Kendi maceranı kendin yarat!

Kendi maceranı kendin yarat!
Kendi maceranı kendin yarat!

Heather McElhatton

Tek başlangıçla 150 farklı son vaat eden 'Şahane Hatalar', kader diye bir şeyin olduğunun ve sizin kararlarınızla biçimlenebileceğinin ispatı niteliğinde. Kendi hikâyenize kendiniz yön vermek istiyorsanız, 'Şahane Hatalar' yerinde bir tercih
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Dün akşam Taksim’den Bostancı’ya her zamanki iki buçuk saatlik otobüs yolculuğumu yaptım. Ama bu defa, o iki buçuk saat içinde İtalya’ya, Fransa’ya, İngiltere’ye, İrlanda’ya, Kaliforniya’ya ve hatırlayamadığım daha bir dolu Avrupa ülkesine gittim. Sanat eğitimi aldım, o olmadı fen eğitimi aldım. Fen bilimlerindeki dehama rağmen, bir ilaç firmasında satış sorumlusu olup doktorlara rüşvet verdim, erkek arkadaşım üniversitede açılan sergide sevişme videolarımızı gösterince arkadaşlarım tarafından pek acayip dışlandım, dini bir tarikata katıldım ve beni seks kölesi olarak kullandılar, tarikattan ayrılmak isteyince tecavüze uğradım ama bebeği aldırıp tecavüzcüme sıkı fiziksel zarar verecek bir kaza tertip ettim, Fransa’da nehir kenarında bir teknede yaşayan bir hamalla evlenip posta idaresinde işe girdim, çoluğa çocuğu karıştım, geç yaşımda kayıp eşyalar bürosuna bırakılan bombalı bir paketin yol açtığı patlamada öldüm, İrlandalı bir mücevher tasarımcısı kadınla birlikteliğimi evlilikle taçlandırdım, ailem ve arkadaşlarım bana sırt çevirdi ama olsun, evlenmeseydim alkolizmin sularında boğulacaktım, İngiltere’de Hintli bir travestiyle aynı evi paylaştım, dedesi vefat edince birlikte Hindistan’a gittik, cenaze töreninden sonra arkadaşımın kız kardeşiyle yatakta basılınca sokağa atıldım, kaldırımda sersem sersem otururken bir araba beni ezerek öbür tarafa postaladı, kendimi tutup kız kardeşiyle sevişmese miydim diye düşündüm sonradan, ama o zaman da İngiltere dönüşü hepatitten ölecektim, Los Angeles’ta arkadaşlarıma ulaşamayınca girdiğim fastfood araba servisinde bir yanlış anlama sonucu alnıma dayanan bir silahla cavlağı çektim, fen eğitimimin gerektirdiği fedakârlık bana erkek arkadaşıma mal oldu, uyuşturucuya başladım…
Otobüsten indim, eve girdim, kızı yedirdim içirdim, oynadık, kızı yatırdım falan derken, gazeteciliğe soyunuyorum, tesadüfen bir telefon konuşmasına kulak misafiri olarak, küçük kızları kadın ticareti yapan birtakım heriflerin elinden kurtarıyor ve Time’a kapak oluyorum, gazetecilikle ilgili tüyolar verdiğim kitaplarım satış listelerinde bir numara oluyor, gelsin ödüller para vs, maymunların kullanıldığı bir deney laboratuvarında hademelik yaparken maymunlardan biri benimle duygusal bir ilişki kuruyor, bana da iyi geliyor açıkcası bu duygusallık, ancak erkekler hep aynı şeyi ister ve belki de hepsi maymundur, bir süre sonra benimki de sadece romantizmle yetinemediğini açık açık belli ediyor, doktorlar bu ilişkiyi ilerletmem karşılığında ciddi bir ödeme yapıyorlar, ne yazık ki onlar müdahale edemeden maymun beni beceriyor, ama zengin, evli barklı, çocuklu çoluklu bir kadın olarak seksen bir yaşında, tıp aleminin çözemediği bir virüsten ölüyorum yolun sonunda, bir sağlık uzmanıyla evlenip çocuk yapıyorum, bir kasırga yaşadığım şehri hallaç pamuğu gibi atıyor, tam her şey bitti diyecekken, arka bahçedeki barakada uyuşturucu üretmeye başlıyoruz kocamla ve çocuklarımla torunlarıma küçümsenemeyecek bir servetle, doya doya yönetebilecekleri bir uyuşturucu imparatorluğu bırakıyorum, gözümü bir açıyorum, evdeki ikili kanapede ağzım açık kaykılmışım, sabah ezanı okunuyor. 

