Kaybolur gideriz

Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Vaat eden ve vaat ettiğini sunan bir yanı var Helikopter Yayınları’nın. Bir güzel kırmızı dudağı bile andıran yan rengiyle pek göz dolduran beyaz kapaklar yazar ve kitap isimleriyle de çok uyuştu bugüne kadar. Sadece iyi bir kitap okumanın değil güzel kitaplar okumanın da zevkini verdi has edebiyat okuruna. Bir yandan marjinalmiş gibi duran görüntünün aksine hakikatte çok özenli seçimiyle saf edebiyatın merkezlerinden biri olmanın göstergesi oldu kitaplar. Her yeni kitap gelecek yeni kitapları da müjdeledi sanki. Böylesi bir yayınevinin olması sadece okurlar açısından değil yayın dünyası adına da katkı, her daim. En azından benim için öyle.
Jean Echenoz’un, Mehmet Emin Özcan çevirisi ile sayfalarını çevirdiğim ‘Bir Yıl’ı okurken düşündüm bunları yeniden. ‘Bir Yıl’ ana hatlarıyla bir tür ‘Fragman Roman’. Literatürde böyle bir kavram var mı bilmiyorum. Onu eleştirmenler düşünsün. Fakat bendeki ilk düşünce bu oldu. Fragman ama bir fragmanın ötesinde, sınırlamayan ve okuru kendi genişliğine çıkarabilen bir roman aynı zamanda. Uzun hikâye diyebilir bazıları. Anlatı veya kısa roman hatta. Kurgunun ve anlatımın el ele verip yormayan akışı, olay örgüsünün karakterle getirdiği doğal uyum şüphesiz ‘Bir Yıl’ı hem daha okunur kılıyor hem de edebiyat zevkinin derecesini hiç düşürmüyor. Genç Victoire’nın bir anımsayamama anıyla başlayan yolculuğu, kaçışa doğru değil de nedense hep dönüşe yönelmiş olması mıdır okurun gönlünü çelen? Çağdaş insanın bütün geçitlerini, saçmalıklarını hemen hiç duyurmadığı fakat yoruma her zaman açık kalan ‘arınma psikolojisi’ ile birlikte vermesi de etkin olabilir okuma yakınlığının kurulmasında. Bir de bakarız ki en sıradan bireyler bile, banka hesapları, tren seferleri, kredi kartları, kontratlar, arkadaşlar ve otoyollarla birbirine çoktan bağlanmış haldedirler. Para, tükendikçe insanın tükenişini de hazırlayan ontolojik bir materyal hükmündedir de kimselerin hatırladığı bile yoktur. Olmayan gelecek değil bu yüzden belki bugündür.
Yine de, yine de, ‘Bir Yıl’ı nitelikli ve okunabilir bir edebiyat eseri yapan bunlar değildir. Victoire’nin, sıradan bir insan olarak, sorunsuzca, sorgusuzca, hatta yer yer anlamsız bir halde kendisine doğru kaçmasındadır bu nitelik. ‘Bir Yıl’ bize, dilden ve iddiasız bir anlatı olarak, her gün bir şekilde yaşanmakta olan hayat ve insan gerçekliğini getirir, kendisinden uzaklaşan insanın, uzaklaştığı şeyle sonuçta basitçe karşılaşmasını anlatır. Sanki, kaçtığımız, uğruna bedel ödediğimiz onca şey aslında olmaya da bilir demek ister. Ama der tekrarla, yaşamak, bir şeye inanarak yaşamak yine de buna değer. Bir gün “bir eczanenin aynasında kendini gördü; günün birinde bu hale gelebileceğini hiç düşünmemişti: giyeceği başka neredeyse hiç giysisi, kullanacağı makyaj malzemesi ve temizlik için her hangi bir şeyi kalmadığından ve bunları alacak parası da olmadığından, görüntüsü bozulmaya başlamıştı… “ Böylece, bir başka yere, cinsiyetin ve hazzın dışına çıkarır insanı J.Echenoz. Hatta sessizce yere çalar onu. Cinsiyet ve statü bir kez olsun aşılmalıdır şu hayatta.
Ayrıca yer yer sinematografik anlatım geçişleriyle de cazip bir roman ‘Bir Yıl’. Yarı bilinç haliyle göstermeye çalıştığı pasajlar son derece renkli ve canlı. Kaybolmanın cazip estetiği bile diyebiliriz bu açıdan kitaba. Kaybolmak, bir şekilde bir vesileyle kaybolmak, hatta kayboluşun saçma gerekçesini bulmaktan da söz eder kitap alttan alta. Eğer bir gün, kendimize dönmek, bu yanılsamalardan kurtulmak, kendi değerimizin derinliğini fark etmek istiyorsak bunu yapmalıyız, der. Çünkü “kendimizi kaybetmezsek kaybolur gideriz.” İşte bunu, kaybolup gittiğini bile fark etmeyen ancak kaybolduktan sonra bunun farkına varan Victoire’nin ‘geçişlerini’ anlatıyor ‘Bir Yıl’. Sürprizli finali, akıcı dili, gerçekten ayrılmayan dünyası, bir şekilde düzenin alt katına düşmüş insanları aktarmadaki sıcaklığıyla, sıradan insandan herkese kolaylıkla akabilecek bir roman bu. Otoyollar boyunca arabalarına otostop yaparak bindiği insanlardan birisinin, bir cenaze arabası sürücüsünün dediği gibi ‘insanlar artık ölmüyor’ olmak gibi bir çabayla pençeleşseler bile çoktan ölüm de hayat da insanın yanında akmaktadır. Romanın iç karakteri Louis- Philippe’nin arada bir umulmadık şekilde ortaya çıkmasında olduğu gibi, sürpriz bir kötülük olgusu değildir sadece. Yaşamak zaten bir sürprizdir. İyi bir edebiyat eseri gibi. Sessizce yazılır. Okunur. Yazılır.

BİR YIL
Jean Echenoz
Çeviren: Mehmet Emin Özcan
Helikopter Yayınları
2012, 52 sayfa, 10 TL.