden Nazlı, aynı zamanda okullar tatil olduğu için yaz günlerini İstanbul Arkeoloji Müzesinde geçirmeye başlar. Zamanla müzede bulunanlarla arkadaş olur. İlk arkadaşı bir lahit içinde yatan İskelet’tir. Yüzlerce yıldır kendi için yaptırılan lahidin içinde yatan İskelet aslında bir firavundur. Nazlı müzeye girip çıktıkça firavunla dostluğu ilerler. Bir zaman sonra bu dostluğu müze bekçisi fark eder ama o da Nazlı gibi bu müzenin heykel ve iskeletleriyle konuşma yeteneği geliştirmiş biridir. Nazlı ile bekçinin dostları arasına Venüs heykeli, Büyük İskender ve diğerleri katılırlar. Aslında asırlardır durdukları yerden sıkılmıştır hepsi. Köleler özgürlüklerini isterler; Venüs güzel elbiseler giyip güzelliğini göstermek ister; hepsinin içinde yaşam özlemi kalmıştır. Nazlı’dan istekleri bitmez. Nazlı acıdığı bu heykellere tüm iyi niyetiyle yardım etmeye çalışır. Müzedeki hayal suyu çeşmesi sayesinde hepsinin hayalleri gerçekleşmeye başlar.
Köşk ile müze arasında geçen olağanüstü olaylar zincirinden oluşur Nazlı’nın hayatı. Aslında Nazlı Eray’ın romanlarında olduğu gibi, olağanüstü tüm olaylar ufak bir hayret sonrasında kanıksama ile karşılanır karakterler tarafından. Örneğin müze içindeki bir hırsızlık olayını araştırmaya gelen komiser ve polisler, hırsızın lahitlerden birinin üzerindeki ağlayan kadın olduğunu bulurlar. Buna ilk başta şaşırırlar fakat asla bu durumu olanaksız bulmazlar. Kendince bir mantık açıklaması yeterli olur. Örneğin, “canı çekti herhalde” bu hırsızlığın nedeni sayılır ve durum kabul edilir.
Nazlı Eray, eserlerinde her zaman komik unsuru yerinde kullanan yazarlardan olmuştur. Komik dokuyu en sıradan ile olağanüstünü birleştirerek yaratır. Bu kitabında da ağaca tünemiş iki dişi karganın diyaloğu pek hoş: Bir karga diğerine son zamanlarda aldığı kilolardan yakınır ve diyetisyene gittiğini söyler. Dostu “hiç ihtiyacın yok İkbal, tığ gibisin vallahi” der ama o ısrarlıdır “olur mu, kışın kilo almışım. Kuaförün önüne kanarya yemi döküyorlar. Oradan geçerken bir-iki gaga alıyordum. (...) Diyetisyen kesti sokaktan ekstra yemekleri. Bazı yağlı tohumlar yok, kanarya yemi yok...” 

Duygusal değerler değişmez
Belki her gün yüzlerce kadın arasında tekrarlanan, sıradan sözlerden oluşan bu diyalog, iki karga arasında geçince boyutu bir anda değişir. Aslında Nazlı Eray’ın anlatmak istediğinin tam bu olduğunu da gösterir bize. Hangi çağda, dünyanın neresinde, hangi canlı olursa olsun, duygusal değerler fazla değişmez. Aşk acısı, kıskançlık, ihanet, benzer şekillerde yaşanır. Romanın en bilge kişisi Büyük İskender aşk acısıyla tüm ömrünü geçiren karga Feramuz’a “önemli olan aşk” der. “Aşkı yaşamak. Onun tadını almak. Aşk’ın dünyayı nasıl değiştirdiğini fark etmek. Bence bütün olay bu! Bunu yaşayabilmek.”
Sömestr tatiline günler sayılırken çocukların ve gençlerin hayalini kurdukları şey kitap okumak değil belki ama bu sevimli kitap, özellikle genç kızlığa adım atmak üzere olan ya da arkeolojiye ilgi duyan çocukların hoşuna gidecektir.

KARGA FERAMUZ’UN AŞKI
Nazlı Eray
Doğan Egmont
2011 , 144 sayfa
12 TL.



Çocuk edebiyatında Nazlı Eray

SİHİRLİ SARAY
NAZ VE BÜYÜLÜ BAHÇE
NAZ VE KÖŞKTEKİ VAMPİR
FREJ APARTMANI’NIN ESRARI
GECE ÇİÇEĞİ İSTANBUL