Madde madde Karadeniz

Araştırmacı Özhan Öztürk'ün yoğun bir emekle hazırladığı Karadeniz-Ansiklopedik Sözlük ses getirecek bir çalışma niteliğinde. Son yıllarda Karadeniz'in dil, tarih ve kültürel miras alanlarında tartışma konusu edilmeye başlandığını da göz önünde tutarsak, yapılan çalışmanın önemi daha da artıyor.
Haber: İSMAİL REİSOĞLU / Arşivi

Araştırmacı Özhan Öztürk'ün yoğun bir emekle hazırladığı Karadeniz-Ansiklopedik Sözlük ses getirecek bir çalışma niteliğinde. Son yıllarda Karadeniz'in dil, tarih ve kültürel miras alanlarında tartışma konusu edilmeye başlandığını da göz önünde tutarsak, yapılan çalışmanın önemi daha da artıyor. Öztürk'le kitabını ve Karadeniz'i konuştuk.
Böyle bir çalışmaya sizi iten sebep nedir?
Basit ve açık yürekli bir cevap vermek gerekirse daha önce benzeri bir çalışmanın yapılmamış olması diyebilirim. Biraz da turistik getirisi göz önüne alınarak Batı ve İç Anadolu'da arkeolojik araştırmalar yapılmışsa da Gürcistan ve Ukrayna'daki yoğun kazıların aksine Karadeniz bölgesi bu konuda tamamen es geçilmiş. Tabii ki konu sadece arkeoloji değil yerel tarih, folklor, antropoloji, dilbilim -bölgede küçük gruplar tarafından Türkçe dışında dört otokton dil daha konuşuluyor- gibi disiplinler de araştırma alanı Karadeniz olunca aklın alamayacağı kadar kayıtsız kalınmış. Bu durumda özellikle yabancı araştırmacı ve seyyahların çalışmaları, çoğunluğu emekli öğretmen olan yerli araştırmacıların ata kültürünü kayıt altına alma endişesiyle sonsuz bir özveriyle hazırladığı amatör kitaplar dışında bölge kültürümüzü aydınlatacak, 'bugün' ve 'burada' olmayan atalarımızı övünme aracı yapmadan anlamamıza, bugünün dünyasındaki yerimiz ve değerimizi doğru tahlil etmemize yardım edecek elle tutulur bir çalışma da yok.
Bu bölge eskiden beri pek önemsenmemiş gibi...
Ankara Üniversitesi bütçesinin görüşüldüğü 1948 yılı Meclis oturumlarını hatırlayalım; 'kocakarı ve ninelerimizden kalma hikâyeler' diyerek küçümsenen bir disipline gönül veren Pertev Naili Boratav gibi yürekli halkbilimcileri tabii ki yürekten kutluyorum, ama zamanın şartlarından ve resmi tarih ve kültür çizgisinden Anadolu yönünde fazlasıyla saptığından olacak bölgemiz onların uğrak alanının da dışında kalmıştı. Çalışmanın aciliyeti konusunda ise şöyle bir örnek vereyim: Trakya'ya da adını veren Thrak halkının dilinde 'şarap' anlamına gelen ve Sezar'ın ünlü 'geldim, gördüm, yendim' sözünü sarf ettiği Zela/ Zile toponimine İç Anadolu bölgesinde Tokat, Kayseri ve Nevşehir'de rastlamaktayız. Bunun yanı sıra, birkaç ay sonra baraj inşaatı yüzünden sular altında kalacak olan Yusufeli'nde de mevcut, ama bugüne dek kaydedilmemişti; dolayısıyla bu adı bilen birkaç yaşlı da toprağın altına girdiğinde Antik çağı aydınlatacak önemli bir veri kaybolacak.
Böylesi bir çalışma daha önce yapılmış mı?
