Kum Kenti Prensi'yle karşılaşmanın şarkısı

Kum Kenti Prensi'yle karşılaşmanın şarkısı
Kum Kenti Prensi'yle karşılaşmanın şarkısı

Vakit gece yarısı. Tepede kıpırtısız duran yüzlerce yıldız. Aşağıda simsiyah kayalar. Kenardaki ağacın dalına tünemiş bir şahin az sonra Kum Kenti Prensi ve Ozan’ın karşılaşmasına tanık olacak. Ve maalesef kötü kalpli Prens Ozan’ın ruhunu belindeki şişeye hapsedecek. Hem de çocuklarının gözleri önünde.
Çocuklar kaçıp, kötü kalpli Prensi’in elinden kurtulacaklar, büyüyecek önce baba sonra dede olacaklar. Kız torun Rokia, büyükbabası Matuke’yi dinlemeyi ve onunla birlikte şarkı söylemeyi her şeyden daha çok sevecek. Çünkü şarkı söylemek insanlara düş kurduracak.
Gelelim Kum Kenti Prensi’ne... Gerçek adı Sanago olan ama böyle çağrılmayı sevmeyen Prens’e. Gerçek ismini alçak sesle dillendirmek bile o kişinin ruhunu çalmak üzere gölgesinin izinde belirivermesine yeten, bu yüzden zaman içinde ismi unutulup giden Prens’e.
İnsanların düşlerini kumlarla silip onların ruhlarını biriktiren kötü kalpli Prens, ozanlardan ve onların müziklerinden nefret eder. Tabii yıllar önce küçük bir çocukken elinden kaçırdığı, izini kaybettiği başarılı ozan Matuke’den de. Ama Prens yıllardır aradığı Matuke’nin izini birgün elbette bulacak. Ve ruhunu çalacak.
Hikâyenin gerisi İtalyan fantastik roman yazarı Pierdomenico Baccalario’nun, İrem Önderol tarafından dilimize kazandırılıp Doğan Egmont Yayıncılık tarafından basılan ‘Kum Kenti Prensi’ isimli kitabında. Merak edenler, hazır mevsimi de gelmişken kumsal kitabı listelerinin başına ‘Kum Kenti Prensi’ni ekleyebilir. 

Rokia’nın cesareti
Yazar Pierdomenico Baccalario’yu ünlü fantastik roman serisi Ulysses Moore’dan hatırlıyor olmalısınız. Hani şu ‘Zaman Kapısı’yla başlayan, altı kitaplık bir seri olarak planlanan ancak bu yıl onuncu kitabı ‘Buzlar Ülkesi’ni yayımlayan seri. Baccalario’nun seriden bağımsız bu son fantastik romanı da en az Ulysses Moore serisi kadar sürükleyici bir konuya sahip. Bunun yanı sıra dili oldukça yalın ve akıcı. ‘Kum Kenti Prensi’nde her bölüm, bir sonrakini de bir an önce yalayıp yutma isteği uyandırıyor. Bu da kitabı elinizden bırakamadan bitirivermenize yol açıyor.
Gençlik edebiyatı adı altında kategorize edilse de her yaştan insanın kendini hikâyenin akışına kaptırıp bir solukta okuyabileceği bir fantastik macera ‘Kum Kenti Prensi’.
Kitabın ilk sayfalarındaki isim bolluğu yüzünden -isimlerin fonetiğine alışkın olmadığımız bir yapıya sahip oldukları da düşünülünce- tüm isimlerin birbirine girmesi çok muhtemel. Birkaç sayfa geriye dönsem mi hissi ilk sayfalarda peşinizi bırakmayacaktır. Ancak cesur olun ve devam edin! Çünkü başkahramanımız Rokia sivri kişiliğiyle aradan sıyrılmayı, dikkatinizi çekmeyi başaracak. Abilerinden bile cesur oluşuyla gözünüze batacak olan Rokia tahmin edebileceğiniz gibi cazgır, tuttuğunu koparan bir minik kız. Annesi Zouley’in başını sık sık derde sokan ama sevimliliğiyle kendini affettiren çocuklardan. Rokia’nın, büyükbabasının ruhunu kurtarmak için Kum Kenti’ne gitme cesaretini gösterişi, tehlikeli yolculuğu, Prens’le karşılaşması ve korkusuzluğu gençler kadar yetişkinleri de etkileyecek eminim.
Kitabın arka kapağında da salık verildiği gibi; bu kitap, Rokia’nın çölü geçerek dedesi Matuke’nin ruhunun peşine düşmesinin, Kum Kenti Prensi’yle karşılaşmasının şarkısıdır. Onu sonuna kadar dinleyin.

KUM KENTİ PRENSİ
Pierdominico Baccalario, Enzo D’Alo, Gaston Kabore
Çeviren: İrem Önderol
Doğan Egmont
2011, 326 sayfa, 16.5 TL.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    birgün

    ,

    Nefret

    ,

    Kız

    ,

    Ünlü

    ,

    Gece

    ,

    yazar

    ,

    zaman

    ,

    yalın