Kürtçe yayın dünyasının dünü bugünü

Kürtçe yayın dünyasının dünü bugünü
Kürtçe yayın dünyasının dünü bugünü

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL

Kitap basmayı bir kenara bırakın kitap okuyanların hapislerde çürüdüğü zamanlardan geçen Türkiye'de bugün Kürtçe yasaklı değil. Türkçe kitap basan yayınevleri kapılarını Kürtçe edebiyata açıyor. Ancak gelin görün ki bütün bunlara rağmen Kürtçe yayıncılık hâlâ ciddi sorunlarla boğuşmakta ve ayakta durmak için çaba harcamakta
Haber: ABİDİN PARILTI - abidinparilti@hotmail.com / Arşivi

İçinde yaşadığımız toplum sözden de korktu, yazıdan da. Hâlâ da korkmakta. Bir yandan ülkenin halihazırda resmi diline de haksızlıklar yapılıp törpülenmeye, ehilleştirilmeye çalışılırken, egemenin cephesinde her zaman ‘anlaşılmayan’, ‘bilinmeyen’ bir dil olan Kürtçenin ise yok edilmesi resmi ideolojinin en temel düsturlarından biri oldu. Yazılı olan basılıp dağıtıldıkça büyür, gelişir. Kürtçe yayın dünyası da Osmanlı’dan beri kendini var etmenin yollarını aradı. Çeşitli zorluklarla karşılaşsa da başlangıcından bugüne kadar kendi ayakları üzerinde durmaya çalıştı. Haddi hesabı olmayan baskılarla karşılaşırken, kitap basmayı bir kenara bırakın kitap okuyanların hapislerde çürüdüğü zamanlardan geçen Türkiye ’de bugün Kürtçe yasaklı değil, yayınevleri Kültür Bakanlığı’na başvurup bandrol alabiliyor, çeşitli fuarlara katılabiliyor, okuyucusuna ulaşabiliyor. Türkçe kitap basan büyük yayınevleri kapılarını Kürtçe edebiyata veya Kürtçe çevirilere açabiliyor. Ancak gelin görün ki bütün bunlara rağmen Kürtçe yayıncılık hala ciddi sorunlarla boğuşmakta ve ayakta durmak için çaba harcamaktadır. Kürtçe yayıncılığın sorunlarına daha sonra değineceğim ancak önce Kürtçe yayıncılığın başlangıcına dönmek, zaman içinde Kürtçe yayıncılığın güzergâhlarına bakmak gerekir.
Kürtçe metinler ilk defa Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde basıldı. Nakşibendi tarikatının lideri olan Mevlana Halid’in ‘Diwan’ı İstanbul’da 1844 yılında Kürtçenin Hewrami lehçesinin de dahil olduğu Arapça ve Farsça dillerinde basıldı. Diğer yandan Mevlana Halit’ten on iki yıl sonra Aziz Matthew’in İncil’i, Ermeni harfleriyle Kürtçe basıldı. İncil, misyonerler tarafından Kürtçenin kurmanci lehçesine çevrilip basılmıştı. Daha sonraki yıllarda da İncil’in Kürtçeye çevrilmesi, basılması devam etti. Önceleri Ermeni harfleriyle basılan İncil daha sonra Arap harfleriyle de basıldı. Kürtçenin ilk sözlüğü ise 1892 yılında basıldı. Bu sözlük Kürtçe-Arapça idi. 1911 yılında ise otuz iki sayfalık tamamı Kürtçe bir metin yayımlandı. Bu metin Şeyh Abdullah Nehri’nin ‘Xulasey Eqayid’ (İslam’ın Ana Hatları) idi. Ancak o yıllardaki en büyük yayıncılık başarısı Kürtlerin ulusal destanı olarak kabul edilen ‘Mem û Zîn’in basılmasıdır. Ehmedê Xanî’nin yazdığı bu destan 1919 yılında basıldı ve dönemin Kürtçe gazetesi Jîn tarafından müjdeli bir haber olarak okurlara sunuldu. Bu destan Arap harfleriyle basılmıştı. Aslında işte Kürtçeye olan yasak da neredeyse o zaman başladı. Osmanlı İmparatorluğu kitabı sakıncalı buldu, yasakladı, dağıtılmasını engelledi ve sadece birkaç nüshası okura ulaşabildi. 

