O faşizmde çocuklar

'80'lerde Çocuk Olmak' kitabındaki hikâyeler öyle alışık olduğumuz trajedi ve dramlardan ibaret değil. Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir anı paylaşıyor
Haber: MEHMET ULAŞ - mehmet.ulas@radikal.com.tr / Arşivi

12 Eylül mağdurları kimi zaman bir filme, kimi zaman bir kitaba, kimi zaman bir gazete haberine konu oldu. Ve üzerinden tam otuz yıl geçti. O günün çocukları bugünün büyükleri oldu... Askeri vesayetin hüküm sürdüğü bu yıllarda insanın ensesinde hissettiği ölümün ve sokak ortalarında insanların alınıp hapse atıldığı/bilinmeze götürüldüğü, her an ’bizi de alacaklar’ endişesiyle çocukların gözü önünde valiz hazırlayan babalar, ağabeyler, ablalar, amcalar… Tüm bu yaşananların en acı tanıkları şüphesiz o zamanın çocuklarıdır. İşte o çocuklardan bir kısmı bir araya gelip ‘anı’larını bir kitapta topladı: ‘80’lerde Çocuk Olmak’.
Hikâyeler öyle alışık olduğumuz trajedi ve dramlardan ibaret değil. Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir anı paylaşıyor.
Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstepcaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adlarını sayamadığım daha onlarca sanatçı ve yazar bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunlarını, dinledikleri müzikleri, 12 Eylül darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları derin izleri, bilmediğimiz yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldılar.
Şair ve yazar Kadir Aydemir, kitabı yazma projesinin askerde nöbet tutarken planladığını yazıyor.
Kitabın ilk öyküsü 80’lilerde on yaşında olan piyanist Fazıl Say’a ait. Say, darbenin ilk günlerini şöyle anlatıyor; “12 Eylül 1980 günüydü. Telefonumuz sabahın çok erken saatinde acı acı çaldı. Arayan babamın bir arkadaşıydı. ‘Ahmet darbe oldu. Tedbirini al, kitaplarını sakla,’ diyordu. Sabahın erken saatinde evde saklayacak yer aramıştık kitapları. Yaksan yakılmaz, atsan atılmaz. Kitaplar bunlar… En sonunda babam duvar piyanosunu gösterip ‘Hepsini içine!’ demişti. Kapağı kaldırıp tıkmıştık onlarca kitabı içine. Ve hakikaten sabahın tam sekizinde bir polis iki de jandarma dayandı evimizin kapısına. ‘Bu nedir?’ diye sordu polis, piyanoyu göstererek. ‘Piyano benim oğlum çalar,’ diye cevapladı babam, korkuyla karışık.” Say, şöyle bitiriyor 12 Eylül sabahının anısını: “Gittiler sonra. Kitapları bulmadan. Babam da hapse düşmeden… Bir şey yanlışsa, A’dan Z’ye yanlış oluyor hayatta. Tıpkı 12 Eylül 1980 darbesi gibi…” 

Babalardan dinlenen hikâyeler
Bir diğer yazar Erdem Aksakal, varlık ve yokluktan bahsederken şunları söylüyor: “Seksenler varlık hülyasıyla geçse de; damgasını vuran hep yokluk oldu. Varlıklı olacağımıza inandığımız bir dönemdi. Babalardan dinlenen yokluk hikâyeleri; elektiriğin, radyonun, margarinin, tüpgazın yokluğu yoktu bizde. Her şey uzanabilme mesafesindeydi. Vardı sahici gibi ama yoktu işte. Ne köyü bilen son kuşaktık ne şehirli doğan ilk kuşak. Öyle bir sesizlik içinde büyüyorduk ki, ne televizyonun varlığı nede kendi çocuk cıvıltımız gerçek bir ses yaratmaya yetiyordu.” En kötü çocukluk, darbeye tanıklık etmek olsa gerek. Yaklaşık üç yıllık bir çalışmanın ürünü olan ‘80’lerde Çocuk Olmak’ kitabı, her kuşağa hitap ediyor . Darbe günlükleri ve mağdurları anlatılırken, dönemin müziği, sanatı, kültürü, çocukluğu ve gündelik hayatı hep gölgede kalmıştır. Aydemir’in bu çalışması bütün bu ezberleri bozuyor… Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle ağabeyleri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir dille anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Eğer darbe günlüklerini okumaktan sıkıldıysanız, ölümü her an ensesinde hisseden, sokak ortasında kör bir kurşuna hedef olan ve mahpushaneye düşen binlerce insanın arasında çocuk olmanın duygusunu bu kitabı okuyarak yaşayın.

80’LERDE ÇOCUK OLMAK
Hazırlayan: Kadir Aydemir
Yitik Ülke Yayınları
2010
344 sayfa
23 TL.