Çalışmam tabii ki yöresel bir söz derleme çalışması değil, bunu zamanında TDK da yapmış ama kelimeleri anlamlandırmadan ortada bırakmışlar. Oysa yerel kelimelerin etimolojileri ve folklorik açıklamaları en az kelimenin tespit edildiği yöre kadar önemli. Toponimler üzerine olmasa da Dankoff ve Tietze'nin etimoloji, Brendemoen ve Caferoğlu'nun yerel Türkçe üzerine mükemmel çalışmaları mevcut. Yine de bugüne dek karanlıkta kalmış Cumhuriyet döneminde değiştirilmiş köy, mezra, dağ, tepe, nehir isimlerinin çözülümü ve farklı coğrafyalarda eşdeğerlerinin aranması-sadece Karadeniz değil aynı zamanda Kafkasya'dan Adriyatik denizine dek uzanan bir coğrafyanın tarihine anlam kazandırmak için-mutlaka yapılmalıydı. Daha önce, gerek Bilge Umar Hoca'nın tüm Anadolu'yu kapsayan gerek iki yerel araştırmacının yöre toponimlerini anlamlandırma konusunda yaptıkları çalışmalar yazık ki yeterli değildi. Çünkü araştırmacıların Trabzon Rumcası ve Lazca gibi Antik çağdan bugüne bölge kültürünü şekillendiren diller hakkında yeterli donanımı olmadığı gibi, birkaç yıl önce internet bilgi toplama açısından yeterince efektif kullanılamıyordu. Bölge üzerine yazılmış yerli ve yabancı pek çok kaynağı derlemenin yanı sıra, zaten yerlisi olduğum bölgede hem bizzat alan araştırması yaptım hem de artık köylere kadar ulaşan internetin nimetlerinden yararlanmak için bir web sitesi hazırlayarak bilgi topladım.
Kitabın adına dönecek olursak...
Daha önceden de söylediğim gibi kitabın içeriğini sadece yöresel kelime, deyim ve toponimlerle sınırlı bırakmadım. Bölge folkloru açısından önemli karakoncolos, cazi, hipilik, tavara doğaüstü yaratıkları, bugüne dek Türkçe literatüre sahip olmayan Trabzon İmparatorluğu ve gizli Hıristiyanlık gibi tabu olarak kalmış tarihsel maddeleri de makale ciddiyeti ve genişliğinde ele aldım. Daha önemlisi, yine karanlıkta kalmış ve nadiren kayıt altına alınmış Hemşince ve Trabzon Rumcası'na ait pek çok folklorik öğeyi de derledim. Sözgelimi Hopa Hemşinden kırk iki türkü, Trabzon Rumcasındaki tüm bitki adları, lakaplar, küfürler, yöre mutfağına ait her türlü araç gereç ve yemek çeşitlerini birbirleriyle kıyaslayarak maddeleştirdim. Söz derleme dergilerinde yer almayan pek çok yerel kelime ve bu kelimelerin yöresel varyasyonları ve etimolojileri de ilk defa bu çalışmada yer alıyor. Dolayısıyla çalışmanın hacmi ve niteliği sözlük olarak tanımlanmanın sınırını aştı.
Ne kadar sürede çalışmayı tamamladınız?
90'lı yıllarda MÖ 401 yılının Anadolu belgeseli olan Anabasis'i okuduğum zaman bölge folkloru hakkında bulabildiğim tüm kaynakları toparlamaya başladım. Ama kitap fikri 2000 yılında bu amaçla www.karalahana.com adlı bir web sitesi kurmamın ardından, ansiklopedik sözlük formatına dönüşmesi ise farklı yörelerden binlerce katılımcının 2001'den itibaren kendi yöreleri hakkında bilgi sağlamasının ardından gerçekleşti.
Kitabınız elinize geçtiğinde neler hissettiniz?
Beni yetiştiren ve Rize'nin bir sahil köyünden olan dedem, dedemin tüm akrabaları ve bildiği tüm kuşakları denizciydiler. Çocukları ve torunları olarak kentleştik; atalarının ona belki de birkaç bin yıldır kesintisiz aktardıkları mesleğini ve o mesleğe özgü folklorik birikimi taşıyıp, geleceğe aktaramadık. Kitabımı elime aldığım zaman en azından kültür mirasımıza ilişkin yetkin bir çalışma yapmanın ve ata kültürüne karşı boynu bükük kalmamanın huzurunu hissettim.

  • KARADENİZ-ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
    Özhan Öztürk, Heyamola Yayınları, 2005, iki cilt 1220 sayfa, 95 YTL.