Korkunun bütün sesleri

Korkunun bütün sesleri
Korkunun bütün sesleri
'Otranto Şatosu', gotik romanın ilk örneği olarak kabul edilir ve türün karakteristik temalarını işler
Haber: CENGİZ ALKAN / Arşivi

Mary Shelley’nin ‘Frankenstein-Bir Modern Prometheus’unu, 20. yüzılın popüler kültüründe önemli bir yer tutan polisiye, bilimkurgu ve fantastik kurgu edebiyatının (aynı zamanda bu türlerin sinemada ve televizyonda da bir karşılığı olduğunu unutmamak lazım) atası sayabiliriz. 1818’de yazılan ‘Frankenstein’ Gotik romanın doruk noktası. Fransız Devrimi’yle Napolyon’un düşüşü arasındaki 20-30 yıllık dönemse Gotik romanın patlama yaptığı dönem... ‘Otranto Şatosu’nun yazıldı tarihse 1765. Aydınlanma rasyonalitesine kuşkulu ve ikircimli bir bakış diye düşünürsek fantastik edebiyatı, başlangıcı Horace Walpole’un ‘Otranto Şatosu’nda buluyoruz... Walpole’la başlayan bu gelenek, ortaçağ yapı ve harabelerinin çağrıştırdığı imgelerle bağlı olarak Gotik roman diye adlandırıldı. ‘Otranto Şatosu’nun başarısıyla birlikte art arda, yeraltı geçitlerinin, karanlık mahzenlerin, gizli duvar kapıları ve tuzaklarla dolu kale, şato ve manastırların yer aldığı romanlar yazılmaya başlandı.
Ann Radcliff’in ‘Udolpho’nun Gizemi’, Matthew Gregory Lewis’in ‘Keşiş’i, William Beckford’un ‘Wathek’i, Charles Maturin’in ‘Gezgin Melmoth’uyla birlikte devamında sözünü ettiğimiz Mary Shelley’nin ‘Frankenstein’ı ile Bram Stoker’ın ‘Dracula’sı bugün de Gotik roman’ın en iyi örnekleri olarak kabul ediliyor. Can Yayınları’nın yeni dizisi bu edebiyatın klasik örneklerini yayımlamaya başladı. ‘Otranto Şatosu’nun girişte sözünü ettiğimiz türlerin atası olduğu düşünülürse epey geç kalındığı açık. Malum, özellikle polisiye edebiyatın klasik-modern neredeyse bütün önemli örnekleri erken bir zamanda Türkçeye çevrilmeye başlanmıştı. Bilimkurgu için 70’lerin sonunu, fantastik kurgu için 80’leri beklemek gerekmişti. Hatta Gotik romanın modern zamanlardaki devamcısı olan, Stephen King, Dean Koontz gibi Türkçede de geniş bir okur kitlesi olan ‘korku-gerilim’ edebiyatıyla da özellikle 80’lerde itibaren tanışmıştık. Ama bu aşama geçildi. Geçildi, üstelik bu türlerde telif romanlar da yayımlanmaya başlandı. O yüzden ‘Gotikromantik’ dizisi önemli bir boşluğu doldurmuş oluyor. 

Gerçekleşen kehanet
Horace Walpole ilginç bir kişilik. Babası Oxford 1. Kontu Sir Robert Walpole İngiltere tarihinin ilk başbakanı ve Whig’lerin (bugünkü İşçi Partisi) ateşli üyelerinden biri. Tory (bugünkü Muhafazakâr Parti) iktidarı döneminde bir dönem Londra Kulesi’nde hapsediliyor. Aynı zamanda önemli bir sanat koleksiyoncusu. Londra Kulesi’yle ‘Otranto Castle’ (‘castle’ın ‘kale’ olduğu da düşünülürse) bir bağ kurulabilir mi bilmiyorum ama Oxford 4. Kontu Horatio Walpole da bugün, yazarlığı dışında dört ciltlik ‘İngiliz Resim Sanatıyla İlgili Notlar’ adlı sanat tarihi çalışmasıyla da anılıyor. Bir de ‘Esrarengiz Anne’ adlı tragedyası var ki ensest temasını işliyor. ‘Otranto Şatosu’nun Prens Manfred’inin oğlu ölünce henüz nikâhını kıyamadıkları gelinini karısı yapmak istemesiyle birlikte okununca, ensestin Walpole’u meşgul eden bir mesele olduğu görülüyor.
‘Otranto Şatosu’, “Asıl sahibi orada yaşayamayacak kadar büyüdüğünde, Otranto Şatosu ve Lordluğu mevcut ailenin elinden çıkacak” kehanetinin gerçekleşmesinin ilk adımı olan Prens Manfred’in daha sonra müstakbel gelini Isabella’ya, “hastalıklı ve zayıf bir çocuktu ve belki de tanrı, evimin şerefini böylesi kırılgan bir temele bırakmayacağım için onu elimden aldı” dediği oğlu Conrad’ın eski prenslerden İyi Yürekli Alfonso’nun mermer heykelinin miğferi altında paramparça olmasıyla başlıyor ve soyunu sürdürme ve lanetten kurtulma çabasıyla gözü dönmüş Prens Manfred’i yavaş yavaş trajik bir sona doğru sürüklüyor.
Zaten ürkütücü bir bilinemez olarak ‘ölüm’ Gotik romanın ana teması. Savaşların hiçbir zaman eksik olmadığı, salgın hastalıkların pekâlâ aristokratları da ele geçirebildiği zamanların güvenli şatoları artık hortlaklarla dolmuş epeyce tekinsiz yerlerdir. Denebilir ki Gotik roman ‘korkulan şeyin üzerine gitmeyi’ öneren davranış terapisinin edebi bir karşılığıdır. İşe yaramadığı kesin ama keyifli bir edebi gelenek yarattığı da.

Otranto Şatosu
Horace Walpole
Çeviren: Zeynep Bilge
Can Yayınları
2011, 136 sayfa, 10 TL.