Maymunlar cehennemi

Maymunlar cehennemi
Maymunlar cehennemi
Alkollü gecelerden birinin sabahında dehşetle uyanacaktır Simon. Yatakta sevgilisi Sarah'nın yerinde bir şempanze yatmakta, evin içinde Sarah'nın köpeği yerine bir midilli dolaşmaktadır
Haber: A.Ömer Türkeş / Arşivi

Yeraltı edebiyatını sevenlerin 2000 yılında ‘Dal ve Budak’ adıyla Türkçeleştirilen -muzır yasası gereği poşet içinde satılan- ‘Cock and Bull’ romanı sayesinde tanıştıkları Will Self, on yıllık bir aradan yeni bir romanıyla bir kez daha aramızda. Will Self’i on yıl önce okuyup sevmiş okurların edebiyata –ya da yeraltı edebiyatına- ilgilerinin sürüp sürmediğini bilmiyoruz. Ancak, yeraltı edebiyatıyla karanlık gelecek tasarımını birleştiren konusu ve ironik anlatımıyla ‘Büyük Maymunlar’ın yeni kuşakların ilgisini çekeceğinden hiç kuşku duymuyorum... Hikaye ve romanlarında fantastik öğeleri kullanan ve İngiliz hiciv geleneğini sürdüren Will Self, ‘Büyük Maymunlar’da her iki yönünü de sergiliyor. Gerek romanı, gerek sinema uyarlamasıyla bilim kurgu klasikleri arasına giren Pierre Bovlle’nin ‘Maymunlar Gezegeni’ninden esinlenen ‘Büyük Maymunlar’, maymunların egemenliğindeki bir dünyayı anlatırken günümüz toplumsal hayatını hicvediyor.
Yazarın önsüzüyle başlıyor hikâye. Ancak bu önsöz hikâyenin bir parçası. Önsözü okuduğumuzda, W.W.S. imzasını kullanan yazarın şempanze türünde bir maymun olduğunu anlıyoruz; “HoooKraa! Biz şempanzeler, doğaya bakışımızın geçmişe göre çok daha hızlı değiştiği bir çağda yaşıyoruz bugün . Üstelik bu bakış, biz şempanzelerin bugünkü uygarlık düzeyinin etkisiyle daha da çarpıklaşıyor. Bazı düşünürler, mevcut yaşam biçimimizin “doğa dışı” olduğunu savunur. Bence bu yetersiz bir tanımdır zira maymunluk, çoğu zaman tam da bu adaptasyon özelliğiyle yani toplumsal evrim yeteneğiyle tanımlanagelmiştir.(…) CIV konusu, bizi yine bir ahlaki kısırdöngünün içine itmektedir. Eğer insanlar, CIV virüsünü kapacak kadar genetik açıdan bize yakınlarsa (son araştırmalar, genetik yapımızın % 98’ini insanla paylaştığımızı ve insanın gorilden ziyade bize yakın olduğunu gösteriyor) onlara, biraz olsun acımamız gerekmez mi? (…) Bu romanı yazmaktaki amacım, insan hakları ya da insanların refahı için safdil bir talepte bulunmak değildir. Şahsi görüşüm, hasta ve acılar içindeki insanların, bilimsel araştırmalar için büyük koğuşlarda tutulma, tecrit edilme, yetersiz beslenme gibi maymunluk dışı görünen muamelelere maruz bırakılmalarına rağmen, özellikle CIV ve AIDS tehlikeleri sürdükçe, bu gibi deneylerin yaşamsal önemini koruyacağı yönündedir.(…) Hu-Huuuu…”
İnsan haklarıyla ilgili safdil bir talepte bulunmamakla birlikte, hem insanların çektikleri acıları hem de maymun uygarlığının çelişkilerini ortaya koymak fikriyatından yola çıkan W.W.S. kahramanı insan olan bir hikaye yazmış. İlk bölümde roman kahramanı Simon Dykes’in hayatından kısa bir bölüm sunuyor. Simon Londra’da yaşayan- yeni sergisinin açılışına kısa bir süre kala Londra kulüplerinde sevgilisi Sarah ve arkadaş gurubuyla ‘hoşça’ vakit geçiren ünlü bir ressam. 

