scorecardresearch.com

Ölüler daha zeki

Ölüler daha zeki
03/02/2012 02:00
'Ölülerin Diyalogları'nı anlamak için zamanın dışına çıkmaya gerek yok
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

“Yararsız şeyler söylemek söz konusu olsaydı canlılar yeterdi.” Bernard Le Bouvıer De Fontenelle’in bu sözü, onun önemli eseri ‘Ölülerin Diyalogları’nın indirgemesi niteliğinde. Zira ölüler, gerek deneyimli olmaları, gerekse boş vakitleri bulunması nedeniyle birer büyük düşünce insanı sayılabilirler. ‘Ölülerin Diyalogları’nı anlamak için zamanın dışına çıkmaya, verili olanla araya mesafe koymaya, günlük pratik yaşamın aşındırmasına karşı durmaya gerek yok. Söz konusu eser, bunların hepsini yapıyor. Bütün bunlardan kaynaklı olarak da okuyucuya anlamın kendisini hediye ediyor. Daha da ileri gidersek, hayatla ilgili önemli sırlar veriyor. Özetle, bilineni, ezberletileni, öğretileni bozuyor. Böylelikle de, her bilinenin bilinmeyen bir yanı olduğunu, her doğrunun da doğru olmadığını düşünebiliriz. Diyaloglar için -anlamını basitleştireceğinden çekinerek de olsa- eskinin, modern olanın üzerinde salındığını, eski-yeni ikileminden hareket edildiğini söyleyebiliriz.
Aydınlanma Çağı’nın öncü Fransız yazarlarından Bernard le Bouıver de Fontenelle (1657-1757), söz konusu eserinde, ölüleri konuşturmuyor aslında. Diyalogların tüm çevresini kuşkuculukla sarıyor. Bütün işaretler de asıl çözümün olayları tersinden görmekle başlayacağını gösteriyor. Fontenelle’nin 17. yüzyılda başgösteren “Eskiler ve Modernler” tartışmasında, “Modernler Eskilerden daha önemli, çünkü biz onların omuzlarına binerek hayata bakıyoruz” sözünün büyük yankı uyandırdığını hatırlatmakta yarar var. Zira yazarın, Aydınlanma düşüncesini hazırlayanlar arasında olmasıyla eseri arasında önemli bir ilişki bulunuyor. 

‘Düzmece Dimitri’ ve Descartes
İki cilt halinde, birinci ve ikinci cildin de, “Eski ölülerin diyalogları”, “Eski ölülerin yeni ölülerle diyalogları”, “Yeni ölülerin diyalogları” başlığıyla düzenlendiği kitapta, filozoflar, düşünürler, ünlü isimler, siyaset adamları, imparatorlar, imparatoriçeler, dük ve düşesler gibi 16. ve 17. yüzyıla damgasını vurmuş birçok isim karşı karşıya gelip sohbet ediyor. Makedonya kralı İskender’le, Yunan’lı kibar fahişe Phryne, Roma imparatoru Augustus’la, İtalyan yazar Pıetro Aretıno, Yunan’lı lirik şair Anakreon’la Yunan filozof Aristeteles, Latince yazan Hollandalı hümanist Erasmus’la, Fransa kralı V. Charles, Rusya tahtını ele geçiren zorba III. Düzmece Dimitri’yle, Fransız filozof ve matematikçi Descartes, İsviçreli bilimadamı, doktor ve kimyager Paracelsus ile Fransız oyun yazarı Moliere gibi isimler, “öteki dünyanın olayları hakkında bizden daha iyi düşünce” yürütüyorlar. Zira “Ölüler çok zeki oldukları için herhalde her şeyin sonunu herhalde çabucak görüyorlardır. Hatta birbirleriyle her konu üzerinde anlaşacak, dolayısıyla da neredeyse hiçbir zaman birbirleriyle çekişmeyecek kadar aydın olduklarına kolayca inanıyorum. Çünkü çekişmek bizim gibi gerçeği bulunmayan cahillere özgüymüş gibi görünüyor, tıpkı yolda birbirleriyle çarpışmanın gittikleri hedefi görmeyen körlere özgü olması gibi. Ama burada ölülerin artık karşıt düşünceleri olmayacak derecede huy değiştirdiklerini sanmak olanaksız. Dünyada bir kez insanlar hakkında bir düşünce sahibi oldunuz mu, bu düşünceden cayamazsınız. Bu yüzden, ben ölüleri, en azından çok tanınmış olanlarını, tanınmaz kılmaya çok özen gösterdim.” 

Üçüncü bir kişi olarak
Sohbetlerin içine dalındığında, eski ölülerin eskilerle ve yenilerle yaptıkları diyaloglarda, sonunda gelinen noktanın evrensel insanlık halleri olduğunu görmek için çok çaba gerekmiyor. Zira Fontenelle, ölülerin diyaloglarından, savundukları düşünce ve tezleri, değerleri ne olursa olsun insanın, kadın ve erkeğin en temel güdülerini açığa çıkarmayı başarıyor. Her konuşmacının kendini savunduğu, hatta kendi düşüncesini dile getirdiği demeyelim de tüm bunları da kapsayan olayların dökümünün sergilendiği diyaloglarda, üçüncü kişi olarak yer aldığımız düşünülürse, yazarın ‘modern’ vurgulamasında da dile getirdiği gibi neyin üstüne bastığımızı anlarız. Tarihi yapılandırmış isimlerin kendi aralarında gerçekleştirdikleri konuşmaların aslında onların bizimle kurdukları diyalog olduğunun altını çizip, bu alanda yer alan öznelerin kendi zamanlarında doğru diye dile getirdiklerinin yerinden edildiğini, hayatın ve doğanın son sözü söylediğini, her bir diyaloğun sonunda da doğaya teslim olunduğunu belirtmekle yetinelim.

ÖLÜLERİN DİYALOGLARI
Bernard Le Bouvıer De Fontenelle
Çeviri: Yaşar Avunç
Kırmızı Yayınları
2011, 192 sayfa
16 TL.

http://www.radikal.com.tr/107765410776540

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.