'Okuduğum en iyi kitaplar çaldığım kitaplardı'

Haber: ZEYNEP HEYZEN ATEŞ - heyzen@mail.org / Arşivi

ABD’de geçen on yıl içinde en çok konuşulan ve tartışılan güney Amerikalı yazar kimdir derseniz, yanıt hiç tartışmasız Roberto Bolano olacaktır. (Bu üne öldükten sonra kavuşmuş olması acı.) Geçen aylarda Bolano’nun notlarından derlenip yayımlanan ‘Tercer Reich’ (Üçüncü Reich) Nazi Almanyası’nı işlemeyi seven Bolano’nun yeniden gündeme oturmasını sağlamıştı, şimdi de New York Times ve New Yorker’ın, yayımlanır yayımlanmaz başköşeye yerleştirip incelemeye başladıkları ‘Between Paranthesis’ (Parantez İçinde) geldi. Bu kitap Bolano’yu anlama yolunda önemli bir adım olarak görülüyor. Bolano’yu anlamak neden önemli derseniz; o, pek çok okuyucu ve eleştirmen için Güney Amerika’nın Jack Kerouac’ı veya Burroughs’u (New Yorker’ın nitelemesi benim değil) ve ne yazık ki anahtarsız okuması zor. Bolano’nun bir sürü hayatı var; gerçek hayatı var, uydurduğu ama gerçek sanılan hayatları var, (Pinochet iktidara geldiğinde Şili’de olduğunu iddia etmiş ama bu iddia sonradan yalanlanmıştı), tamamen uydurma hayatları var, ölümünden sonra sürüp giden bir hayatı var –neredeyse kendi kendini yazmış diyeceğim. Bu kadar fazla hayatın şöyle bir sakıncası var: Evin tek bir anahtarı yok. Zaten kapının da yeri belli değil.
Parantez İçinde, okuyuculara birkaç anahtar sunan bir çalışma. Bolano’nun ölümünden önceki beş yılda yazdığı metinleri, her zaman ateşli bir şekilde savunduğu Borges, Cortazar ve Parra üzerine yazdığı denemeleri, konuşmalarını, makalelerinden bir seçkiyi ve monologlarını içeriyor. “Eleştirmenlerden yaratıcı ve cesur olmalarını bekliyorum” diyen Bolano’nun yazdığı eleştirilerden bir örnek okumak isteyenler Who Would Dare? “Kim Cesaret Edebilir” başlıklı metni nybooks.com’dan okuyabilir. Yazı şöyle başlıyor: “Okuduğum en iyi kitaplar çaldığım kitaplardı.”

Daha fazla Potter
Şimdi herkes pottermore isimli internet sitesini konuşuyor. Adından anlaşıldığı kadarıyla site “daha fazla Potter’a” kendimizi hazırlamamız gerektiğine dair bir ipucu. Ama yazarın avukatının yaptığı açıklamaya göre yeni bir Harry Potter kitabı olmayacak. Pottermore’un ne olduğuna ve ne sunacağına dair ortalıkta dolaşan bir sürü tahmin var ama en akla yatkını sitenin Potter hayranlarının bir araya gelebilecekleri bir ‘çok oyunculu bilgisayar oyunu sitesi’ olduğu. Bu yazıyı okuduğunuz gün, ne olduğu açıklanmış olacak.)

Bilgisayar programı bilmeceyi çözdü
Önce Joyce’un bilmecesini hatırlatalım: Hiçbir barın önünden geçmeden Dublin’i bir baştan bir başa geçebilir misiniz? İrlandalı bilgisayar programcısı Rory McCann, bu amaçla bir bilgisayar programı tasarlayıp imkânsız görünen işi yaptı ve Dublin’i bara rastlamadan geçmenin yolunu buldu –daha doğrusu rotasını çizdi. Pek çok kişinin ellerinde kağıt kalem ve haritalarla deneyip başaramadıkları çözüme böylece –internetteki haritalar ve teknoloji yardımıyla- ulaşılmış oldu. Şu detayı belirtelim: Programcı çözümünü internete ilk koyduğunda pek çok kişi kendisiyle temasa geçip internetteki haritalarda görülmeyen ama gerçekte var olan –ve rotanın üzerinde kalan- barları işaret etmiş. İlk rota defalarca değiştirilmiş ama sonunda insan emeği ve teknoloji birleştirilerek şimdiki rotaya ulaşılmış.

Sizde ‘kitap unutkanlığı’ mı var?
Yaz ve keyif çatarak kitap okuma zamanı geldi. Kitapçıya girip kapağı hoşunuza giden bir kitabı aldınız. İlk birkaç sayfayı okudunuz, kitap tanıdık geldi. Yine de emin değilsiniz. Biraz daha okudunuz ve o kitabı daha önce okuduğunuzu anladınız! Ama ne ortasını ne sonunu hatırlamıyorsunuz. (Tamam, belki kızın kendini feda edeceğini ve adamın dünyayı kurtaracağını hatırlıyorsunuz ama hepsi bu.) İşte size Biblio-amnesia veya kitap unutkanlığı. (Gerçi bizde aynı kitap farklı adla basılmış ve çeviride de bir iki değişiklik yapılmışsa aynı hisse kapılma riski var.) Washington Post bu hafta kitap unutkanlığına yer verdi. Uzun uzadıya yazmayacağım ama makale “Siz de mi kitap unutkanlığından muzdaripsiniz?” diye sorduktan sonra daha ilginç bir soruyla devam ediyordu: “Bir kitabı unutmuş olmamız ondan etkilenmediğimiz anlamına mı gelir?” Yanıtın hayır olmasını umarak bu yaz sabahında herkesi kendi yanıtlarıyla baş başa bırakıyorum.