'Kolkhis'in elmaları ne olacak'

'Kolkhis'in elmaları ne olacak'
'Kolkhis'in elmaları ne olacak'
De Vega'nın oyunlarına baktığımızda temellerinde popüler halk şarkılarının, İncil'den hikâyelerin, herkesçe bilinen şiirlerin veya Antik yunan destanlarının yer aldığını görürüz. 'Olmedo Şövalyesi' herkesçe bilinen bir şiire dayanır
Haber: Z. HEYZEN ATEŞ / Arşivi

Yıllar önce, tiyatro eğitimi aldığım dönemde Lope de Vega ve İspanyol tiyatrosunun altın çağıyla (17. yüzyıl) kısa bir tanışıklığım olmuştu. Daha sonra La Estrella de Sevilla (Sevilla Yıldızı) problemi sayesinde biraz daha samimi olduk. (Lope de Vega’nın önemini anlatmak için buna daha sonra değineceğim.) Bu yazının asıl konusu olan ve yazarın 1620’lerde yazdığı ‘Olmedo Şövalyesi’ ise 20. yüzyılda pek çok akademik çalışmaya konu olmuş bir metindir. Üç nedenle önemlidir: Birincisi, lirik ve dramatik öğeleri bir araya getirmesi, ikincisi trajik içerikle komedya formunu birleştirmesi ve üçüncüsü bunu eylem birliğini bozmaksızın yapması. Ne yazık ki De Vega’nın becerisi ona Racine’inki gibi bir şöhret kazandırmaz ve İspanyolca konuşulmayan topraklarda ismi bilinse de eserleri bilinmeyen bir yazar olarak kalır.
En azından 1920’ye kadar. Evet, yazının başında bahsettiğim mesele. Sevilla Yıldızı yazarın kaderinin değişmesini sağlar. Sahibi kesin bilinmeyen ama Lope de Vega’nın yazdığı varsayılan bir oyundur. Bahsi geçen yıl oyunu tiyatronun en canlı akademik tartışmalarından birinin odağı yapan, içerdiği öznellik açısından da eleştiri tarihinde önemli rol oynayan ilginç bir makale yayımlanır. Foulché-Delbosc, nesnel delillerden çok yoruma dayanan bu makalede, oyunda geçen “Kolkhis’in elmalarını ne yapacağız” dizesinin altını çizerek oyunun yazarının Lope de Vega olamayacağını savunur. Foulché-Delbosc’un karşı çıkışının özeti şöyledir: “Altın Post oyununun yazarı Argonotların Altın Postu aramaya gittikleri Kolkhis’le, elmaların yer aldığı, Atlasın Dört kızının (Hesperides) bahçesini karıştırmış olamaz.” Sonrasında bu görüş Aubrey Bell gibi önemli isimler tarafından desteklenir. Bell de, Lope de Vega’nın Hesperides’in altın elmalarıyla Kolhis’in postunu karıştırmış olamayacağını yazar ve metnin Pedro de Cardenas y Angulo’ya ait olabileceği alternatifini sunar. Ama bu tezin “yoruma” dayanması pek çok akademisyeni rahatsız etmiştir. En sert karşılık İspanyol tiyatrosunun altın çağı ve erken dönem oyunlardaki emevi etkileri üzerine yazdığı makalelerle tanınan Amerikalı akademisyen G. Dale’den gelir. De Vega’nın olduğu kesin olarak bilinen başka oyunlarda yazarın detayları karıştırdığı ve hata yaptığı bölümleri tek tek sıralayarak diğerlerinin tezini çürütür. Şöyle yazar Dale: “Ya Lope’nin ciddi hafıza sorunları yaşadığını, ya onun olduğunu zannettiğimiz oyunların onun tarafından yazılmadığını ya da (ki bence en muhtemel olan bu) Altın Çağ’dan kalma oyunların günümüze ulaşana kadar ciddi tahribata uğradığını göstermeye yetecek deliller sunuldu.” Yine de oyunun yazarının Lope de Vega olup olmadığı tartışması devam eder ve bu tartışma yazarın daha fazla eserinin diğer dillere çevrilmesini sağlar. 

