Maraş dondurmacısı, aşk, uyuşturucu

Maraş dondurmacısı, aşk, uyuşturucu
Maraş dondurmacısı, aşk, uyuşturucu
Reynaud, öteki kavramını farklı pek çok kılığa sokarak ele alıyor kitabında. Yazar, aşk konusunda bilinçaltımıza ittiklerimizle tanışmamızı sağlıyor
Haber: AYŞEGÜL GÜRSEL / Arşivi

Aşk bir bağımlılık, bir yoksunluk, bir mutluluk, bir hayal kırıklığı... Michel Reynaud ‘Aşk Bir Uyuşturucudur, Genellikle’de aşkı bin bir türlü biçimiyle okurlara sunuyor. Kılıktan kılığa giren aşkın hayatımızın her bir noktasına adım adım nasıl sokulduğu verilerle desteklenerek gözler önüne seriliyor. Aşk ‘öteki’ kavramının algısını kazandığımız andan itibaren hayatımızın sınırları içindeki yerini almaya başlar. Biz her ne kadar ‘öteki’ni dışarıda tutsak da aşk, ‘öteki’nin kolu, bacağı, memesi hatta belki de kalbi olarak hayatımıza uzanır, gelir. Onu çağıran çoğu kez bizdeki haz duygusu olsa da bu hedonist tavır kendini zaman zaman mazoşizme bırakır ki bu noktada alında yoksunluğun verdiği ‘keyif’le uğraşıyoruzdur. Sorun daha çok Micheal Reynaud’nun da deyimiyle ‘bağımlılığı’ tatmin etme kaygısıdır; bir uyuşturucu bağımlısının yoksunluğunu giderme çabası gibi. Bağımlılık dediğimiz bu duyguysa daha bebekken anne kucağında hissettiklerimizle başlar ve çoğu kez de ölüme kadar devam eder. Değişen ‘öteki’nin kim ya da ne olduğu olsa da ötekine duyulan istek sabit kalır. Değişmeyen tek şey bir kavram olarak ‘ötekinin ta kendisi’ olur.
Henüz bebeklik evresinde olan bir canlı annenin şefkatiyle beslenir ve bu şefkat ihtiyacı alışkanlık haline dönüştüğü noktada bireyin hayatının ileriki aşamalarında da kendini gösterir. Kendini göstermekten öte, kendisini unutmanıza izin vermez. ‘Fiziksel temas’tan yoksun kalan bebeğin ölmesi dahi söz konusudur. Durum, fiziksel temastan da öte ‘hazzı çağrıştıran sabit imaja duyulan istek’tir. Yazar bu durumu bir uyuşturucu bağımlısının ‘madde’ye duyduğu istekle ilişkili olarak ele alır. Bir bebeğin annenin yokluğunda çektiği acı anne ona şefkat gösterene kadar devam eder. Onun acısını bastıracak olan ‘öteki’ye ulaştığında ise acısı diner. Uyuşturucu bağımlısı da ihtiyaç duyduğu maddeyi elde edene kadar çektiği acıyı ancak yoksunluğunu giderdiğinde dindirebilir. Şefkat görmeyen bir bebekle bir uyuşturucu bağımlısının yolları da işte bu noktada kesişir.
Micheal Raynaud’un yaptığı gibi ‘aşkı bir Rus ruleti’ gibi ele alırsak riskler de kaçınılmaz olacaktır. Sevmenin, sevişmenin, birlikte yaşamanın tadına varmak bir ihtimal olsa da kaybetmek de bir diğer ihtimal olur. Ayrılık ya da terk edilme anında başımıza dünyanın en kötü olayı gelmiş ve dünya üzerinde bu acıyı yaşayan tek insanmışız gibi davransak da kıvrak hamlelerle bu acıyı tatmin etmenin yolunu bulabilir, Maraş dondurmacısının oyunlarından sıyrılabiliriz. Ama fark etmemiz gereken nokta aslında bu oyunların sürekli uyanık tuttuğu arzunun yaşamın her anına heyecan dolayısıyla da hareket katacağıdır. Farklı bir ortamda soluk alma fırsatı bulduğumuz noktada ‘öteki’ başka bir varlığı kapsamaya başlayacak bu sefer de onun için uğraşmaya devam edeceğiz. Vaktinde Odysseus kulaklarını tıkamadan Sirenlere direndiyse, biz de ‘öteki’nin salgılamamıza neden olduğu hormonlarla başa çıkabiliriz belki de.
Reynaud, ‘öteki’ kavramını farklı pek çok kılığa sokarak ele aldığı ‘Aşk Bir Uyuşturucudur, Genellikle’de sevmenin, ayrılmanın, bağlanmanın kaynağında yer alan sebeplere değinerek bilinçaltımıza ittiğimiz gerçeklerle tanışmamızı sağlıyor. Gündelik yaşantımıza işleyen bu psikanalitik öğelerle bilinçaltımıza bir yolculuk sunuyor.

AŞK BİR UYUŞTURUCUDUR, GENELLİKLE
Michel Reynaud
Çeviren: Sevgi Türker Terlemez
İmge Kitabevi Yayınları
2011, 335 sayfa, 17 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    aşk

    ,

    Kitabevi

    ,

    yazar

    ,

    zaman