Kürtçenin yasaklanması
O döneme dair bilgiler doyurucu olmazsa da kaynaklar üç kitaptan söz eder. ‘Gaziya Welat’ (Ülkenin Çağrısı) adlı üç ciltlik kitap, Melayê Cizîrî’nin ‘Diwan’ı ve bir Kürtçe gramer kitabı… Ayrıca 1920 yılında Kürtçenin Soranice lehçesiyle basılan tek kitap ise bir şiir antolojisiydi. Bu antoloji Emin Feyzi editörlüğünde basılmıştı. Görülür ki 1918-1924 tarihleri arasında İstanbul’da on dört tane Kürtçe kitap basıldı. Osmanlı İmparatorluğu’nu da katarsak otuzu aşkın kitap Kürtçe yayımlandı. Ancak cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Kürtçenin yasaklanmasıyla birlikte Kürtçe yayıncılık da kökünden kesildi ve uzun bir suskunluk dönemine girdi. Cumhuriyetin ilanından 1948 yılına kadarki süreçte hiçbir Kürtçe yayın ne yazık ki hayata geçmedi, geçemedi. Bu yıldan sonraki süreçte de Türkçe basımlarda Kürtlerden söz edilmeye ima yoluyla söz edilmeye çalışıldı. Musa Anter İleri Yurt gazetesinde Kürtçe bir halk ezgisini yazdığı için dava açıldı. Araştırmacı Malmisanij, cumhuriyetin kuruluşundan 1965 yılına kadarki süreçte sadece iki Kürtçe kitabın yayımlandığını, ikisinin de dini metinler olduğunu ve Arap harfleriyle yazıldığını aktarır. 1965 yılında ise Musa Anter, ‘Birîna Reş’ (Kara Yara) adlı teatral açıdan oldukça zayıf ama dönem itibarıyla ve niyet anlamında oldukça cesaretli bir tiyatro metni yazıp, yayımladı. Bu kitap yıllar sonra basıldı. Yine bu yıl bir Kürtçe gramer kitabı yayımlandı. 1971 yılına kadar ise üç kitap daha yayımlanma fırsatı buldu. Gelin görün ki 1971 yılından 1975 yılına kadarki süreçte ise sadece bir Kürtçe kitap yayımlandı. 1980’e kadarki süreçte ise ona yakın kitap yayımlandı. Buradan bu basılan kitapların serbestçe gezindiği, okunduğu anlaşılmasın zira bunların tamamı kısa sürede yasaklandı.
12 Eylül darbesinden sonra birçok Kürt yazarı, aydını ülke dışına çıkmak zorunda kaldı ve yazınsal faaliyetlerini orada neredeyse bir mucizeyi gerçekleştirecek şekilde yaptı. Jîna nû, Roja nû, Nûdem, Apec, Berlin ve Stockholm Kürt Enstitüleri, Helwest, Pencînar, Weşanên Welat gibi yayınevleri yüzlerce Kürtçe ürün yayınladı, dünya edebiyatından çeviriler yaptı. Ancak bu ürünler uzun bir süre Türkiye’deki okuyucuyla buluşamadı. Gizli saklı yollarla Türkiye’ye sokulan ürünleri okuyanlar, üzerinde bulunduranlar cezalandırıldı. Bugün Kürtçe edebiyat alanında söz sahibi olan birçok yazar ilk ürünlerini sürgünde yazdı.
1991 yılında Kürtçe için bir kırılma yaşandı. Çünkü cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yasaklı olan Kürtçe biraz olsun nefes alma şansı elde etti. Kürtçe üzerine onlarca yıldır süren yasaklama yasal manada kaldırıldı. Ancak bundan sonradır ki Kürtçe edebiyat tam anlamıyla yurduna döndü, kendi topraklarında okuyucusuyla buluştu. Başlangıç döneminde anılması gereken önemli iki yayınevi var. Hâlâ yayın hayatına son derece aktif bir şekilde devam eden Nûbihar ve Avesta yayınları Kürtçe edebiyat için önemli ürünlerin yayımlanmasını sağladılar. 1992 yılında kurulan Nûbihar Yayınları, katalogunda daha çok dini metinler ve Kürtçe klasikleri barındırdı. Nûbihar Yayınları o zamandan beri yayın hayatını sürdürmektedir. Yayın bünyesinde Nûbihar dergisini de barındıran yayınevi birçok yazar yetiştirdi, gün yüzüne çıkmamış birçok metni yayımlandı ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Öte yandan Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde yayın hayatına başlayan Rewşen ve Jiyana Rewşen dergileri ise birçok yeni kuşak yazarın ortaya çıkmasına vesile oldu. Sözü edilen dergilerde yazanlar, okuyanlar, o bünyenin çevresinde yer alan nesil daha sonra birçok yayınevi kurdu, birçok edebi metin yayımladı, yayımlamaya devam ediyor. Rewşen’in editörlüğünü ise bugünlerde Lis Yayınları’nda editörlük yapan, şair kimliğiyle bilinen ve Shakespeare’yi Kürtçeye çevirmesiyle zorlu bir işin altından kalkan Kawa Nemir yaptı. Yıllar içerisinde Kürtçe metinler basan birçok yayınevi kuruldu, bazıları kapatmak zorunda kaldı, bazıları isim değiştirdi, bazıları ise yoluna hala devam etmektedir. 

