Kıyıdan uzaktaki öykü evreni

Fitzgerald, karakterleriyle Amerikalı kız imgesini değiştirmişti. Onun kadın kahramanları çocuk vücutlu, kısa dalgalı saçlı, ellerinde sigara ve martini kadehiyle dolaşan kızlardı. Bu imgeyi yaratırken karısı Zelda'yı model aldı
Haber: HÜLYA SOYŞEKERCİ - hsoysekerci@gmail.com / Arşivi

Yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli yazarları arasında gösterilen F.Scott Fitzgerald, iki dünya savaşı arasında yitik kuşak olarak nitelendirilenlerin yaşamlarından hareket ederek, dönemi yansıtan ve evrenselliğe açılan yapıtlar verdi. ‘Muhteşem Gatsby’nin yanı sıra ‘Cennetin Bu Yakası, Güzel’ ve ‘Lanetli, Son Düş’ gibi romanlara imza atan Fitzgerald aynı zamanda dönemin önemli dergilerindeki öyküleriyle dikkat çekti. Fitzgerald, karakterleriyle o güne kadar benimsenen Amerikalı kız imgesini değiştirdi. Onun kadın kahramanları çocuk vücutlu, kısa dalgalı saçlı, ellerinde sigara ve martini kadehiyle dolaşan kızlardı. ‘1920’lerin hoppa kızı’ imgesini yaratırken karısı Zelda’yı model almıştı.
‘Kıyıdan Uzakta’ya düş atmosferi egemen. Uzak denizler, egzotik yerler, ıssız ada… Rüzgâr, güneş, dalgalar, gece parıldayan ay, tüm algı ve duyu kapılarımızı sonuna kadar açıyor. Bu atmosferin içinde soluk alan aşk öyküsünün kahramanları özgün, cesur, farklı duruş ve tavırları ile ilgi odağımızda yer alıyorlar. Ardita, tipik bir Fitzgerald kızı; inatçı, delidolu, sert görünümlü, cesur ve içi sevgi potansiyeliyle dolu. Elinden kitap ve sigara düşmeyen, serbest tavırlı, dik başlı, soğukkanlı ve özgür bir genç kız olarak tüm canlılığıyla yer alıyor öyküde.
Annesiz babasız büyüyen Ardita, amcasının himayesindedir. O yaz amcasının Narcissus adlı teknesiyle Florida sahillerindedir. Bir gün teknede yalnızken aniden bambaşka bir dünyanın içine girer Ardita; korsanlar tekneyi kaçırır ve uzaklara sürüklemeye başlarlar. Carlyle adında genç bir adam vardır korsanların başında. Adamlardan biri teknenin adını Hula Hula’ya; bir diğeri rotasını “dingin tropik bir alacakaranlığa” çevirir. Bu yolculuk oldukça bencil biri olan Ardita’nın iç yolculuğuna dönüşecektir. Tekne bilinmeyen yöne doğru ilerlerken birbirleriyle arkadaşlık kuran iki genç, sevginin çekim gücüne karşı koyamaz ve yavaş yavaş yakınlaşırlar. Zamansal geri dönüşlerle Carlyle’in önceki yaşamına açılırız; bir müzisyendir, kazandıklarının tümünü borsada kaybetmiştir. Yazar, yaklaşan 1929 buhranını önceden görürcesine kapitalizmin çıkmazlarını sezdirir.
Öykünün anlatımında betimlemelerin gücü, yer yer düşsel unsurlar katılması masalsı büyülü bir dünyaya alıp götürüyor. Denizkızlarından şöyle söz ediliyor: “…ayın altında, gümüş damlalara benzeyen buklelerini tararken bir yandan da, altlarında uzanan yeşil hareli yolda başlarından geçen hoş hikâyeleri anlatıyorlardı.” Kayalık bir adaya yanaşıyor tekne. Cazın büyüsüne kapıldığımızı, düşlerin içinde yol aldığımızı fark ediyoruz adada. İçtenlikli diyaloglarından, Ardita’nın ve Carlyle’in yaşam felsefelerinde cesaretin önemini anlıyoruz.
Sürekli tartışarak cesaret kavramını sorgular iki genç. Gece yarısında kayalıklardan denize atlama deneyimleriyle uygulamasını yaparlar cesaretin. Öyküde kısa süre için yazarın devreye girdiğini, olaylara yorum kattığını görüyoruz. Öykü yolculuğunun belirsizliğe sürüklendiğini düşündüğümüz sırada, yazarın kurguya ustaca yerleştirdiği sürprizle karşılaşıyoruz. ‘Kıyıdan Uzakta’ yaşam sevinci veren öykülere meraklı okurlar için…

KIYIDAN UZAKTA
F. Scott Fitzgerald,
Çeviren: Nazire Ersöz
Kavis Kitap
2011
73 sayfa
6 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    yorum

    ,

    kitap

    ,

    aşk

    ,

    Çocuk

    ,

    Kız

    ,

    Kadın

    ,

    Yaşam

    ,

    Gece