O bir terbiyeci değil

O bir terbiyeci değil
O bir terbiyeci değil
Avi'yi okurken her şeyden önce etrafındaki dünyaya gözünü kulağını açmış, olup bitenleri anlamaya çalışan ve bundan asla vazgeçmeyen biri geliyor gözünüzün önüne. Aslında çocuksu reflekslerle yazan bir yazar Avi
Haber: GÖKÇE MİNE ONGUN / Arşivi

Çocukken nasıl biri olduğunuzu, o sıralarda neler hissettiğinizi, hangi “küçük” problemlerle boğuştuğunuzu hatırlayabiliyor musunuz? Daha da önemlisi, üzerine eklediğiniz onca yaşanmışlıktan sonra anlayabiliyor musunuz? Kendi çocukluğumuzu bir kenara bırakalım. Siz de çocuklarla konuşurken şaşıp kalmıyor musunuz ve hatta bu şaşkınlık anının yarattığı yabancılaşmayla tıkanmıyor mu iletişiminiz? Hayatlarımızı ayrıştırıp farklı anlatılar oluşturduğumuz sürece, aynı dünyayı deneyimlediğimiz bu küçük insanlarla aramızda açılması muhtemel, o adına “jenerasyon farkı” denilen şey hiç de uzak değil. Bana bunları düşündüren, çocuk ve gençlik edebiyatının çağdaş ustalarından, o yabancılığı aşmaya yarayan gizli formüle sahip yazar Avi oldu.

Newbery Ödüllü yazar, ‘Saçtaki Tuz’ ve ‘Balıkların Bununla Ne İlgisi Var?’ adlı gençlik kitaplarından sonra, çocuklar için kaleme aldığı Badem ve Arkadaşları serisinin ilk kitabı Kekik ile yine, genç okuyucu için nasıl bir anlatı kurulmalı sorusuna –bu sorunun tek bir yanıtı yok elbette– yanıt veriyor.

Avi’nin en önemli özelliği, kurduğu paralel evrenle eserlerinin içeriğine ve üslubuna yansıyan samimiyet: Avi’yi okurken her şeyden önce etrafındaki dünyaya gözünü kulağını açmış, olup bitenleri anlamaya çalışan ve bundan asla vazgeçmeyen biri geliyor gözünüzün önüne. Başkalarından aldığı cevaplarla asla tatmin olmayan, herkesçe doğru bilinenlere mesafeyle yaklaşan, gözünü görünenin ardındakine dikmiş, kendi cevaplarının peşine düşen, aslında çocuksu reflekslerle yazan bir yazar Avi.

Kurduğu hikâyeler de genellikle aynı reflekslerle yola çıkan, dünyayı anlamaya çalışan çocuk ya da hayvan karakterler etrafında dönüyor. En baştan belirtmeli, Avi ne bir terbiyeci ne de genel geçerin hoşuna gidecek erdem güzellemecisi. Çocukların kendi gerçeklikleri içinde boğuştuğu sorunları, bilinmezleri, yetişkinlere has önyargılara düşmeden, diyaloğa ve farklı düşüncelere fırsat tanıyan bir üslupla irdelemeyi seviyor. Avi’nin en dikkat çekici yanı ise, çocuklara ve gençlere kendi gerçeklerini bulma konusunda sonsuz bir güven telkin eden, yetişkinlerin zaman zaman verili gerçekliklere sığındığını, düşünmekten kaçındığını ortaya seren dürüst tavrı.

Türkçede yayımlanan ilk romanı ‘Saçtaki Tuz’, genç okur için “gerçek hikâyeler” yazan bir yazarın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini gösteriyor. İlk bakışta eski moda bir hikâye gibi gözüküyor ‘Saçtaki Tuz’. Ancak, içinde ilerledikçe, zaman değişse de hiç değişmeyen insanlık durumlarıyla tanışıyor okuyucu. 1800’lü yıllarda bir yük gemisinde isyana hazırlanan tayfanın arasında yolculuk etmek durumunda kalan asil ve kibar Charlotte Doyle sayesinde, güç ve iktidara, kurallara ve düzene katı bir inanç duyan yetişkinlerin ne kadar ikiyüzlü olabileceğini de görüyor.

Avi’nin gençler için üretirken kurgusunun alanından asla çıkarmadığı, onların duymak/okumak istedikleri kadar önem arz eden, onların duyması/okuması istenmeyenler; yani yetişkinlerin sanki gençleri ömürleri boyunca koruyabilecekmişçesine sakladıkları gerçekler.