Kürtçe yayıncılıkta bugün
Bütün bu merhalelerden, zorluklardan, bir dil için verilmiş onca bedel ve kayıplardan sonra bugüne geldiğimizde Kürtçe metinlerin gittikçe hatrının sayıldığını, gün geçtikçe edebi nitelikleri artan eserlerin okurla buluştuğunu, sürgünde filizlenmiş edebiyatın yurduna dönüp meyve verdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Kürtçe edebiyat kabuğunu kırmıştır. Edebi nitelikleri sorgulanmaya açık olsa da ‘Kürt Romanı Okuma Kılavuzu’ adlı çalışmamız için yaptığımız araştırmada 240’ı aşan romanın yayımlandığını gördük. Bu romanların önemli bir kısmı artık Türkiye’de basılmakta ve okurla buluşmaktadır. Gün geçtikçe yeni yayınevleri açılırken, birçok yayınevinin merkezi artık sadece İstanbul yada Ankara değil Diyarbakır’dır. Yeni nesil yazarların birçoğu da kendi toprağından, kendi hikayesini anlatmaktadır.
Onlarca Kürt yayınevi arasında, hâlâ yayın hayatına devam eden ve dikkatleri çeken belli başlı yayınevleri ise şöyle sıralanabilir: Avesta, Aram, Ava, Belkî, Deng, Do, Doz, Hîvda, Komal, Lis, Kürt Enstitüsü (İstanbul, Diyarbakır), Nûdem, Nûbihar, Pêrî, Vate… Bu yayınevlerinden bazıları sadece Kürtçe basarken bazıları Kürtçe ve Türkçe metinler basmakta, bazıları ise başka bir marka adı altında Türkçe metinlere yer vermektedir. Örneğin Avesta, Aram, Deng, Doz ve Pêrî yayınları Kürtçe-Türkçe basarken Nûbihar Türkçe metinleri Kent Işıkları yayınları; Lis yayınları ise Red Yayınları adı altında basmaktadır. Ayrıca Türkçe ve dünya edebiyatından çokça çeviri yapılmaktadır. Öte yandan Türkiye’de Zazaki yayınlar basan Vate’den söz etmek gerekir. Daha önce ülke dışında Vate dergisi aracılığıyla çalışmalarını sürdüren yayınevi, sonraki zamanlarda Türkiye’de çalışmalarına devam etti ve Zazaki çalışmalarını sürdürdü. Bu yayınevinden birçok edebi eser, araştırma kitabı okurla buluştu. Yayınevinin ayrıca bir çalışma grubu bulunmakta ve bu grup dilsel faaliyetlerini devam ettirmektedir. 

