Kendine kiracı

Kendine kiracı
Kendine kiracı
Kendi ağrısını iki sözcükle temellendirir şiirlerinde Süreyya Aylin Antmen: 'Sonsuz' ve 'kiracı'. Hatta bu iki sözcüğü büyük bir endişeye dönüştürür
Haber: Veysi ERDOĞAN / Arşivi

Süreyya Aylin Antmen’in ‘Sonsuzluğa Kiracı’sı bir ilk kitap . Yeryüzüne bakmaktan gelen bir gizil gücü var bu şiirlerin. Çatallanan. Başka yollara karışmayı seven. Kendi içine doğru genişleyen. Kiracı olduğu dünyaya hareket halinde bir devamlı yolculuk. Sonsuza eğilen bir mülksüzlük hali... Kendi ağrısını iki sözcükle temellendirir şiirlerinde Antmen: ‘Sonsuz’ ve ‘kiracı’. Hatta bu iki sözcüğü büyük bir endişeye dönüştürür. Buradan hareketle bir yeryüzü okuması çıkarır. Şiirine yeni algı kanalları açar: Çıkmaz, sınır, hiçlik, tapusuzluk, yokluk, yara…
Paolo Zellini ‘Sonsuzun Kısa Tarihi’nde sonsuzu, ölçülemez olanla tanımlar. Sınırsızlık bir yanılgılar yeridir ona göre. Çıkışsızlığın mekânıdır. “Ölçünün ve sınırın yitirilmesinden daha tehlikeli bir şey yoktur. Bu, sonsuzun yol açtığı yanılgıdır; kesinkes belirlenmiş ve biçimsel olarak tanımlanmış olan şeyin görece yetkinliğinde saklı anlamı yitirir ve bunun sonucunda hiçlikte ya da çıkışı olmayan labirentte yolumuzu kaybederiz.” Zellini sonsuzu, sınırın yitirilmesi olarak tehlikeli görür. Hiçlik ya da gideceği yeri belli olmayan bir sarmal şeklinde düşünür. Dolayısıyla sonsuz, rizikolu bir algının dışavurumudur. Belirsizliğin mekânında dolaşmak fikrinin Antmen’in şiirlerine yansıdığı bu atmosfer, bir karışık heyula yaratır. Buradalık algısından uzakta, yersizlikle taçlandırıl mış bu şiirlerin gittiği yer, bir yokluk durumudur. Yokluk düşüncesi, sonsuzun bir varyantıdır. Eşduyumlu bir zaman perdesine tutulmuş gibidirler. İlkesizdirler, belirlenmişlik ya da bir noktaya sabitlenmiş değildirler. Bir sürerlik söz konusudur. Bu sürerlik, iç yıkım üzerinden kendisini şiir kılar. Bitimsizlik, yaranın içine süresiz bir şekilde müdahale eder. Ki burada Antmen’in şiirlerindeki ikinci endişe devreye girer; kiracı olmak.
Kiracı olmanın göndereni mülksüzlüktür. Durmadan bir yerlere ya da kişilere, kendisine ait olmayan mekânı kullandığı için bir karşılık vermek demektir. Bu maddi bir karşılıktır. Bir de yok sayılamaz bir iç gerçeklik var ki o da Tanrı’ya karşı kendisini kiracı olarak görmektir. Antmen’in şiirlerindeki kiracı olmak algısı, ‘Tanrı’ ve ‘ dünya ’ üzerinden şekillenir. Geçicilik ve sürerlilik bağlamında. 

İnsan ile Tanrı arasında bir gelgit
Antmen’in ‘Sonsuzluğa Kiracı’sı zamanın geçiciliğe atfen dünyaya, yaratanın kesintisizliğine bakarak da ilahi olana bakışını derinleştirir. Şöyle ki; insanın yeryüzünde varla yok arasında bir yerde duruşu; savunmasızlığının, yapıp ettiklerine karşılık bir gün buralarda olamayacağının işaretidir. Bu geçicilik, Antmen’in şiirlerinde dünyaya karşı kiracı oluşla temellenir. Bir başka savunmasızlık biçimi de Tanrı’ya karşı bazen borçlu, bazen sorumlu, bazen de kızgın olma durumuyla ilişkilendirilebilir. Çünkü insanoğlu, yeryüzüne fırlatılmıştır. Dolayısıyla her türlü ‘şey’le karşılaşabilir. Antmen’in şiirleri ‘yaralanmak’ bağlamında bu ‘şey’den nasiplenir. Yara, Antmen’in şiirlerinde bağlayıcı bir öznedir. İnsan ile Tanrı arasında bir gelgit. “Onun diri yaraları eşliğinde söylenen şarkıyı duyur” dizesi gibi. Tanrı’dan ikinci tekil şahsa bir isteğin iletilmesini bekler Antmen. Bazen de “bir budak aramadınız nefesimdeki yaralı ağaçta” gibi bir dizeyle birinci tekil şahsın birinci çoğula serzenişiyle sürdürür yarasını. “Bir yara gibi kapansın dediğim vicdan” ile kesintisiz yürüyen belleğin bir bitime evrilmesini diler.
Antmen’in şiirlerindeki bu ağrı, dünya yoksulu olmakla ilişkilendirilebilir. Çünkü kirasını ödeyemez bir bilinç devrededir. Dünyaya ve Tanrı’ya borçlu oluşu bu nedenledir. Dünya ve Tanrı arasında insan vardır. O onulmaz varlık, şiir kişisiyle bir anlaşmazlık içindedir durmadan. Çünkü insana kurulan cümlenin kirası da ödenmemiştir. Antmen, bundan yakınmaktadır. Kendi sarmalında gezinen çıkışsızlık durumundan kurtulamaz. Bu bağlamda Antmen’in şiirlerinin anlam hanesi; incinmişlik, geçicilik, mülksüzlük, Tanrı’ya karşı borçlu oluş, yersizlik, yaralı bir ruh hali, yas, yokluğa sürülmüş bir bilincin yalnızlığı üzerine kuruludur. Çünkü insan yarasını mülk edinerek Tanrı’ya bakar. Aslolan odur. İnsanın biricik tapusudur, bana göre. Hiç kimse Tanrı’nın yanına acısının dışında bir şey götüremez. İnsan, sonsuz kere acısına yaslanır. Onun yasını tutar. O çemberin dışında boşluk vardır. ‘Sonsuzluğa Kiracı’ da o boşluğa bakmaktan gelir.

Sonsuzluğa Kİracı
Süreyya Aylin Antmen
Şiirden Yayınları
2011, 62 sayfa, 8 TL