'Kirpi'nin yaşadıkları

'Kirpi'nin yaşadıkları
'Kirpi'nin yaşadıkları

Refik Halid

N. Ahmet Özalp'in 'Refik Halid: Okları Kırılmış Kirpi' adını verdiği eseri Refik Halid'in yıllardır maruz kaldığı, kültür ve edebiyat tarihi açısından eşine ender rastlanır bir gerçekliği anlatıyor
Haber: MUSTAFA KİRENCİ - mustafakirenci@hotmail.com / Arşivi

N. Ahmet Özalp’in ‘Refik Halid: Okları Kırılmış Kirpi’ adını verdiği eseri Refik Halid’in yıllardır maruz kaldığı, kültür ve edebiyat tarihi açısından eşine ender rastlanır bir gerçekliği anlatıyor. Yazarın, ‘Kirpi’nin Dedikleri’yle başlayan ve onun Tek Parti dönemine, İttihat ve Terakki’ye ilişkin muhalif kimliğini oluşturan eserlerini inceleyen Özalp, Refik Halid’in mevcut baskıları da dahil, muhalifliğini gösterecek ciddi bir kanıta rastlanamadığını söylüyor. Peki, Refik Halid’i muhalif duruşuyla şöhrete kavuşturan, ona böyle bir entelektüel kimlik veren şey ne? Cevap elbette ki yazıları olacaktır. Ama 1940’tan önce, eski yazıyla yayımlanan eserlerindeki yazıları, onun bu muhalif kimliğini bize tanıtmasına rağmen, sonraki baskılarında bu görülmemektedir. Özalp’in iğneyle kuyu kazarcasına bulduğu şeyi ilginç kılan da bu. ‘Kirpi’nin Dedikleri’yle başlayan, ‘Ay Peşinde’, ‘Ago Paşa’nın Hatıratı’, ‘Guguklu Saat’, ‘Tanıdıklarım’ isimli eserlerinin 1940 yılından başlayan yeni baskılarına tek parti döneminde müdahale edilmesi, yapılan operasyonla eserlerindeki yazıların muhalif kimliklerinin ortadan kaldırılması. Bu çeşitli şekillerde gerçekleştirilmiş. Kimi yazılar topyekün çıkarılmış, kimi paragraflar, cümleler tamamen atılmış, kimi atılanların yerine ise ilgisiz, suya sabuna dokunmayan cümleler yerleştirilmiş. Ortaya rejimin kabul edebileceği bir Refik Halid portresi çıkarılmış. Çıkarılan, değiştirilen, içeriği bozulan “yazıların tümü de temelde İttihatçılığın hicvine, İttihat ve Terakki yönetimi uygulamalarının eleştirisine yöneliktir.” Özalp’in ifadesiyle “onun muhalifliğini belgeleyen eserler, yeni basımlarında budanarak tek parti rejiminin kabul edebileceği bir içeriğe dönüştürülmüştür…” Bu eser, bu ‘dönüştürmenin’, ‘iğdiş edilmenin’ nasıl yapıldığını gösteren metinlerden oluşuyor. Bütün bunları Özalp, açık ve sade bir anlatımla gözler önüne seriyor. Bu bakımdan bu çalışma hem yetkin hem de öncü bir çalışmadır. 

Esere ‘minik’ dokunuşlar
‘Okları Kırılmış Kirpi’de Refik Halid’in eserlerinde yapılan ve çokça örneğini bulacağınız değişikliklerden birkaç örnek: “Yaşasın İttihat ve Terakki!” cümlesi “Yaşasın cemiyet!” olarak, “Ne hesap soran var, ne kitabıma bakan; ne Anadolu ’ya göz dikerim, ne mesnet hülyası kurarım…” cümlesi, “Ne hesap soran var, ne kitabıma bakan; ne bankaya göz dikerim, ne mesnet hülyası kurarım…” şeklinde, “Erivan zapt olunmuş, Ankara ’dan telgraf gelmiş, kralı akrep sokmuş…” cümlesi ise “ Japonya bilmem nereyi zap etmiş, Londra’dan telgraf gelmiş, bir büyük diplomatı akrep sokmuş...”olarak; “Atta karın, yiğitte burun aranır, burun asalete miyardır, işte Al-i Osman, işte Burbonlar.” cümlesi sonraki baskılarında “Atta karın, yiğitte burun aranır, burun asalete miyardır, işte Burbonlar.” a dönüşecektir. Ya şu değişikliğe ne demeli: “Gazetelerden bazısının rivayetine göre Pembe Konak’ın [İsmet İnönü’nün 1925 yılından başlayarak kaldığı meşhur köşk] açığı on sekiz bin lira imiş…” cümlesi “Gazetelerden bazısının rivayetine göre Pembe Konak ismini taşıyan faizci müessesenin açığı on sekiz bin lira imiş”e dönüşür.
İşte bu eserle, Refik Halid’in asıl portresini, entelektüel kimliğini oluşturan, ona bir duruş kazandıran yazıları gün ışığına çıkmaktadır.

REFİK HALİD OKLARI KIRILMIŞ KİRPİ
N. Ahmet Özalp
Kapı Yayınları
2011
193 sayfa
12 TL.