Türkçeden Kürtçeye
Bütün bu süreçler boyunca birçok Türkçe edebi metin de Kürtçeye çevrilmiştir. Yaşar Kemal, Mıgırdiç Margosyan, Murathan Mungan, Oya Baydar, Orhan Pamuk, Şebnem İşigüzel, Gaye Boralıoğlu, Cezmi Ersöz, Şükrü Erbaş, Ahmet Telli, Metin Kaygalak, Solmaz Kamuran gibi geniş yelpazede birçok yazar Kürtçe okuruyla buluşmuştur. Öte yandan dünya edebiyatından birçok çeviri de yapılmıştır. Hemen aklıma gelen birkaç yazarı da şöyle sıralayabilirim: A.S.Exupery, Albert Camus, Samuel Beckett, Çehov, Dostoyevski, Gorki, J.Steinbeck, Kafka, Shakespeare, Henning Mankel, M.Niemi, Cervantes, J.Gardner, Susana Tamaro, Jack London… 

Peki ya sorunlar?
Daha önce yasal engellerle karşılaştığı için okurla bir türlü tam anlamıyla buluşamayan Kürtçe metinler şimdi de çoğunlukla psikolojik engeller ve önyargılara takılı kalmaktadır. Örneğin bugün İstanbul’da İstiklal Caddesi’ndeki kitapçılara gidilip bakıldığında Türkçeye çevrilmiş Kürtçe edebi metinler görülse de üç beş tane Kürtçe kitaba rastlayamazsınız. Kürtçe kitapların, kitapçılara girmemesi, onu dar bir alana hapsetmektedir. Öte yandan bazen yayınevlerinin profesyonel davranamamasından bazen de dağıtım şirketlerinin ‘satmıyor’ önyargısıyla Kürtçe kitaplar dağıtım ağları arasında dolaşamamakta, dolayısıyla isteyen istediği zaman bu metinlere ulaşamamaktadır. Ha keza yayınevlerinin amatörlüğünden olsa gerek ki bir iki yayınevi dışında internet alışveriş sitelerinde de Kürtçe metinlere rastlanamamaktadır. Öte yandan Kürtçe okuryazarlığının az olması, Kürtlerin de Türkçeye çevrilen Kürtçe metinlere yönelmesi, anadilin önündeki yasal sorunlar Kürtçe okurunun çoğalmasının önündeki büyük engellerdir. Öte yandan yazarlar açısından da telif sorunundan ve editöryal eksiklikten söz edilebilir. Eserleri karşılığında telif alan yazarlar bir elin parmaklarını geçmez. Ancak bütün bunlara rağmen sadık bir Kürtçe okurdan, her eseri dikkatle takip edilen yazarlardan söz edilebilir. Bu yüzdendir ki yayıncılar kitap fuarlarına ilgi göstermekte ve okuruyla sağlıklı anlamda buluşabilmektedir.

Kimleri okumalı?
Roman: Erebê Şemo, Îbrahîm Ehmed, Rehîmê Qazî, Mahmud Baksi, Mehmed Uzun, Firat Cewerî, Hesenê Metê, Jan Dost, Helîm Yûsiv, Lokman Ayebe, Şener Özmen
Öykü: Qedrî Can, Nûredîn Zaza, Enwer Karahan, Mehmed Şarman, Ferhad Pîrbal, Mehmet Dicle, Fewzî Bilge, Selahattin Bulut, Evdile Koçer, Çiya Mazî
Şiir: Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî, Ebdula Peşêw, Şêrko Bêkes, Rojen Barnas, Rênas Jiyan, Lal Laleş, Jana Seyda, Berken Bereh, Fatma Savci