Bir tür ‘Romeo ve Jülyet’
Türkçeye kazandırılan ‘Olmedo Şövalyesi’ de bu metinlerden biridir. De Vega’nın oyunlarına baktığımızda temellerinde popüler halk şarkılarının, İncil’den hikâyelerin, herkesçe bilinen şiirlerin veya Antik yunan destanlarının yer aldığını görürüz. ‘Olmedo Şövalyesi’ herkesçe bilinen bir şiire dayanır. “Şövalyeyi gece vakti Medina’da öldürdüler.” Elbette nedeni aşktır. Aslında bir tür ‘Romeo ve Jülyet’ de diyebilirsiniz. Yazar, oyunu üç perdeye ayırır. İlk perdede her şeyi başlatan eylem gerçekleşir. Olmedo’lu bir adam, Alonso, rakip Medina şehrine gelir, İnes’i görür ve birbirlerine aşık olurlar. Alonso, uşağı Tello’nun yardımıyla çöpçatan Fabia’yı tutar ve kızla haberleşmeye başlar. Ama İnes’in bir de Don Rodrigo diye bir talibi vardır. İnes’in kızkardeşi Leonor, Don Rodrigo’nun arkadaşı Don Fernando’ya aşıktır. Ama kardeşinin eski talibini seçmesini istese de gönlün ferman dinlemeyeceğini bildiğinden ses çıkarmaz. İkinci perde çıkan sorunlarla ilgilidir. Örneğin bu oyunda Don Rodrigo’nun, İnes’e talip olması, iki aşığın düşman şehirlerden olmaları gibi engeller vardır. İnes, Don Rodrigo’yla evlenmemek için rahibe olmaya karar vermiş numarası bile yapar. Bir de kralın gelişi Katolikler/Yahudiler/Müslümanlar meselesi var ama ona bu yazıda girmeyeceğim. Üçüncü perde gerilimin zirveye çıkışı ve düğümün çözülüşüdür. Lope de Vega, ‘yeni tiyatro’ akımında halk odaklı tiyatrodan yanadır ve onları sürekli gerilimde tutmak gerektiğini savunur. Şeref kavramının sık sık altı çizilir. Erkekler kendilerinin ve ailelerinin şerefini korumak için ne gerekiyorsa yapmalı, ölmeleri gerekiyorsa ölmelidir çünkü şan, hayatın kendisi kadar önemlidir. Babalar ver erkek kardeşler kız kardeşlerin şerefinin koruyucusudur, bu görev kız evlendikten sonra kocaya geçer. Olayların algılanışı, gerçeğin kendisinden daha önemlidir. Üçüncü perdede tüm bunlara örnek trajik bir final görürüz. De Vega gerçekten İspanyol Shakespeare’iymiş dedirten diyaloglar içerir. Detay yazmıyorum, kitabı alın okuyun.
Bu son yüzünden De Vega oyunu ‘trajikomedi’ olarak nitelese de ne yazık ki metin genellikle tragedya olarak değerlendirilir. Zaten biraz da bu yüzden ‘Olmedo Şövalyesi’, eleştirmenlerin kafasını karıştıran oyun olarak bilinir, hakkında birbirinden tamamen farklı pek çok yoruma/değerlendirmeye/ çözümlemeye/incelemeye rastlamak mümkündür. Kimileri oyunu Vega’nın ‘Oedipus’u olarak alkışlarken kimileri yazarın oyunu neden ‘trajikomedi’ olarak nitelediğini tartışır. (Ne de olsa oyunun kahramanı Don Alonso kaçabilecekken şerefi uğruna ölmeyi tercih etmektedir ve kimse bunda komik bir yan göremez. Uşak Tello komik sahnelerle oyunu renklendirse de bu kadarı tanıma “komedya” lafını katmaya yeterli midir?) Parantez içinde yazdığım bu soru aslında bu işten anladığını iddia eden insanlar tarafından sorulabilecek en vasat sorulardan biri. Konularını zaten var olan/bilinen kaynaklardan seçişinden de anlaşılacağı üzere Lope de Vega’nın derdi biçimledir, anlatılan hikâyeyle değil. ‘Trajikomedi’ derken de kastettiği metnin içeriği değil, biçim olarak komedya formunda yazılmış olmasıdır. Yine de karşı seslerin çeşitliliğinin ve oyunun değerinin abartıldığını düşünenlerin az olmadığını belirtmek gerekiyor. Edwin S. Morby başta oyunda savunulan ahlaki değerlere karşı çıktığı için oyunu övenlerle aynı fikirde değildir, Willard King ise Şiirsel Adalet’te “Olmedo’lu Bey, en muhteşem İspanyolca tragedyalardan biri olarak görülüyor ama daha neden öyle olduğunu anlatabilene rastlamadım” diyecek kadar ileri gider.
Tiyatro metinlerinde biçimin devinimiyle ilgilenen biri olarak benim De Vega’yı küçümsemem mümkün değil. O nedenle Adams gibi De Vega’yı Sofokles’le kıyaslayan eleştirmenler bana daha yakın geliyor. Adams’ın incelemesine bakıldığında yetiştiriliş biçiminin sınırlarını aşamayan, hayatı pahasına da olsa uygunsuz davranmayı beceremeyen bu trajik figürü Sofokles trajedilerinin kahramanlarıyla karşılaştırdığı görülür. Elbette eleştirmenlerin hepsinin bu konuda aynı fikirde olduğunu söylemek mümkün olmaz. Eyleme gelince; eylem birliği basittir, Don Alonso aşk için ölür. Daha doğrusu Don Alonso aşık olduğu için ölür ve ölümü trajik unsurlarla Rönesans romantizminden öğeleri bir araya getirir. Üçlü bir tanımdır onunki: Âşıktır, belagat ustası ve kader kurbanıdır. Cesur ve prensiplidir, İnes’i baştan çıkarmayı istemez, onunla evlenmeyi ister. Toprağına, Olmedo’ya bağlıdır ve bu yüzden iki sadakat, aşkı ve bağlılığı arasında kalır. Bu nitelikler ve çelişkiler de onu okumayı ilginç kılan şeylerdir zaten.

OLMEDO ŞÖVALYESİ
Lope de Vega
Çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat
İş Bankası Kültür Yayınları
2010
118 sayfa
8 TL.