Machiavelli beyin salatası sever miydi?

Machiavelli beyin salatası sever miydi?
Machiavelli beyin salatası sever miydi?
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Edebiyat öğretmenimiz Bâkiye Ramazanoğlu, işte haziran başıydı, biz, Atatürk Erkek Lisesi onuncu sınıf öğrencilerine, yaz boyunca bol bol kitap okumamızı salık veriyordu. Bir sözü, bunca yıl sonra da yankıyıp duruyor: “Her kitap bir gezegendir.”
Oldum bittim kitaplara tutkundum. Ama gezegenler arasında yolculuğa o günden sonra çıkmaya başladım. Zaman zaman geri döndüğüm gezegenler oldu, bazılarına tekrar hiç uğramadım. Fakat hep sürüp gitti bu geziler.
Yeniden ziyaret ettiğim gezegenlerden biri, Malik Aksel’in ‘ İstanbul ’un Ortası’. Bu, harikulâde İstanbul söyleşileriyle dolup taşan gezegeni zaten sık sık ziyaret ederim.
Yalnız bu kez onu onarılmış, yeniden inşa edilmiş, yepyeni buldum. Üçüncü basımı Kapı Yayınları’nca okurla buluşturulmuş. Beşir Ayvazoğlu ‘İstanbul’un Ortası’nı bin bir emekle günümüze okuruna kazandırmış.
Ayvazoğlu’nun önsözünü okuyun, önceki basımların savrukluğunu saptayacaksınız. Şimdiki basım âdeta pırıl pırıl.
‘İstanbul’un Ortası’ ‘İstanbul kültürü’ üzerine bir şeyler öğrenmek, düşünmek isteyenler için ‘gerçek’ bir başucu söyleşileri, bizi yakın tarihin İstanbul yaşamasına çok geniş bir yelpazeden açar. Hatıralara karışmış İstanbul’dan bugün de izdüşümlerini yakalayabileceğimiz özellikleriyle, tarihî bir kent! 

Mutfak edebiyatımız artık zengin
İkinci gezegenim Sahrap Soysal imzalı ‘Her Eve Lâzım’dı. Doğan Kitap, Soysal’ın “Salatalar ve Mezeler” altbaşlığını verdiği ‘Her Eve Lâzım’ı cicili bicili, çok sıcak, sevimli grafik düzenlemeyle sunmuş.
Vaktiyle yemek yazıları yazmaya çalışırken uzman kişilerce kaleme alınmış eserleri daha bir dikkatli okurdum. Bu eserler, çoğunlukla, çocukluğumdan kalmaydı. ‘Mutfak edebiyatı’mızın geçmiş yıllarda beş-on eserle tükenivermesi beni epey üzerdi.
Sonraları durum değişti. Bugün epey zenginleşti mutfak edebiyatımız. Hatta, belki biraz ‘fazla’ zenginleşti. Öyle kitaplar yayımlanıyor ki, her aklına esen yazmış çizmiş. Bu furyada Sahrap Soysal alanının son uzmanlarından. Her kitabında usta kalemiyle kitaba yaraşır ‘bütünlük’ oluşturuyor.
‘Her Eve Lâzım’ yeni bir dizi. “Daha sırada makarna, pilav, et, balık ve kek-kurabiye kitapları” varmış. Özlemle bekliyoruz.
Birbirinden değişik mezeleri, salataları okurken ‘beyin salatası’nda durakaldım. Sevgili Sahrap Soysal beyin haşlanırken kabuğu soyulmuş orta boy kuru soğanı ve bir yemek kaşığı sirkeyi de ekliyor. Eski tariflerde de öyle midir, bilmiyorum. Ama bizde beyin paldır küldür pişirilir, yavan bir şey olup çıkardı.
Beyin salatasını çok seven dostum Ayşe İçinsel’e soracağım: Bakalım o nasıl pişiriyor?
Bu haftaki son gezegen, Ross King imzalı ‘Machiavelli/İktidar Filozofu’. Alfa Yayınları’nın yeni tarih dizisinden. Nefis bir yaşamöyküsü.
Takipçi okur Ross King adını hatırlayacak. Bir romanı, ‘Ex Libris’ birkaç yıl önce dilimize çevrilmişti. Geçen yıl King’ten Floransa’daki Büyük Katedralin Hikâyesi’ni soluk soluğa okumuştum. Mimarî sanatı üzerine yazılmış bir eser, ama çağı, dönemi yansıtması açısından roman tadında.
Şimdi Volkan Atmaca’nın çevirisinden ‘Machiavelli’, yine romanla biyografi arası bir kurguda. Bir yandan, iktidarın hepi topu ‘kötülük sanatı’ olduğunu iddia etmiş Machiavelli’nin çağını toplumbilimsel açıdan izliyorsunuz, bir yandan da Machiavelli’nin kişisel yaşamında yol alıyorsunuz. Pek öyle derli toplu bir özel yaşam değil bu. Dersiz topsuzluğu King Ross tadını çıkara çıkara yazıyor.
Gezegenler arası gidiş gelişlerde takıntılı sorular beliriverir. Bu kez de, Machiavelli’nin çağında beyin salatası var mıydı, Machiavelli beyin salatası sever miydi diye tutturdum...

Gündeş öneriler:
Özgün Bir Şehir (Gâvur İzmir’den Türk İzmir’e), Cengiz İlhan,
Eser Yayınları, 2011.