Popüler yayınevlerinden Kürtçe...
Türkçe yayınlarıyla tanınan, çoksatar kitaplar yayımlayan birçok yayınevi ise kapılarını yavaş yavaş Kürtçeye açmaktadır. İthaki Yayınları, Mehmed Uzun’un Kürtçe kitaplarını da yayınlayarak bu işi ilk sırtlayan olurken, bugünlerde Doğan Kitap’ın son derece yerinde bir kararla ve heyecanla Yavuz Ekinci ve Murat Özyaşar’ın romanlarını Kürtçeye çevirip yayınlaması önemlidir. Önemlidir çünkü Kürtçenin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak adımlardan biridir bu. Malumunuz Kürtçe kitaplar pek satmaz, satsa satsa bin bilemedin (hadi hepimiz bilemedik) iki bin satar. Ancak yayınevinin Kürtçe edebiyat kimliğine sahip çıkıp bu anlamda bir prestije yönelmesinin üzerinde düşünülmelidir. Kürtçe edebi metinlerin Türkçeye de çevrilmesi önemlidir. Bu konuda dört yayınevini anmak gerekir. İthaki Yayınları, Mehmed Uzun, Firat Ceweri, Hesenê Metê ve bugünlerde yayınlayacağı Jan Dost’la önde giderken Sel Yayınları Hesenê Metê’yi yayınlamış ve bu yolda devam edeceği görülmektedir. Öte yandan Evrensel Yayınları Erebê Şemo ve Helîm Yûsiv’ın; Avesta yayınları ise Helim Yûsiv ve Hesenê Metê’nin Türkçe çevirisini yayınlamıştır.

Dünya dillerinden Kürtçeye
*Samuel Beckett, Godot’u Beklerken
*Albert Camus, Yabancı
*A.S.Exupery, Küçük Prens
*Richard Bach, Martı
*Cervantes, Don Kişot
*J. Gardner, Sofi’nin Dünyası
*Shakespeare, Bütün Soneleri
*M.Niemi, Vittula
*Kafka, Dönüşüm
*Susanna Tamaro, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
*R.L.Stevenson, Define Adası
*Goethe, Genç Werther’in Acıları

Kürtçe kitap yayımlayan bazı yayınevleri
BELKÎ: 2003’te Diyarbakır’da kuruldu. Bu yönüyle yayınevi bölgede ilk kurulan yayınevi niteliğini de taşımakta. Bugüne kadar 40 kitap yayımladı, bunların hepsi Kürtçe. ‘Çirûsk’ adlı Kürtçe sanat ve düşün dergisi de var. Yayımlanan kitaplardan 31’i edebiyat, geri kalanı ise inceleme vb.
LİS: 2004 yılında Diyarbakır’da kuruldu. Yayınevinun kuruluşunda Lal Laleş, Mîran Janbar, Yaqob Tilermenî ve Jan Çiya yer aldı. Kitap sayısı 136; kitapların 112’si Kürtçe. Bunlardan 104’ü edebiyat, 32’si araştırma ve diğer dizilerden çıktı. Diğer dillerden Kürtçeye 22 çeviri kitap bastı.
PÊRÎ: 1997 yılında Ahmet Önal tarafından, İstanbul’da kuruldu. 335 kitap yayımladı. Bunlardan 116’sı Kürtçe. 87’si edebiyat. Kurmanci, Sorani ve Zazaki diyalektlerinden kitaplar yayımladı. Diğer dillerden Kürtçeye yedi kitap çevirdi. Ayrıca Kürtçenin farklı Arapça ve Kiril alfabesinden önemli eserleri Kürtçe latin alfabesine çevirdi.
AVA: Ronî War ve Çetin Duran tarafından 2009’da Diyarakır’da kuruldu. Bugüne kadar 28 kitap yayımladı. Bunların 11’i Kürtçe.
NÛBIHAR: 1992’de İstanbul’da kuruldu. Tamamı Kürtçe 114 sayı Nûbihar dergisi, Nûbihar Yayınları’nda 80’e yakın kitap yayımladı. Nûbihar’da birkaç Türkçe kitap dışında hepsi Kürtçe. 20 adet kitabı Kürtçeye çevirdi.
RONAHÎ: 2009’da Diyarbakır’da Mihemed Ronahî tarafından kuruldu. 15 kitap yayımladı.
VATE: 2003 yılında İstanbul’da, Vate Çalışma Grubu’nun destekleriyle kuruldu. 56 kitap bastı. Bu kitaplardan 33’ü Kırmancca (zazaca), 4 tanesi Kurmancca, 1 tanesi İngilizce, 18 tanesi de Türkçe. Türkçe kitapların çoğu Kürtçe sözlük, gramer ya da Kürt sorunuyla ilgili.