Muzip göndermeler
Alkol, uyuşturucu ve seksin karışımıyla sağlanan bu ‘hoş’ gecelerden birinin sabahında dehşetle uyanacaktır Simon. Yatakta güzel sevgilisi Sarah’nın yerinde kıllı bir şempanze yatmakta, sokakta şempanzeler dolaşmakta, evin içinde Sarah’nın köpeği yerine bir midilli dolaşmaktadır. Geçirdiği sinir krizi sonucu hastaneye kaldırılır. Simon’un tedavisini klinik psikolog, tıp doktoru, radikal psikanalist, anti-psikiyatr ve eski televizyon yıldızı Dr. Zack Busner üstlenecektir.
Roman kahramanı bir insan demiştik. Ancak Simon da bir şempanze aslında; kendisini insan sanan, insan gibi düşünüp insan gibi davranan bir şempanze. Romanın bundan sonrası Simon Dykes ve Zack Busner’in birbirini tanıması, yakınlaşması ve Simon’un kendisini insan sanma hastalığının tedavisi sürecini anlatıyor. Çevresindeki şempanzelere aşırı tepki vermekten yavaş yavaş uzaklaşan, türüne özgü davranmaya başlayatan, hatta sevgilisi Sarah’yla çiftleşen Simon, maymunluğu benimsese bile insan olduğu düşüncesini terk etmez. Simon’un sırrı, kaybolduğuna inandığı üçüncü çocuğunun kimliğinde gizlidir…
Küçüklüğünde başlamış Self’in okuma merakı. En çok da bilim kurgu edebiyata, F. Herbert’in, J.G. Ballard’ın, P.K. Dick’in romanlarına tutkuluymuş. Gençlik döneminde, sürdürdüğü hayat tarzına uygun biçimde, yer altı edebiyatının ustalarını izlemiş. Sonra J. Swift, A. Gray, F. Kafka, L. Carroll, J. Heller ve Celine gibi yazarlarla tanışmış. ‘Büyük Maymunlar’da sözünü ettiğimiz bu yazarların etkisini görmek mümkün. Dolaylı bir etki değil, tersine onların romanlarına akılcı ve muzip göndermeler yapıyor Self. Mesela Simon’un bir sabah uyandığında geçirdiği değişim Kafka’nın ‘Değişim’ini hatırlatmıyor mu? Ya da maymunlar dünyasına düşen Simon J. Swift’in Gülliver’iyle akraba değil mi? Akrabalık Carroll’un Alice’ine de uzanmıyor mu? Simon ve çevresinin hayat tarzına kılavuzluk edense kuşkusuz Burroughs’un romanları. Ama göndermelerin asıl gövdesi ‘Maymunlar Cehennemi’.
‘Büyük Maymunlar’ günümüz toplumuna, aslında uygarlaşma sürecine ve sonuçlarına ayna tutan bir roman. Türler arası hiyerarşide maymunlarla insanların yer değiştirmesi dışında her şey aynı. Bilim adamları, yazarlar, ressamlar, politikacılar, dini inançlar, tarihi olaylar, hayvanat bahçeleri, otomobil markaları, marka tutkusu, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, iktidar mücadeleleri, ırk ve cins ayrımcılığı tarzındaki sorunlar, kısacası aklınıza gelebilecek hemen her şey aynı. İşte bu aynılıktır ki bizi kendimizle daha yakıcı biçimde yüzleştiriyor. Göze çarpan en önemli fark bireyler arası ilişkilerde, cinselliğin doğallığında. Bu doğallık gereği aile yapısı, ahlaki değerler de farklılaşıyor. Şempanze topluluklarının antropolojisinde yola çıkan Self, modern hayatı bunun etrafında çok eğlenceli bir biçimde tasarlamış. Özellikle cinselliğin doğal hallerinin aktarıldığı sahneler hem çarpıcı hem sorgulayıcı. Hemen her şey aynı demiştim. Bu aynılığı yabancılaştırmak için maymunlara özgü bir dil yaratmış Self. Yaratmak kelimesi abartılı. Söylemek yerine işaret etmek gibi, bazı kelimeleri değiştirmiş. ‘’HoooGraaa!’’ diye başlıyorla konuşmaya, ‘’H’huuu?’’ ile sorularını iletiyor, “HoHuuuu” ile sonlandırıyorlar. Self, maymunların iletişim sisteminden alınmış daha birçok işaret sembolünü kullanarak hikâyeye yakışan bir üslup kurmuş.

1961’de İngiltere’de doğan William Woodard, eserlerinde Will Self adını kullanıyor. İş hayatına gazetelerde çizerlik, TV kanallarında stand-up şovları yaparak atılan Self, romanlarını yayımlamaya 1992’de başlamış. ‘Cock and Bull’, ‘My Idea of Fun’, ‘Great Apes’ , ‘How the Dead Live’, ‘Dorian, an Imitation’, ‘The Book of Dave’ gibi romanları dışında kısa hikâyeleri ve inceleme kitapları var.

BÜYÜK
MAYMUNLAR
Will Self
Çeviren: Sıla Okur
Ayrıntı Yayınları
2011, 432 sayfa, 30 TL.