Kitlelerin gücü

Kitlelerin gücü
Kitlelerin gücü
Anti-kapitalist mücadelenin yeniden sokağa taşmasında, Tahrir esini önemli bir rol oynadı. 'Karanlık Çökerken' de bu esine bir katkı sunuyor
Haber: ALİ ERHAN BİLGİN / Arşivi

1999 Kasım’ında Seattle’daki ( ABD ) Dünya Ticaret Örgütü’nün toplantısının kitlesel mücadele ile engellenmesi, ‘küreselleşme’ye karşı, yığınsal mücadelenin 1980 sonrasındaki en önemli kilometre taşını oluşturur. Kapitalizmi uluslararası düzlemde sorgulayan bu eylemler kitlesel biçimini koruyarak, ama kapitalizmi çok daha derin şekilde sorgulayan bir mahiyete bürünerek 2001’de Cenova’ya, Melbourne’a, Prag ve Seul’e, Güney Fransa’ya taşındı. 2005’ten sonra uluslararası mücadelenin ivmesi düşmeye başladı ama ulusal düzeyde sosyal taleplerin öne çıktığı kitle grevlerinin Fransa’da İtalya’da İngiltere’de Yunanistan’da uç verdiğine tanık olduk.
Sonra, 2011’in ortalarında, kitlelerin ‘evrensel talepleri’ kendisini Arap Baharı ile gösterdi. Kitlelerin değiştirici enerjisi, Mısır’ın başkenti Kahire’de ‘Tahrir Meydanı’nda birikerek bütün dünya için etkileyici bir esin kaynağı oldu. En başta, ABD kapitalizminin kalbi Wall Street’de sistemi sorgulayan eylemcilere. Tahrir Meydanı yeniden kitlesel grevlerle sarsılır, meydandan yükselen ‘halk için iktidar ve refah’ sloganı bütün dünyaya yayılırken tam da bu sırada yeni bir yayınevinin, H2O’nun ‘Karanlık Çökerken’ kitabı yayımlandı.
Rusyalı Marksistlerin, 1917 Ekim Devrimi’nin ardından kurulan ilk işçi devletinin bürokratik çürümesine karşı verdikleri mücadeleye ilişkin belgelerden oluşuyor ‘Karanlık Çökerken.’ Kitabı derleyen, çeviren Halil Çelik, önsözde, makalelerin günümüzden ve geleceğimizden kopuk bir ‘tarih hevesi’ ile derlenmediğini belirtiyor.
1871 Paris Komünü’nden sonra en uzun ömürlü işçi demokrasisini oluşturan Rusya’daki Sovyetler nasıl yozlaştı? İşçi sınıfına ve topluma nasıl yabancılaştı? İnsanlık tarihinin en temel iki talebi olan ‘eşitlik ve adalet ideali’ni Stalinci bürokratik kast nasıl katletti? Yeni bir dünyanın, en önemli esin kaynağı nasıl karanlık bir izbeye dönüştü? Bütün bunların cevapları verilirse, şu 2008-2009 kriziyle bir kez daha yıkıcı biçimde açığa çıkan kapitalizmin barbar saldırısına karşı uç veren bütün toplumsal mücadelelerdeki muazzam enerjinin, ‘insanlığın kurtuluşuna’ hasredilmesinin imkânları kolaylaşabilir. 

Ekim Devrimi neyi ifade ediyor?
ABD’de Wall Street sokak işgali eylemlerinin ve dünyanın hemen her yerinde anti-kapitalist mücadelenin yeniden sokağa taşmasında, Tahrir esini çok önemli bir rol oynadı. Bütün bunlar yeni bir tasarımı, ekolojik-toplumsal yeni bir sistemin dar bir ulusal sınır içinde değil dünya ölçeğinde tesis edilmesinin gündemde olduğuna işaret etmiyor mu? Ama nasıl bir sistem… Nasıl bir mülkiyet yapısı… Dünyanın kaynakları toplumsal bakımdan nasıl paylaşılacak… Tahrir ve benzeri kitlesel mücadele kapitalizmin esnemiş ama özünü koruyan biçimsel demokrasisi içinde yitip gidecek mi?
‘Karanlık Çökerken’in basımının Ekim Devrimi’nin yetmiş dördüncü yıldönümüne denk gelmesi de ilginç bir tesadüf olsa gerek. Fakat Ekim Devrimi, kitleler için hâlâ esin olmaktan uzak ve hâlâ Stalin’in önderi olduğu zorba bürokratik diktatörlüğü ifade ediyor.
Ekim Devrimi ile Rusya’da kurulan İşçi devleti hiç kuşkusuz başlangıçta sermayeye, Çarlık rejimi kalıntıların derebeylerine karşı ‘diktatörlük’ tesis etmeye çabalıyordu. Ama bu ‘diktatörlük’, işçiler, yoksul köylüler, aydınlar, işçi sınıfının diğer partileri için paradoksal olarak ‘işçi demokrasisi’ anlamına geliyordu. Bu ‘işçi demokrasisi’ bütün dünyada, yeni bir düzenin kurulması için en önemli esin kaynağı idi. 1918 Almanya devriminden İngiltere tarihinin 1920’lerdeki en büyük genel grevlerine, 1936 İspanya devrimine, 1930’ların Fransa işçi mücadelelerine ve üçüncü dünyanın ulusal kurtuluş mücadelelerine kadar en önemli esin kaynağı oldu. 1917 Devrimi’nin “yalnızca seçim ilkesini değil, ama aynı zamanda geri çağırmayı, ortalama işçi ücreti üzerinden maaş ödeme ilkesini uygulamaya koyması” gerçek bir işçi demokrasisine esin veren en önemli uygulamalarıydı.
Bundan beş yıl önce Arap Baharı hayal bile edilemezdi. Hayaller, somut bir gerçekliğe dönüşürken, yeni bir dünya tasarımına olan ihtiyaç, kapitalizmin krizinin (başta AB) bütün dünyada derinleştiği günümüzde çok daha yakıcı görünüyor.

KARANLIK
ÇÖKERKEN
Bürokrasinin Yükselişi - Bolşevizm’in Yenilgisi
Derleyen ve çeviren: Halil Çelik
h2o Yayınları
2011, 392 sayfa, 21.9 TL.
Kasım 2011, İstanbul