M. Turhan Tan...

O, unutulmuş sayılabilecek bir romancı. Yazdığı tarihî romanlar zamanında çok sevilerek okunmuş
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Ölümlerinin üzerinden bilmem kaç yıl geçince, yazarların vârislerine miras telif hakları ortadan kalkıyor. İsteyen her yayıncı, ölüsü eskimiş yazarların eserlerini basabilir artık...
Bu iyi mi, kötü mü, karar veremiyorum. Vârislerin yazarları pek korumadığı bir ülkede yaşıyoruz. Onlar korumadığı için, iyi diyeceğim geliyor. Ama yayıncılar koruyor mu, koruyacak mı, şüpheli. Bazı örnekler irkiltici. Örnekse, Mehmed Rauf imzalı ‘Eylûl’ün başına gelenler. ‘Piyasa’da üç beş ‘Eylûl’ dolanıp duruyor. Kimi sadeleştirilmiş, kimi eksik püksük.
Sadeleştirmede ölçüt başlı başına bir sorun. ‘Eylûl’ü ilk sadeleştiren Selâmi İzzet Sedes. Sedes hem romancı, hem gazeteci, hem de döneminin önemli bir tiyatro eleştirmeni. Mehmed Rauf’un damadıymış. Kırk, elli yıl öncesinin bu sadeleştirmesi dört dörtlük. Sedes kelimelerin ruhuyla boğuşmamış.
Sadeleştirmede ölçünün kaçışına Hüseyin Rahmi’nin eserlerinde tanık olmuştum. Yirmilerimde –yine kırk yıl önce- kıkır kıkır gülerek okuduğum Hüseyin Rahmi’ler, kimi sadeleştiricilerin elinde, öz Türkçe kılavuzuna dönmüştü. Onları okurken kıkır kıkır gülmek imkânsızdı...
Gelelim M. Turhan Tan’a. M. Turhan Tan unutulmuş sayılabilecek bir romancı. Tarih î romanlar yazmış. Zamanında çok sevilerek okunmuş bu romanlar. Bir trafik kazasında genç yaşta ölüyor. Eserleri artık telif haklarından yoksun.
Yıllar önce Oğlak Yayıncılık M. Turhan Tan’ın ‘Safiye Sultan’ı yayımlamıştı. Ardından da ‘Hürrem Sultan’ı. Özenli bir sadeleştirme ve romanların aslına sadık kalınarak. O zamanlar yazarın vârislerine ulaşmak için yayınevinin büyük çaba harcadığını hatırlıyorum. Sonunda ulaşıldı ve M. Turhan Tan yeniden gün ışığında kavuşturulmak istendi.
Muhteşem Yüzyıl’ın gürültüsü patırtısı kopmadığından ne ‘Hürrem Sultan’ ne ‘Safiye Sultan’ hak ettikleri ilgiyi devşirebildi. İmdi öyle mi? Her yayınevinin portföyünde üç beş tarihî kitap ...
M. Turhan Tan’ın romanlarını, geçmişte, çok severek okumuştum. Hatırlarım: Yazar , ‘Safiye Sultan’da, genç kızın “deniz kadar yeşil ve deniz kadar derin” gözlerinden söz açar. İtiraf edeyim ki, vurulup kalmıştım. “San Marko” meydanında halk, genç kıza, “Bafa, güzel Bafa!” diye seslenmekte, alkış tutmaktadır.
Etkilenişimi epey sonra, ‘Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın’da dile getirmeye çalıştım. (Oldum bittim, yazarlarımıza gönül borcumu ödemek ihtiyacı duydum.)
Turhan Tan’ın bir özelliği, ele aldığı tarihî dönemi, o çağın tarihçileriyle beslemek gayretidir. ‘Cinci Hoca’da Sultan İbrahim dönemi Naima’nın tanıklığıyla beslenir. ‘Safiye Sultan’ın sayfalarında dipnotları birbirini kovalar.
Gerçi sonraki araştırmalar, III. Murad’ın âşık olduğu Safiye’nin o “Bafa, güzel Bafa!” olmadığını kanıtladı. Yine de M. Turhan Tan’ın tarihî romanda gerçeklik arayışı yabana atılacak çaba değil. Bir belgesel havası estirmek istemiş. Günümüzün akıllara durgunluk verici sorumsuzluğu yanında örnek alınası bir tutum...
M. Turhan Tan, III. Murad’ı tasvir ederken Peçevî’ye bağlı kalmış: Şehzade Murad yirmi üç, yirmi dört yaşında; boyu kısa olmakla birlikte endamsız değil. Teni beyaz , kaşları açık kumral, bıyıkları seyrek ve sarı, dudakları kalın, burnu kıvrık.
Peçevî de beş aşağı beş yukarı öyle çiziyor. Peçevî’nin III. Murad’ı alçak boylu, beyaz tenli, elâ gözlü, “ebru’ları kumral...
Oysa, tarihî roman değil, ‘tarih’ yazmak iddiasındaki Yılmaz Öztuna portreyi yakışıklılaştırmak istemiş: “Şehzade Murad, kumral, şahin burunlu, orta boylu, silâhşör, süvari, neşeli, merhametli, musikî ve şiirsever bir delikanlı idi.”
Necatigil’in sözlüğünden öğrendiğimize göre, M. Turhan Tan’ın –bazıları gazetelerde, dergilerde tefrika halinde kalmış- otuz kadar romanı varmış. Yedigün ciltlerini tararken ‘Lâle Devri’ karşıma çıkmıştı. Turhan Tan kaleme getirmiş. Münif Fehim resimlemiş. Ne yazık ki yarım yamalak okuyabilmiştim. Bugünlerde birileri kitaplaştırır diye umuyorum. Hele Münif Fehim’in harikulâde çizimleri de eşlik ederse, 1930’ların tarihimize yaklaşımı açısından nefis bir kitap olabilir...

Gündeş öneriler:
a) Çiğnenmiş Gül, İlhan Berk, Yapı Kredi Yayınları, 2011.
b) Diyabetimi Seviyorum, Emine Çaykara, Alfa Yayınları, 2010.