O yürekler hiç susmayacak

O yürekler hiç susmayacak
O yürekler hiç susmayacak
Bektaş Karakaya, TİKB'nin yönetici kadroları arasında çalışmış bir devrimci. Politik yaşamında sayısız eziyet çekmiş, işkence görmüş, ölüm oruçlarına yatmış
Haber: ONUR CAYMAZ / Arşivi

Silahını yoklayıp eve yöneldi. Sakindi; peşindeki siville birlikte kahveye girdi. Ne olur ne olmaz, yarınki randevuyu iptal etmeli; telefon açacak, tehlike şifresini söyleyecek, arka kapıdan sıvışacaktı. Yakalanmazsa sorun yok... Zira devrim günleridir; devrimle yatıp kalkmakta. Yoksul semtler, fabrikalar, teksir makineleri, bildiriler... Hikâye kısa fakat yetmişlerde genç olmuş, şimdi ülkesinden, memleketinden uzakta yaşamak zorunda kalan, cezaevlerinde harcanmaya çalışılan, her şeye rağmen inancını kaybetmemiş bunca devrimci için ne kadar da tanıdık. Üstelik kahramanımız erkek de olsa kadın da olsa hikâye aynıdır. Mühendisin yerine hamal da konsa olur; sendikacı ya da doktor da hiç fark etmez; Devrimci Yol da mücadele etmiştir, TİKB de. Mahir de bu maceranın parlayan yıldızıdır, Erdal Eren de, İbrahim de. Egemen aklın otuz sene sonra bile bu insanların ismine tahammül edemeyişi boşa değil, 12 Eylül sürüyor!
Milli eğitimlerin tornasından geçenlere ders olarak belletilen tarih, genel kapsamıyla ele alındığında galiplerin propagandasıdır. Devrim kelimesinden bile korkanların tarihidir o. 12 Eylül’ün kan emici zorbaları, toplumun belleğine zulmü kazımış; üzerlerine yürüyen yoksul halk çocuklarıysa cümle halka okutulup ezberlettirilen bu tarihi tersten yazmıştır.
İletişim Yayınları işte bu ters tarihi yayımlamaya ilk olarak Sebahattin Selim Erhan’ın yazdığı ‘Yine Kazacağız Yine Kaçacağız’la başladı, Ufuk Bektaş Karakaya’nın ‘Ölüm Bizim İçin Değil’iyle devam ediyor. Karakaya da devletin belki halen bile pek hoşlanmadığı insanlardan. Her darbe girişimine ya da postmodern muhtıraya hazine bulmuşçasına koşanların genelde pek sessiz kaldığı 12 Eylül ile ilgili, üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen öyle büyük bir yazılı malzememiz yok henüz. Olup bitene dair usta işi romanlar yazılmadı, filmler çekilmedi. Fakat sayısı gün günden artan anı kitapları yayımlanıyor. Diğerlerinden farklı olmakla beraber ‘Ölüm Bizim İçin Değil’ de bu kitaplardan biri. Bektaş Karakaya her şeyden önce dönemin ses getiren örgütlerinden TİKB’nin yönetici kadroları arasında çalışmış bir devrimci. Yetmişlerin sonunda tabandan başladığı politik yaşamında sayısız eziyet çekmiş, işkence görmüş, ölüm oruçlarına yatmış; Malatya’nın köylerinden Köln’ün ışıklı caddelerine uzanan, devrimle, çelik iradeyle, dirençle, mücadeleyle, dönemin iflah olmaz cezaevlerinden firarlarla bezeli, zorlu, sıra dışı bir hayat öyküsü… 

Ölüm orucunda 74 gün
O yılları anlamak bağlamında gerçekten korkutucu tanıklıklar içeren bu kitabı okuyan herkes ister istemez kahramanla okur arasındaki ilişki gereğince kendisini Karakaya’nın yerine koyuyor! Gösterilen direnç karşısında saygı duymaktan başka yapılabilecek hiçbir şey yok. Yeni bir dünya düşleyen on binlerce insana reva görülenlerin ağırlığı karşısında eziliyor, utanıyorsunuz. Hele Devrimci Sol’un Dursun Karataş’ından, TİKB’nin Fatih Öktülmüş’üne dek Türkiye ’de solun en önemli isimleriyle kalkışılmış, hapishanede başlayıp hastanede verilen kayıplarla biten 1984’teki 74 günlük ölüm orucunda yaşananlar...
Kitapta insanın içini dağlayan çok şey var da birkaçını paylaşmak isterim. Düşünün, cezaevi yönetimi, ızgaradan çıkan leziz dumanlar hayal ederek grevi kırmaya çalışmış, açlık grevi yapan koğuşların bulunduğu alana gece vakti köfteci getirtmiştir… Bir başkası: 74 günlük açlıktan sonra bilinci dışında ölümden kurtulan Karakaya’nın Adana Cezaevi’ne gönderilişi ve buradaki uygulamalar nedeniyle tekrar açlığa yatışı sırasında hücreye bırakılan menemenin hikâyesi… Tabii on sekiz kişinin Kırşehir Cezaevi’nden tünel kazarak kaçışını ve Karakaya’nın bu süreçten yurtdışına gidişine kadarki sekiz aylık zaman diliminde sürdürdüğü kaçaklık günlerini okurken özgürlük duygunuzu yeniden sorgulayacaksınız. Bu kişisel tarihin bir parçası olmak, dönemin Türkiyesi’nde solcu olmanın ne demek olduğunu anlamak için ‘Ölüm Bizim İçin Değil’i okuyun.

ÖLÜM BİZİM İÇİN DEĞİL
Bektaş Karakaya
İletişim Yayınları
2011, 526 sayfa,
28.5 TL.