Kirli erkek gözleri arasında

Kirli erkek gözleri arasında
Kirli erkek gözleri arasında

Mübeccel İzmirli

Mübeccel İzmirli'nin öyküleri, bu topraklarda kadın olarak doğmanın ve ayakları üstünde durmaya çalışmanın süreğen sancılarını olağanüstü bir şekilde anlatıyor
Haber: YALÇIN TOSUN / Arşivi

‘Sabah Geçidi’ adlı bir öykü kitabının ve onun yazarı olan Mübeccel İzmirli’nin adını ilk kez Ömer Ayhan’ın, Kitap -lık dergisinin 129. sayısında yer alan Sabah Geçidi’ni Kim Yayımlayacak? adlı yazısını okuduğumda duymuştum. Yazının genel halet-i ruhiyesi beni bu kitap ve yazarı hakkında meraklandırmış, unutmaya meyyal yapımızın edebiyatı da es geçmediğini, kimi zaman has edebiyatçıların da bu unutulmadan paylarına düşeni fazlasıyla aldıklarını bir kez daha hatırlatmıştı. Sonrasında olanlar: Cemal Süreya’nın belki zamanında okuduğum ama bende yer etmemiş Mübeccel İzmirli adlı şiirine rastlamam ve yazar ile yazdıkları hakkında duyduğum merakın gitgide artması…
Ömer Ayhan’ın bu önemli sorusu geçen yazın sonlarına doğru Semih Gümüş ’ün Notos Kitap’tan ‘Sabah Geçidi’ni yayımlamasıyla yanıtlanmış oldu. Hayatı zorluklar içinde, ama hep yazıyla, şiirle, dergilerle ve diğer edebiyatçılarla iç içe geçmiş bir yazarın tek öykü kitabı ‘Sabah Geçidi’. Kadın yazar-erkek yazar ayrımının çoğun zorlama sonuçlar doğuran ve cinsiyetçi bir yaklaşım olarak kabul edildiği doğru; ancak Mübeccel İzmirli’nin bir kadın ve bir yazar olarak bu toplumda yaşadığı sıkıntıların yazısına bu denli acıtıcı bir şekilde yansıması üzerine düşünmek gerekmez mi? Gerçekten de, Mübeccel İzmirli’nin öykülerinin, bu topraklarda kadın olarak doğmanın; düşünen, ayakları üstünde durmaya çalışan bir birey olmaya çalışmanın süreğen sancılarını olağanüstü bir şekilde yansıttığı söylenebilir.
1934 doğumlu olan İzmirli’nin ciddi sağlık sorunları nedeniyle öğrenim hayatının liseyi bitirmeden sona ermesi, sonrasında sekreter, memur ve düzeltmen olarak çeşitli işlerde çalışması, 60’lı yıllarda ‘Otağ’ ve ‘Yelken’ adlı edebiyat dergilerinde sırasıyla kurucu ve yönetici olarak emek vermesi ve edebiyatla dolu hayatını üç verimle süslemesi (‘Sabah Geçidi’ dışında ‘Gök Katında Kaza’ adlı şiir ve ‘Ay Kızla Gülen Oğlan’ adlı çocuk kitabı var yazarın) onun hakkında ilk ağızda söyleyebileceklerimiz…Ya sonrası? Başkaca bir şey yayımlamamış olması yazmamış olduğunu mu gösterir acaba, yoksa o da küstürdüğümüz birçok değerli yazar gibi paylaşmak mı istememiştir yeni yazdıklarını? 

Yolda tek başına
İlk baskısı 1967 yılında yapılmış bir kitap ‘Sabah Geçidi’. Bu basıda da yer alan Gürol Sözen, Ersin Alok ve Mehmet Güleryüz’e ait desenler Notos Kitap’tan çıkan yeni basıda da saklanmış. Altı öyküden oluşan kitap Mübeccel İzmirli’nin kendi yaşamından da izlerin sürülebileceği, çoğun kasvetli, iç hesaplaşmalarla dolu, doygun öykülerden oluşuyor. Kitaba da adını veren ilk öykü ‘Sabah Geçidi’, kent karmaşasında ayakta durmaya çalışan bir kadının kirli erkek gözleri arasındaki bunaltısını ve bu bunaltı içinde gene filizlenmeden duramayan -o tehlikeli- umudu anlatıyor. Öykülerin kadın anlatıcılarının ortak sesi; her an vazgeçebilecekmiş gibi ama biraz daha direnen, bildiği yoldan dönmese de hep örselenen…
Bir diğer etkili öykü ‘Ölü Yargıçlar’, hep sağlık sorunları, dönemsel işsizlik ve ekonomik sorunlarla boğuşmuş Mübeccel İzmirli’nin yaşamından ne ölçüde etkilenmiş bir metindir? “Okul çağları duygulu, hastalıklı, oyun oynamayan, hiçbir şeye heves etmeyen, sevinmeyen ve o yaşta acı çeken bir çocuğa nasıl gelirse öyle yine. Sebepsiz yere ağlamaklı sık sık, yorgun…” ya da “Sabah kapımı çalan seslerden biri beklediğim yerdendi. Haftalardır yüzde yüz olumlu iş haberi beklediğim bir yerin sözcüsündendi. Getirdi… ‘Şimdiki halde olamayacağı’ haberini…”
Hep kırıklıklar, gizlenen kırgınlıklar, bitmeyen bir içe atmanın boğucu sonuçları… Öyküleri sadece bu konulara indirgemek İzmirli’ye haksızlık olur. ‘Sabah Geçidi’ni bu kadar özel kılan yazıldığı dönemdeki –bugün farklı mı tartışılır olsa da- toplumun kadın algısı düşünüldüğünde sahip olduğu özgürlükçü ve bireyci tutumla, kitabın geneline yayılmış tuhaf bir bungunluktaki özgün dilidir de. Şair olmanın da verdiği akıcı bir dil matematiğini öykülerine özenle yedirmiş bir yazar İzmirli. Bu da yıllar geçse de bu öykülerin tazeliğini korumasını sağlamış. Sadece kadına değgin olmayan, erkekleri, pamuk ipliğine bağlı ilişkileri, direngen -ama nasıl oluyorsa- aynı zamanda kırılgan yoksulları ve ikiyüzlü varsıllarıyla içinde yaşadığı dünyaya korkmadan ama mesafeli bir tavırla dokunmuş bir yazarın öyküleri var ‘Sabah Geçidi’nde.
Özellikle 60’lı yılların edebiyat hayatında aktif rol oynayan bir yazarın bu önemli kitabını yıllar sonra okurla buluşturmakta emeği geçen herkese tüm öykü severler adına gecikmiş bir teşekkür yollamak ve yazıyı Cemal Süreya’nın dizeleriyle bitirmek sanırım en iyisi: Evleri oldu; güzel;/ Elleri vardı ince,/ Bizler rakı içerdik,/ O, ecel şerbeti, damla,/ Dostları için gizledi,/ Çok daha önce ölmüştü/ Çok daha önce yoksa.

SABAH GEÇİDİ
Mübeccel İzmirli
Notos Kitap
2010
142 sayfa
12 TL.


    ETİKETLER:

    SEMİH GÜMÜŞ

    ,

    Rakı

    ,

    kitap