İş , ev ve çocuktan arta kalan
Ve ben gerçek hayata dönüyorum, uyuşturucu kullanmadığım, kimsenin karısına kocasına, kız ya da erkek kardeşine sulanmadığım, herhangi bir suça bulaşmadığım ya da herhangi bir suçun kurbanı olmadığım, sabah eşimle kızımı yedide uyandırıp kalhvaltılarını, iş ve okul çantalarını hazırladığım, onlarla birlikte kapıdan çıkıp işe yollandığım, iş, ev ve çocuktan arta kalan zamanlarda iki satır çiziktirdiğim…
Ama neredeyse bütün bir akşam, hayatımın şu otuz sekiz yılında hiç yapmadığım bir şekilde aklıma eseni yaparak, yok aslında yalan oldu bu tabir, hep tehlikeli ve macera kokusu taşıyan seçenekleri tercih ederek, birbirinden farklı yirmi-otuz hayat yaşadım. Canımın fiziksel ya da duygusal olarak yanmasını iplemedim. Terk edilmeyi, ihanete uğramayı, ecelimle ya da saçma salak bir şekilde ölmeyi de…
Heather McElhatton’ın tek başlangıca, ancak 150 farklı sona sahip romanı ‘Şahane Hatalar’ sayesinde farklı yaşamöyküleri arasında koşturdum, bir roman kahramanı olarak kaderimi kendi ellerimde tuttum. Yolun başında liseden mezun olmuş bir gençtim ve erkek arkadaşımla üniversiteye mi gideceğimin, yoksa sırt çantamı omzuma atıp dünyayı mı göreceğimin kararını vermem gerekiyordu. Bu karardan sonra her şey, her defasında çok hızlı gelişti, bir dolu yol ayrımına geldim, bazen verdiğim kararı ve sonuçlarını beğenmeyip zamanda, o kararı aldığım ana geri dönüp diğer seçeneği değerlendirdim. Böylelikle başkahramanı olduğum otuza yakın roman okudum, neyse ki geriye yüz küsur tane daha kaldı.
İnsana tek kitapta 150 roman okuma şansı tanıyan ‘Şahane Hatalar’, iyiliklerin her zaman ödüllendirilmediği ama kötü kararların da bazen şahane olayların başlangıcı olabildiği, insanın her defasında başka biri olma deneyimini yaşayabildiği, soluk soluğa okuma tabirinin hakkını sonuna kadar verebildiği bir çalışma. Romanın kalınlığı da haliyle hiçbir okuyucuyu korkutacak gibi değil, çünkü altı yüz kırk sayfanın tamamını (ya da altı yüz kırk sayfayı baştan sona) okumuyorsunuz. Bazen maceranızı otuz kırk sayfada bitiriyorsunuz, şanslıysanız daha uzun sürdürebiliyorsunuz. Okuduğunuz macera sizi sarmadıysa, istediğiniz noktaya geri dönüp diğer yolu seçerek yeni bir romana devam edebiliyorsunuz. 

Türün tek örneği!
Bizde genelde çocuk edebiyatında örneklerini gördüğümüz bu “maceranı kendin yarat”, “kendi maceranın kahramanı ol” formatının polisiye, macera, erotik vs. gibi türlü türde örnekleri yetişkinler için ibadullah yurtdışında. Ve ‘Şahane Hatalar’ bu türün Türkçedeki tek örneği. Eğlence, kafa boşaltma, çantasında tek kitapla orta ölçekte bir kütüphane taşıma şansına erme gibi arzuları olanlar için biçilmiş kaftan niteliğinde. Bu arada, yazarın aynı teknikle yazdığı diğer kitaplar da çok yakında April Yayıncılık logosuyla bizimle buluşacak.
‘Şahane Hatalar’ı elinize alın ve kararınızı verin; köşün biricik efendisi mi olacaksınız yoksa nehir kenarında yaşayan bir evsiz mi? Japonya’da bir Zen rahibinin eteğinin dibinde mi bitecek hikâyeniz yoksa New York’ta bir karavanda mı? Newsweek’in de dediği gibi; “Başroldesiniz, hakkını verin!” 

ŞAHANE HATALAR
Heather McElhatton
Çeviren: Dilek Berilgen Cenkciler
APRIL Yayıncılık
2011, 640 sayfa
24 TL.