İkinci kitabına ismini veren “Balıkların Bununla Ne İlgisi Var?” adlı öyküde, anne babası ayrılınca mutsuzlukla tanışan ve buna hem alışmaya hem de çare bulmaya çalışan Willie çıkıyor karşımıza. Ama annesi onu orta yola çekmeye çalışıyor. Willie ise, bir gün öğretmeninin karanlık mağaralarda yaşayan ve bu nedenle görme yetilerini kaybetmiş olan balıklardan söz etmesiyle içgüdüsel olarak bir yanıt buluyor. Annesine balıklardan bahsedip duruyor. Ancak ondan aldığı cevap, “Balıkların bununla ne ilgisi var?” oluyor. Avi’nin yaptığı, bilinen ama gerçekliği kayda geçmeyen ruh hallerini ortaya koymak. Ergenliğin eşiğinde, baskıcı bir anneyle yüzleşirken, ayrı ebeveynlerin çocuğu olmakla başa çıkmaya çalışırken, öğretmeninden intikam almaya çalışırken, ölen kedisinin hayaletiyle boğuşurken ya da kötülüğü erdem sayarken…

Eğlenceli bir ses
Sonu önceden kestirilemeyen, ironiyi hiç eksik etmeyen öyküler genellikle olumlu bir yöne doğru evriliyor. Ama karakterler bu zor durumlarla yüzleşirken çözümü yetişkinlerin onlara uygun gördüğü doğrulara yaslanarak değil, kendi iradeleriyle buluyorlar. Avi çocukların özgür ve dürüst olan gerçek sesini hiçbir zaman bastırmıyor. Bu ses, aynı zamanda eğlenceli de. Avi’nin dilimize başarılı bir çeviriyle kazandırılan son kitabı Kekik yazarın bu konuda ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazarın çocuklar için kaleme aldığı “Badem ve Arkadaşları” serisinin ilk kitabı Kekik, ustalıkla betimlenmiş kahramanları kediler ve farelerle, hem soluk soluğa hem de bolca gülümsemeyle okunacak eğlenceli bir macera. Büyük hayalleri olan küçük fare Kekik, dere kenarındaki yuvasını ve ailesini terk edip dünyayı keşfetmek üzere meçhule doğru yola çıkıyor. Bir trene biniyor ve kendini şehirde buluveriyor. Trenden iner inmez, şehrin kedileri tarafından farelere karşı kurulmuş olan K.O.R.K.U. (Kemirgen Ordusunu Reddeden Kediler Uygarlığı) örgütünün başkanı kedi Düşes ile burun buruna geliyor. Düşes asil bir kedi. Şehrin temiz, erdemli ve zengin, bugünküne kıyasla çok daha az farenin yaşadığı günlerini özlüyor. Üstelik şimdi bu fareler şehirde kalmaya hakları varmış gibi davranıyorlar. Düşes şehri farelerden kurtarmak için savaş başlatıyor. Fareler cephesinde ise, yeni edindiği dostlar arasında kendine güveni gelen Kekik, taşradan getirdiği cesareti ve özgürlük tutkusuyla arkadaşlarına kedilere başkaldırmanın yollarını öğretiyor.

Bu hikâyeyle güçlü/zayıf, ezen/ezilen ilişkileri için bir model kuruyor Avi. Bir yetişkin okuyucu olarak, anlattığı hikâyeyi günümüz dünyasının yozlaşmışlığına, tahammülsüz grupların birbirlerine karşı takındıkları tavra, küçüklerin sinip kalmalarına ya da ezilmişliklerine çare aramalarına bağlamak mümkün. Ancak bu keyifli okumanın, genç okurun, kendimizden farklı olanın tanınması, dostluk, sadakat, fedakârlık gibi kavramlar hakkında düşünmesini sağlayacağı da kesin. Avi, çocukken de büyükken de kaçırılmaması gereken bir yazar.

SAÇTAKİ TUZ
Çeviren: Bülent Doğan, 269 sayfa, 16 TL.
BALIKLARIN BUNUNLA NE İLGİSİ VAR?
Çeviren: Şiirsel Taş, 144 sayfa, 10 TL.
KEKİK
Resimleyen: Brian Floca, 216 sayfa, 14 TL.
Avi’nin kitapları Hayykitap tarafından yayımlanmaktadır.