'Mucize at'ın savaş gözlemleri

'Mucize at'ın savaş gözlemleri
'Mucize at'ın savaş gözlemleri

Genç aktör Jeremy Irvine ve Steven Spielberg.

Çocuk edebiyatının önemli isimlerinden Michael Morpurgo'nun 1982 tarihli romanı 'Savaş Atı', Steven Spielberg'ün 'masal anlatma' becerisiyle buluşunca, sonuç kaçınılmaz olarak tatmin edici görünüyor
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Çocuk kitaplarıyla tanınan İngiliz yazar Michael Morpurgo, bu alandaki çalışmalarıyla birçok ödül de kazanmış bir isim. İlkokul öğretmenliğiyle başladığı meslekî kariyerine yazarlıkla devam eden ve çocuk edebiyatı konusunda dünyanın önemli isimleri arasına adını yazdıran edebiyatçı, 1970’lerden bugüne kadar gelen ‘hikâye anlatma’ serüveninde kilit duraklara da sahip. Bizde de yayımlanan ‘Kelebek Aslanı’ ve ‘Kayıp Zamanlar’ gibi çocuk edebiyatının başyapıtları arasında sayılan iki zirveyi de hanesine yazan Morpurgo, 1982 tarihli romanı ‘Savaş Atı’yla ödüllere boğulmasa da, popülerlik anlamında onu yükselten bir metne imzasını koyar. Bu romanın 2007’de sahneye uyarlanmasıysa ‘Savaş Atı’nın adımlarını hızlandıran unsurların başında gelir.
‘Savaş Atı’, Birinci Dünya Savaşı’nda ‘üstün hizmet’ göstermiş bir at olan Joey’nin hikâyesini anlatır bize. Joey’nin ağzından okuduğumuz roman, gerçeklerden yola çıktığına dair kimi ipuçları taşısa da, çoklukla kurmaca bir yapının peşinden gider. Joey’nin bir çiftlik sahibi tarafından satın alınmasının ardından, çiftçinin oğlu Albert’ın onu yetiştirmesi ve aralarında kurulan bağ merkezdedir hikâyede. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla satılır Joey ve sonrasında savaşın kirli yüzü içinde hayatta kalma mücadelesine girişir. Elden ele geçeceği, zorlu koşullar içinde ayakta kalmaya çalışacağı bu serüven, onu hem büyütüp olgunlaştıracak ham de insanların savaşkanlığını ilk elden gözlemlemesine fırsat tanıyacaktır. Tanık oldukları, geri dönüş yolunu bulana kadar Joey’ye yeni dostlar (sahipler) kazandırırken, onların kayıplarıyla ‘kaybolmasına’ da neden olacaktır...
Michael Morpurgo’nun romanı, tam olarak bir çocuk edebiyatı eseri sayılabilir mi, bundan emin değiliz. Zira romanda anlatılanlar, daha çok yetişkinler için kurulmuş bir yapının izlerini taşır, kimi zaman ‘sertleşen’ bir hikâyelemenin ipuçları kendini gösterir. Savaşın kahrediciliğini bir atın gözünden aktarmak gibi ‘özgün’ sayılabilecek bir fikrin peşine takılan yazar, bunu ilginç bir rotayı takip ederek gerçekliğe kavuşturur. Albert’la huzuru ve ‘güven’ duygusunu kazanan Joey’nin savaşa gidişi ve orada başına gelenler, romanı insanlık adına ‘çirkinleştirirken’, savaşın yarattığı ‘çözülme’yi de gözler önüne serer.
Sonuçta, ‘karanlık’ tarafları olsa da ‘iyimser’ bir romandır ‘Savaş Atı’. Joey’nin uzun yürüyüşü, onun insana bakışını zaman zaman deforme etse de, en nihayetinde ‘umut’tan vazgeçmez kahraman atımız. Genç bir atken gittiği savaş, onun olgunlaşma aşamalarına katkıda bulunur, gelişimini tamamlamasına fırsat tanır, her ne kadar onun ruhunu kanatacak şeylere tanık olsa da..
‘Savaş Atı’, başkarakteri Joey ile okur arasındaki mesafeyi yakın tutan bir çalışma kimliğiyle de öne çıkar. Romanın her sayfasına sinen Joey’nin ‘yaşama azmi’, okuru da kahramanla aynı çizgiye taşır. ‘İnsanlaştırılmayan’ ama insana özgü gözlemleriyle dikkat çeken Joey, inanılmaz serüveniyle okura çok şey anlatır, insanoğlunun temel defolarını yüzüne vurur. Öte yandan, Joey’nin yaşadığı ‘mucize’nin gerçeklikten tümüyle kopuk bir görüntüye kucak açmasına izin vermez Morpurgo, ‘fantezi’ boyutuna taşımaz metnini. ‘Savaş Atı’nı değerli kılan unsurların başında da bu gelir.
Steven Spielberg’ün ‘masal anlatma’ ehliyetinin ‘birinci sınıf’ olduğunu kabul ettiğinizde, sinemacının ‘Savaş Atı’nı uyarlamasının ‘makûl’ kaçacağını da baştan kabullenmişsiniz demektir. Gerçeklere tutunan masalları pek seven Spielberg, Michael Morpurgo’nun romanındaki ‘duygu’yu da aynı oranda sevmiştir belli ki. ‘Savaş Atı’nı uyarlarken hikâye anlatma yeteneklerini sergilemekten geri durmaz çünkü. 

