Man Booker skandalı

Philip Roth aldığı ödülün tadını çıkarmadı. Jüri üyelerinden Callil "Ben bu adama oy vermedim, hep aynı kitabı yazıyor" deyince kıyamet koptu
Haber: Zeynep Heyzen Ateş - heyzen@mail.org / Arşivi

Hilesiz yarışma yoktur, diye düşünen çok insan tanıyorum. Birileri bir yazar için ‘hakkıyla aldı’ diyorsa, bir o kadar kişi de ‘ödülü eserlerinin hatırına vermediler ya’ diyor. ‘Hilesiz yarışma yok’ sözü belki biraz abartılı bir yaklaşım ama söylentisiz yarışma olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ne var ki iş bazen söylentinin bir adım ötesine geçiyor ve dünyadaki en büyük edebiyat ödüllerinden Man Booker ödülünde olduğu gibi dananın kuyruğu kopabiliyor. Seçime hile karıştırıldığına ve/veya yarışma jürisine baskı uygulandığına dair dedikodular belli bütün yarışmalar için yapılır, en güzel örneği Nobel’dir, ödülün verildiği kişinin aslında o ödülü hak etmediğine inanan birileri hep vardır ve o kişinin ödülü aslında şu ya da bu nedenle aldığı söylenir: çünkü saçları sarıdır, çünkü yumurtayı sivri tarafından kırarak yiyordur, çünkü yıllar önce jüri başkanıyla aynı okula gitmiştir, çünkü, çünkü, çünkü… Oscar Wilde’ın tabiriyle bu dedikodular “aklın cilasıdır” ama başta da belirttiğim gibi hepsi söylentiden ibarettir ve ispatlanmaları kolay değildir. Bu nedenle de genelde manşetten verilmezler.
Elbette eğer jüri üyelerinden biri çıkıp açıklanan sonuca katılmadığını açıkça getirmezse... İşte size Man Booker International skandalı... Öncelikle bu ödülün ne olduğunu hatırlatalım: Man Booker, edebiyata katkılarından ötürü İngiliz Milletler Topluluğu’ndan yazarlara verilen bir edebiyat ödülü, Man Booker International ise onun uluslararası versiyonu. Kırk yıldan uzun süredir verilen bu ödülün ekonomik değeri, 60 bin sterlin. Süreç şöyle işliyor: Üç uzmandan oluşan jüri, aday yazarları ve eserlerini inceledikten sonra hangisinin edebiyata daha büyük katkısı olduğuna karar veriyor. Bu yıl ödül Wang Anyi, Juan Goytisolo, James Kelman, John le Carré, Amin Maalouf, David Malouf, Dacia Maraini, Rohinton Mistry, Philip Pullman, Marilynne Robinson, Philip Roth, Su Tong ve Anne Tyler arasından ABD’li Philip Roth’a verildi. (Le Carré ‘adımı listeden çıkarın’ diyerek zaten yılın ilk Man Booker skandalına imzayı atmıştı.) Ama Roth’un ödülün tadını çıkarmaya vakti olmadı, jüri üyelerinden Carmen Callil çıkıp “Ben bu adama oy vermedim, hep aynı kitabı yazıyor, yazdıkları da bir şeye benzemiyor” deyince kıyamet koptu. Callil sonucu protesto etmek amacıyla jüri üyeliğinden çekildiğini açıkladı.
Birçok gazete bu konuya yer verdi ama en ilginç haber Independent’ta yayımlanan ‘ABD’ye Karşı Nobel Komplosu’ başlıklı yazı. Boyd Tonkin, ABD’li yazarların uzun zamandır Avrupa’da ödül alamadıklarını hatırlattığı makalede şöyle diyor: “Man Booker, Amerikalı para babalarını teskin etmek için bir Amerikalıya verilmiş olabilir mi? (Bahsi geçen para babalarının dilerlerse ödülleri veren vakıflara akan paranın musluğunu kısabileceklerini hatırlatalım.) Yoksa ödül Nobel jürisinin Roth’u görmezden gelişini affettirmek amacıyla mı verildi? Bir süre önce İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl’la bir panele katıldım. Herkes Roth’un da Graham Green gibi kara listeye alınıp alınmadığını merak ediyordu. Kesinlikle hayır, dedi Engdahl, bir gün ödülü almaması hiçbir neden yok.” (Aynı kişinin Roth’un adaylar arasında sayıldığı 2008 yılında Amerikan edebiyatı aleyhine bir demeç verdiğini hatırlatalım.)
28 Haziran’daki törende ödülü alacak olan Philip Roth ise Man Booker sayesinde şimdiye kadar eserlerini okumamış olan kitlelere de ulaşmayı umduğunu dile getirdi. Jüri üyesinin sözüyle ilgili kendisinden her hangi bir yorum alınmadı. (En azından ben bu yazıyı yazarken alınamamıştı.)

Kütüphanesiz bir dünya
New York Review of Books’ta rastladığım, kütüphanelerin birbiri ardında kapanışı konu alan haberin korkutucu başlığı: Kütüphanesiz Bir Ülke. ABD’deki kütüphanelerin kapanması bizi ilgilendirmiyor ama makalede çok önemli bir iddia var: Kütüphaneleri kapatmak, okuma sevgisi aşılamak yerine baltalamak demektir. E-kitapların yaygınlaşması, yani cep telefonunuzda veya bilgisayarınızda binlerce kitabı taşıyabiliyor olmanız kütüphanelerin kapatılmasına bahane gösterilemez. Kütüphanelerin kapatılması kitap okumanın sosyal bir eylem olmaktan çıkarılmasıdır. Bu da, son kertede okuma alışkanlığının kaybolması anlamına gelir. “Kitap okuyan başkalarını görmek insanı kitap okumaya yönlendirir” denilen yazıda şu soru soruluyor: Hangi çocuğun internette sörf yaparken kitap okumaya özendiğini gördünüz?