Nice yıllara Onur Caymaz

Nice yıllara Onur Caymaz
Nice yıllara Onur Caymaz

Onur Caymaz

Caymaz 15. yazın hayatını 'Hikâyeden Çocuk'la kutluyor. 'Kibir vesikası değil, dağınık masanın mütevazılığı'...
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ / Arşivi

Yumurta kabuklarından, mimozalardan, birinden çekinince terleyenlerden, sevgilisini ‘incirim, narım’ diye sevenlerden, şiir kitaplarından, kıştan, bir bardak demli çaydan, Bilge Karasu’dan, yağmurdan, terleyen çocukların sırtına kenarı çiçek işlemeli tülbent koyan annelerden, Selim İleri’nin kerevizli votkasından, Memet Fuat’ın elma kompostosu içişinden, bitmeyen yollardan, evde doldurulmuş porno ses kasetlerinden, kıymalı patatesten, düğün fotoğraflarından filan bahseden bir adam Onur Caymaz. Son on beş yıldır ha, 50’lerde değil. O yüzden “Bu çocuk günümüzün Orhan Kemal’i” diyen arkadaşım haklı. “Onun işi Orhan Kemal’den zor” diyen de... 

Uzun uzun beklemeden...
Onur Caymaz ‘Hikâyeden Çocuk’ adlı kitabında on beş yıllık yazı yolculuğunu anlatıyor. Açıkça, daha baştan söyleyeyim. Bu ülkede bırakın on beşe yılı; kırk yılını devirmiş yazarların bile yazı yazma serüvenlerini anlatacak imkânları olmayabiliyor. Bu yüzden Caymaz’ın hikâyesini bizimle buluşturan İletişim Yayınları’nı da, ‘uzun uzun beklemeden’ anlatan yazar kadar tebrik etmek gerek, baştan, hemen...
Caymaz kendi deyişiyle, ‘Selim İleri ile tanıştığı günden, Gülten Akın ile karşılaşmasına; “ bugün de ölmedim anne”nin Ahmet Erhan’ından şair Bülent Ecevit ile aynı saate denk gelen imza gününe; Beyoğlu’nun küçük İskenderli şiir gecelerinden kuşağının şairleriyle yaşanmışlıklara dek dolu şey anlatıyor.’ Hem kendi yazarlığını hem de çağdaşlarını anlamaya, anlatmaya çalışıyor. Bizim kuşağı, önceki kuşaklardan ayıranları yazıyor, kendine bakıyor, bir de öncekilere. 50’lerdeki Özdemir Asaflı, Attila İlhanlı şiir matinelerinden, 90’ların sonunda aynı yerde Küçük İskenderli, Gökçenur Ç.li, Onur Caymazlı şiir matinelerine uzanıyor, Fransa’nın güneyindeki Séte’ye giderken, “Proust’un memleketine gideceğim” diye seviniyor, kereviz sevmezken Selim İleri’nin kendi elleriyle yaptığı ve biraz buz ve domates suyuyla ikram ettiği kereviz votkasını içerken mutlu oluyor, kütüphanesinden çıkarıp verdiği kitaplarlaysa sarhoş…
Ben çok şaşırdım aslında onun ‘nasıl yazdığına’, ‘nasıl okuduğuna … Tamam oturup masa başına, alıp kâğıdı kalemi eline, yazmak kolay. Klavye başında tıkırdatmak da iş değil. Ama kalkıp Selim İleri’nin evine gitmek, ne bileyim ben yapamam herhalde. Orhan Pamuk’a anlatamam ‘Kara Kitap’ı okurken hissettiklerimi. Aklımın ucundan bile geçmez sevdiğim yazara ‘seni seviyorum’ demek. Pek çok okurun da, pek çok yazarın da öyle olduğunu düşünürüm. Ketumuz, içimize kapanığız. O değil. Beylikdüzü’ndeki evinden kalkıp Selim İleri’yi ziyarete gidiyor, Memet Fuat’a, el yazısıyla yazdığı ve uzun süre cüzdanında taşıdığı için yıpranmış bir şiir götürüyor, bassın diye. Ben misafir kaldığım evlerin mutfağında patates kızartılırken filan yazıyorum, sonra patates kabuklarıyla birlikte çöpe atıyorum, Onur Caymaz’ın on beş yıllık yazın öyküsü bana hiçbir şey değilse, yazının değerini hatırlattı. Kadrini, kıymetini… İlk şiir kitabı askerdeyken basılan biri o, askerlik yaptığı yere kargoyla gelen şiir kitabını açıp tarifsiz mutlu olan, mutluluğunu başkalarıyla paylaşamayan, yazının kıymetini bilmeyenlerle karşılaşan… Bu on beş yılı neden yazdığını anlatırken de, ‘kibir vesikası değil, dağınık masanın mütevazılığı’ diyor. Kitabın içinde anılar, hatıralar (çünkü ikisi farklı şeyler ona göre), fotoğraflar, şiirler, öyküler var, hepsi çok güzel. Ama aklım en çok Séte’deki şiir festivalinde, bir şiirinin afişe yazılıp “Neler var bilmiyorum/ gülüşünün değdiği yerde” bir de Fransızcaya çevrilip, “j’ignore ce qui reside/dans les lieux ou ton sourire effleure” küçük bir sokağa asıldığı fotoğrafı sevdim.
Bugüne kadar ‘Yaz Tarifesi’, ‘Kalbin ve Tenin Bütün İstekleri’, ‘Sanki Yarın Nisan’, ‘Seni Hatırlatan Yıldızlar’, ‘Bak Hâlâ Çok Güzelsin’, ‘Ezilmiş Leylaklar Kitabı’ ve ‘Kâh ve Rengi’ kitaplarıyla okuyup sevdiğimiz Onur Caymaz’ın 15. yılı kutlu olsun, nice yıllara…

HİKÂYEDEN ÇOCUK
Onur Caymaz
İletişim Yayınları
2011
240 sayfa
17.5 TL.