Nur Batur'dan 35 yıl için 35 mülakat

Nur Batur'dan 35 yıl için 35 mülakat
Nur Batur'dan 35 yıl için 35 mülakat
Nur Batur, meslekteki 35 yılını, Türkiye ve dünya siyasetinin önemli aktörleriyle yaptığı 35 mülakatta, 'Tarihi Yazarken Yaşamak' başlığı altında topladı
Haber: MURAT YETKİN / Arşivi

Mesleğe adım atalı 30 yıl oldu. Geçen ay bir yandan çekinerek, diğer yandan tuhaf bir özgüvenle Ankara, Gaziosmanpaşa’da bahçe içinde bir evden çevirme Arayış dergisine stajyer adayı olarak girmemin üzerinden 30 yıl geçti.
Dönem 12 Eylül askeri darbesi dönemiydi, Bülent Ecevit, askeri yönetim koşullarına ilk sivil başkaldırı sayılan haftalık haber dergisini çıkarmaya başlamıştı, ben de TRT’nin kıdemli programcı spikerlerinden halan Müberra Yetkin’in başını epey ağrıtarak, Arayış yazı kadrosundaki Mahmut Tali Öngören sayesinde bir kıyısından orada yer bulmuştum.
İstihbarat Şefi Baki Özilhan sonunda elinin altında oraya buraya koşuşturmaya hevesli, hem de lisan bilen bir genç bulmaktan memnundu herhalde, ya da belki ayakaltında fazla dolaşmayayım diye beni o haberden bu habere gönderiyordu. Benim arayıp bulamadığım da buydu zaten.
O dönem ve Arayış kapandıktan sonra dergilerde, 1987’den itibaren BBC Ankara bürosunda çalışmaya başladığım dönemlerde yaşça aynı kuşak sayılıp benden birkaç yıl önce mesleğe girmiş gazetecilerle tanışmaya başladım. Sedat Ergin, Enis Berberoğlu, Erdal Sağlam, Faruk Bildirici, daha sonra Fikret Bila o dönem tanıştığım, hala birlikte çalıştığımız arkadaşlarımdan.
Ve tabii ki Nur, Nur Batur…
Dışişleri Bakanlığı’nın Kızılay, Milli Müdafaa caddesindeki binasındaki haftalık basın bilgilendirme toplantılarına katılmaya başladığımda tanıştık.
O benden beş yıl kıdemliydi, benim ODTÜ’de ders dışında başka işlere de koşturduğum yıllarda gazeteciliğe başlayan kuşak arkadaşlarımdandı; soru sormayla sorgulama arasındaki o ince çizgi üzerinde nezaketine bir dirhem halel getirmeden ince ince bombardımana tutardı diplomatları, siyasileri. Siyasileri diyorum, çünkü Nur’un Meclis muhabirliği yapmışlığı da vardı.
Sonra, 90’ların ilk yarısında Kanal D’nin ilk kuruluşunda aynı büroda çalıştık. Ben diplomasi ve savunma muhabiri, o istihbarat şefi olarak. Sonra benim haber yöneticiliği yıllarım, onun Atina yılları başladı. Atina’da başına gelenleri de bir gün yazar her halde; beni en çok etkileyen kırmızı ışıkta dururken birisinin gelip elinde çekiçle camını parçalayarak yaptığı uyarıydı. Nur, bildiğimiz Nur, ertesi gün soluğu Yunan Dışişleri’nde almış, protesto ediyordu. 

Siyasetin önemli aktörleri
Atina dönüşü, Sedat’ın da İstanbul’a Milliyet’in başına geçmesiyle boşalan koltuğu doldurdu Fikret ile yaptığımız Ankara Kulisi programında, CNN Türk’te.
Şimdi ben de İstanbul’da Hürriyet Daily News gazetesinin başındayım ve Nur ile yine ayrı şehirlerde görüşemiyoruz.
Ama geçen gün öğle yemeği dönüşünde masamda bulduğum bir kitapla sanki beş dakika önce gelmiş, beni bulamayıp kitabı bırakmış gitmiş duygusuna kapıldım.
Nur, meslekteki 35 yılını, Türkiye ve dünya siyasetinin önemli aktörleriyle yaptığı 35 mülakatta, ‘Tarihi Yazarken Yaşamak’ başlığı altında toplamış.
Aralarında artık yaşamayan Saddam Hüseyin, Benazir Butto, Yaser Arafat, İzak Rabin, Haydar Aliyev gibi, bizden İsmail Cem, Erdal İnönü gibi ağır toplar var. Süleyman Demirel’den Rauf Denktaş’a, Mesud Barzani’den Şimon
Perez’e, Yorgos Papandreu’ya dek sahnede olan isimler var. Dörtyüzelli küsur sayfalık kitabı okurken, fotoğrafların da etkisiyle bir zaman tünelinde seyahat ediyormuş duygusuna kapılıyor insan.
‘Tarihi Yazarken Yaşamak’ da bir gazetecinin meslek serüvenini özetlemesi akımından uygun bir isim. Tarihçiler siyasetin sonuçlarını özetliyorsa, biz gazeteciler de tarihçilere müsvedde yetiştirmeye çalışıyoruz aslında.
Geleceğe hangi yazdığımızın kalacağını hiç bilmeden ve düşünmeden ve durmaksızın müsvedde yazıyoruz. İşin heyecanı da biraz burada zaten; Nur haber heyecanını hiç kaybetmeyenlerden…

TARİHİ YAZARKEN YAŞAMAK
Nur Batur
Turkuvaz Kitap
2011, 452 sayfa, 32 TL.