Kendisine yol gösteren yazı

Kendisine yol gösteren yazı
Kendisine yol gösteren yazı
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Tam da kendimi Esra Yalazan’ın cümlelerinin çağrısına tutulmuş, tatlı bir uçurum sarhoşluğunun, saklı bir göl dalgalanışının, şafak sislerinin dahası okuma lezzetinin ortasında bulmuşken birdenbire soruverdim; peki ne diyeceğim, hangi cümleyi benim olarak kuracağım şimdi? Ataç’dan beri her kitabı ve kalemi ele alıp da yazmaya koyulan nice türev elbiseli yazarların sınırından başımızı eğe eğe geçmenin o trajikomik görüntüsü zihnimde yer etmişken hem. Yine birden, Kelimeler ve Kader’in yazarı imdadıma yetişti ve aradığım şeyi önüme koyuverdi. “Bir hayat hikâyesini sadece o yazarın mahremine sokulmak için değil de kendinize ayna tutmak, yazıyla, edebiyatla ilişkinizi sınamak için okursanız benliğiniz de perde perde genişliyor. Daha evvel hiç fark etmediğiniz ayrıntıların yardımıyla neden bu dünyada olduğunuzu düşünüp ürperiyorsunuz…” Tam olarak böyle söylüyordu Yalazan, Herman Hesse için kaleme aldığı yazısının bir yerinde. Zihnim cümlenin başındaki ‘hayat hikâyesi’ deyimini, ‘ kitap okumak’, ‘bir yazarı okumak’ olarak değiştiriyor ve ‘Kelimeler ve Kader’deki mayalayıcı fikri keşfediveriyordu kendisince. Tabii elbette bu kadar da değildi…
Belirgin iki tür yazar tipi gözlemliyordum özellikle kitap hakkında yazanlar söz konusu olduğunda. Öyle ya, kitabın asıl muhatabı gibi gözüken okurlar yanında bir de dar elek konumunda olan eleştirmenler ve yazarlar söz konusuydu. Belki ilkin onların eleğinden geçtikten sonra dolayıma giriyordu kitaplar okur dünyasında. Elbette burada çelişik bir durum da yok değildi. Çokça zaman hakkında onca yazı kaleme alınan, tanıtımı yapılan, eleştirilen kitaplar arasında sayıca bir sonuca gidemeyen kitaplar da vardı. Fakat şimdi konu bu değil. Asıl mesele, Esra Yalazan gibi doğrudan kitaptan kalkarak kitaptan çok, kitapla birlikte, kitabı aşmadan fakat kendisine çıkan yazarların durumudur. Yazara yol gösteren yazarlarla okura yol gösteren yazarların dışında başka bir yol da olabileceğini gösteriyor Yalazan, ‘Kelimeler ve Kader’de. Yazarın da, okurun da ve kitap hakkında yazanın da tam olarak kendisi olduğunu ve her şeyin böyle güzel olduğunu açığa çıkarıyor. Nitekim, ‘Kelimeler ve Kader’de ben hep ama hep Esra Yalazan’ın yazarlığını gördüm ve bu yazarlığın önünde saygıyla eğildim. Neden?
“Malum, hepimiz önceden bizim için yazılmış hikâyelerin birer uzantısı olarak bu dünyaya geliyoruz.” Yine böyle bir cümle kurmuş Yalazan. Madem okuduğumuz kitap da önceden bizim için yazılmış hikâyenin bir uzantısıdır biz onun okuru olduğumuzda, kaderle savaşmak yerine onu duyup anlamaya çalışmak bir yol olamaz mı? Kaderi her tür teslimiyetçiliğin ötesinde algıladığı açıkça belli iken üstelik yazarın. “Yan masada oturan kadını izlerken onun zihninde uçuşan düşünce kırıntılarını tahayyül etmeye çalışıyorum. Gözlerini dünyaya kapatıp, o narin çenesini biraz yukarı kaldırırken ruhunu şimdiki zamanın bilincinden kopardığında hayallerini en çıplak haliyle görebilmeyi istiyorum. Biraz evvel aldığım beyaz zambak demeti tembel bir kedi gibi masamda yatıyor. İçlerindeki tozsu tohumlara dokununca parmaklarım kızarıyor…” İşte bu cümleler için de çok sevdim Yalazan’ın yazdıklarını. Kendi yazısının şiirini bulabildiği için, yazdığı yazardan çalmadan kendisini inşa edebildiği için. Bir tür buluşma ve buluşturmalar kitabı ‘Kelimeler ve Kader’. Üstelik salt bir sonsuza değin övme, abartı tuğlalarından duvarlar örme eylemi de değil. Seyahat kelimenin tam anlamıyla yolculuğa dönüşüyor onda. Akan zaman bir daha tekrarlanamayacak yaşantılar ve duyuşlarla iç içe geçiyor. Ansiklopedik bilgi eserin ruhuna nüfuz etmenin bilinciyle şairden çok bir romancı olmaya uzun vadede aday bir yazarı da işaretliyor ayrıca. Esra Yalazan’ın böylesi niyetleri var mı bilmiyorum ancak, pek çok yerde öbek öbek roman adacıkları göz kırpıyor okura. Bir şeyi daha duyuruyor bize ayrıca, İster T. Bernhard ister Tanpınar okuyun sevmek ve anlamaya çalışmak çok önemlidir. Anlamak o kadar önemli değildir, anlamaya çalışmak çok önemlidir. Çünkü bu tür bir tutumla bu kadar çok yazarı sever ve okuyabilirsiniz, onların her bir sayfasından kendi kaderinize gidebilirsiniz. Zaten kitap bizim kaderimize benzedikçe güzel değil mi onun için gerekli değil mi? Salt yazarlar ve kitapların dünyasını keşfetmek için değil belki daha önemlisi edebiyat ve yazarlık olgusunu kendisine özgü bir kültür ve duyarlıkla dönüştürmüş Esra Yalazan’ın dünyasına girmek için de ‘Kelimeler ve Kader’. Özümseye özümseye hem.

KELİMELER VE KADER
Esra Yalazan, Timaş Yayınları, 2011, 288 sayfa, 15 TL.