Metnin sinematografik zenginliği
Morpurgo’nun romanını aynen beyazperdeye taşımasa da, metnin temel rotasını takip eden bir çatıyla hareket eder Spielberg burada. Kimi eklemeler ve eksiltmeler yapar doğal olarak, ama Joey’nin yolculuğunu aşırı bir deformasyona uğratmaz. Yönetmen, romanın sinematografik zenginliğine o kadar inanmıştır ki, görüntü yönetmeni Janusz Kaminski’nin de katkısıyla ‘kahraman at’ın serüvenine mükemmel görsel dokunuşlarda bulunur. Savaşın görsel dokuya verdiği parlak malzemeyi de ustaca değerlendiren Spielberg, Joey’nin cephedeki ‘tarafsız bölge’ye gelişini öyle çarpıcı bir şekilde aktarır ki, burada filmin romana fark attığını dahi söylemek mümkündür. Buna benzer görsel sihirbazlıklara sık sık tanık olduğumuz film, öte yandan ‘duygu’ konusunda da tökezlemez, Morpurgo’nun yaptığına benzer bir ‘iki arada bir derede kalmışlık’ı yapıştırır ruhumuza. Romanın çizdiği çemberi beyazperdeye taşırken, özellikle Joey ile Albert arasındaki bağı da etkili bir biçimde önümüze getirir.
Peter Mullan, Emily Watson, David Thewlis gibi deneyimli oyunculardan istediği verimi alan Spielberg, Albert’ı canlandıran genç aktör Jeremy Irvine’den de beklediği katkıyı alır. Ama hikâyenin lokomotifi Joey’yi ‘oynayan’ atın ve onun eğiticisinin katkısına ayrı bir parantez açmak gerekir. Evet, görsel kimi numaralarla, kimi kamera açılarıyla ata yardımcı olunur, ama onun duruşu ve bakışlarının dijtalize edilmediği de açıktır.
‘Savaş Atı’nın, altı dalda aday gösterilmiş olsa da, Oscar’larda pek şansı yok gibi, belki görüntüleriyle bu ödüle uzanabilir. Ama hissettirdikleriyle yediden yetmişe tüm sinemaseverleri tatmin edecek bir çalışma bu. Steven Spielberg, Michael Morpurgo’nun attığı tohumlardan iyi bir sonuç çıkarır anlayacağınız.
Not: ‘Savaş Atı’ gösterimde.

SAVAŞ ATI
Michael Morpurgo
Çeviren:
Arif Cem Ünver
Tudem Yayınları
2012, 160 sayfa, 15.5 TL.