O yıkıcı gizem

Amerikalı yazar Andrew Sean Greer, yarattığı karakterlerle dönemsel bir gerçeklikten yola çıksa da, bunu, hayatın çevrimiyle bütünleştiriyor. Amerika'da ırkçılığın üst noktalarda olduğu bir dönemi anlatıyor
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

‘Bir Evliliğin Öyküsü’, sadece isminin çağrıştırdığı anlamda bir evlilik hikâyesini anlatmıyor. Hayatları ve insanı biçimleyen süreçlerle ilgileniyor daha çok. Andrew Sean Greer, yarattığı karakterlerle dönemsel bir gerçeklikten yola çıksa da, bunu, hayatın çevrimiyle bütünleştiriyor... Amerika’da ırkçılığın üst ve görünür noktalarda olduğu bir dönemi anlatıyor kitap . San Francisco’da yaşayan iki siyahın evlilik öyküsünden yola çıkıyor. Evli bir çift olan Pearlie ve Holland’ın yaşamı etrafında dönerken olaylar, zamanlararası geçişlerle, ben anlatıcının bakış açısından yansıtılıyor. Ben anlatıcının aynı zamanda ana karakterlerden biri de olduğu kitapta, Pearlie ve Holland’la tanışırız ilkin. İlkgençlik dönemlerinde birbirlerine aşık olan Pearlie ve Holland’ın yolları ayrılsa da, yıllar sonra yolları tekrar kesişecek, bu buluşma, hayatlarının sonuna dek devam edecektir. Kadın ve erkeğin ilişkisinde son aşama halini alan gelenekselleşmiş evlilik ilişkisinin ironik bir resmine rastlarız. 

Askerlik sonrası travmalar
Bugünden bakıldığında kadının konumunun sorgulanması gereken bir ilişkidir bu. Zira Pearlie, ev kadını olarak evin bütün düzenini sağlayan, eşini rahat ettirmek için elinden geleni yapan, çocukları Sonny’nin bakımını eksiksiz yerine getiren bir kadın konumundadır. Elbette ki, Pearlie’nin bütün bunları yapmasının bir açıklaması vardır. Aynı zamanda kitabın anlatıcısı konumunda olan Pearlie’nin ağzından bunu defalarca dinleriz. Ama dinlediğimiz bir ev düzenin sürdürülmesinden çok, siyahların daha iyi yaşamak için verdiği mücadeleye gönderme yapar niteliktedir. Nitekim Holland da, uzun bir süre savaşa gitmemek için saklandıktan sonra askere gönderilen binlerce insandan birisidir. Askere gittikten sonra da yaşadığı travmalar sonucu hayatın sınırlarında bulmuştur kendini. Pearlie yıllar sonra Holland’ı bulduğunda bu durumdadır. Çocukluk aşkı Hollan’la evlenerek ikisi için de hayatı yola koyduğuna inanmıştır Pearlie. Taa ki, Buzz çıkıp gelene dek. Tek parmağı olmayan Buzz da, bir savaş artığı, dönenim (1953) birçok Amerikan yurttaşı gibi travma yaşamış savaş karşıtlarından biridir. ‘Vicdani Retçi’lerin yaşadığı dışlanmanın yanısıra, savaşmak istemeyenlere uygulanan yaptırımlara maruz kalmıştır. Tam da bu noktada Holland’la buluşmuşlardır. Tedavi için aynı odada kalan Holland ve Buzz’un arasında gelişen ilişki, yıllar sonra da Buzz’un Holland’ın peşine düşmesine ve onu bulmasına neden olur. 

Çoğunluğun durumu
Zengin bir beyaz olan Buzz, Holland’ı bıraktığı ve kendisine verdiği taktirde, bütün servetini Peralie ve oğluna bağışlayacağını söyler. Pearlie’nin sorgulaması da buralarda başlayacaktır. Buzz’la aralarında pazarlığa benzer uzun bir süreç başlar. Pearlie, Holland’ın da Buzz’u sevdiğini, istediğini düşünerek evliliğini bitirmek istemektedir. Gerek ilişkisi, gerek kendisiyle ilgili bildiği ve emin olduğu ne varsa ters yüz olmuştur artık. Holland ve Buzz’un hayat hikayesi, Amerika’daki çoğunluğun hikayesidir. “Amerika’nın doğusu ile batısında kıyamet kopuyordu ve onlar bunda rol oynamıyorlardı. Dolasıyıyla kaçanlar olmuştu, kimi orduya katılıp savaşa gitmişti, kimiyse gemiye binip bir okyanusta can vermişti. Buzz gibi pek çok kişiyse başka bir yol aramışlardı. İnsanın önemsenmeye ihtiyaç duyduğunu öğrenince şaşırdığını söyledi.” Çok keskin trajik gerçekler sözkonusudur. Rosenbergler’in Sovyetler’e verdiği sırdan ötürü idam edilmeleri gündemdedir. Büyük bir kalabalık egemen ideolojinin ağzıyla konuşur. Acımasızlık ve sertliğin kendini alabildiğine hissettirmesi, Pearlie’nin çevresindeki sıradan insanların ifadeleri görünür kılınarak anlatılır. Böylelikle kitapta, küçük bir pencereden geniş bir alana bakan yazar, okuyucunun dikkatini daha çok insanların kaderlerini belirleyen süreçlere çekiyor. İnsan potansiyelinin neden olacağı sevindirici sürprizleri de ihmal etmiyor. Ben anlatıcı konumunda da olan Pearlie’nin, iç konuşma ve hasaplaşması yoluyla ortaya çıkan düşünme biçiminin yanısıra, psikanilitik çözümlemeler anlamlı bir bütünlük oluşturuyor.

BİR EVLİLİĞİN ÖYKÜSÜ
Andrew Sean Greer
Çeviren: Dost Körpe
Everest Yayınları
2011, 210 sayfa, 14 TL.


    ETİKETLER:

    Beyaz

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    Kadın

    ,

    Zengin

    ,

    yazar

    ,

    bakan

    ,

    İlişki