Ölümsüz aşk bir 'masal' mı?

Ölümsüz aşk bir 'masal' mı?
Ölümsüz aşk bir 'masal' mı?
Kırgız edebiyatının büyük ustası Cengiz Aytmatov'un eseri, Ali Özgentürk'ün incelikli senaryosu, Atıf Yılmaz'ın duyguları görünür kılan yönetimi ve Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın mendil tüketimini körükleyen etkili performanslarıyla sinema tarihimize geçen bir başyapıta dönüşür
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

2008’de hayata veda eden Kırgız edebiyatının dünya çapında tanınmış en büyük yazarı olan Cengiz Aytmatov, ülkesinin Sovyetler Birliği’nin bir parçası olduğu dönemlerdeki eserleriyle bilinir daha çok. Kırgız kırsalının ‘küçük’ insanlarının ‘büyük’ hikâyelerini anlattığı metinlerinde, ‘masal gerçek’ formuna yakın bir yapı inşa eden yazar, yerelden yola çıkıp evrensel bir boyuta taşımayı da başarır yapıtını. ‘Cemile’ (1958), ‘İlk Öğretmen’ (1962), ‘Elveda Gülsarı’ (1966), ‘Beyaz Gemi’ (1970), ‘Gün Uzar Yüzyıl Olur’ (1980) gibi edebî başyapıtların altına imza atan Aytmatov, Kırgızistan’ın Yaşar Kemal’idir bir bakıma. Hikâyelerinin zenginliği, daha çok insan doğasına olan hakimiyetinden gelir; insanı anlatırken ruh hallerini ayrıntılı biçimde önümüze getirir. Onun eserlerindeki karakterlere yaklaşmak, hatta özdeşleşmek kolaydır. Bu durum, metinlerdeki samimiyetin, doğallığın okura yansımasıdır.
Yazarın 1970 tarihli metni ‘Kırmızı Eşarp’ ya da bizde daha iyi bilinen adıyla ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’, uluslararası arenada onun en iyilerinden biri olarak görülmese de, Türkiye ’de durum biraz farklıdır. Aynı adlı Atıf Yılmaz başyapıtına kaynak olmasıyla Türkiyeli okurun hafızasına kazınmıştır bu eser.
‘Kırık bir aşk hikâyesi’ anlatır ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’; kamyon şoförü İlyas’la, ilk görüşte âşık olduğu köylü güzeli Aysel’in aşkını. Sevdiğine kavuşan, ondan bir de oğlu olan İlyas’ın, ‘büyüyememiş’ bir adam olmasının getirdiği defolar yüzünden Aysel’i kaybetmesi, yeniden bulması ve bir kez daha kaybetmesidir özetle burada anlatılan.
Aytmatov’un kendisi de olabilecek bir gazetecinin anlatıcılığıyla okuruz hikâyeyi. Gazetecinin İlyas’la yaptığı bir tren yolculuğu, kamyon şoförünün hikâyesini dinlemek için ideal ortamı oluşturur. Bundan sonrasında top İlyas’tadır artık, Aysel’e olan efsanevî aşkını bütün ayrıntılarıyla anlatır gazeteciye. Meselenin kendisinden kaynaklandığının bilincindedir. Sevdiğini sonsuza kadar kaybetmiş olmanın getirdiği çöküntüden nasibini fazlasıyla almıştır. Yeniden bir araya gelme ihtimali olduğu noktada, Aysel’in, çocuğunu büyütüp babalık yapan Baytemir’i tercih etmesiyse İlyas’a yapacak bir şey bırakmamıştır.
Hikâyenin büyük bölümünü İlyas’ın ağzından okuruz, ama finalde ‘yeni baba’ Baytemir’in bakışıyla neler olduğunu da okuma fırsatı buluruz. Aysel ve oğlu Samet’e kol kanat geren bu adam, fazlasıyla idealize edilmiş gibiyse de, İlyas’ın antitezi olabilecek özelliklere sahiptir. İlyas’ın düşüncesizliğinden eser yoktur onda, bencilliğinden de. Aysel’in onu tercih etmesinin nedeni ‘aşk’ değildir, oğlu için ‘doğru’ olanı yaptığına inanır genç kadın. İlyas’a olan aşkıysa sonsuzdur, hiçbir zaman tükenmeyecektir...
Cengiz Aytmatov, klasik bir aşk üçgeni çerçevesinde insanın özüne inmeyi başarır bu eserinde, diğer bütün metinlerinde olduğu gibi. Hikâyenin masalsı atmosferi, efsanevî aşkları hatırlatır, onların ‘dağı delen’ yapısından beslenir. Buna karşın, aşkı sorgulayıcı bir havası da vardır metnin. Baytemir karakteri, bu sorgulamanın öznesidir. Merkez karakterler İlyas ve Aysel arasındaki aşkı ‘ideal’den uzaklaştıran unsurları bünyesinde barındırır ‘ahlâklı’ Baytemir. Aysel’in seçiminde ‘masum’ gibi görünmesine karşın, en az İlyas kadar ‘suçlu’dur o da. Buradaki ‘suç’u tarif edemeyiz belki ama ebedî âşıkların kopuşundaki sorumluluğunu es geçmek olanaksızdır.
‘Selvi Boylum Al Yazmalım’, en nihayetinde ‘aşkın ölümsüzlüğü’nü mantık süzgecinden geçirerek ‘ölümlü’ kılan bir noktaya taşınır Aytmatov tarafından. Duyguların yalnızca aşka hizmet etmediğini, çok daha ‘rasyonel’ yerlere tutunduğunu işaret eder yazar. İnsanınsa bu ‘kavgacı’ duyguların hakimiyetinde kaotik bir ruh haline sahip olduğunu, ‘ideal çıkış’ınsa neredeyse ‘görünmez’ kılındığını savunur, ‘kaybetme’yi kaçınılmazlaştırır. 

Türkan Şoray ‘en güzel’dir
Atıf Yılmaz’ın en iyi filmi olduğu yönünde hiçbir kuşkumuz olmayan 1978 yapımı ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’, Ali Özgentürk’ün senaryosundaki ‘duygu’dan nasiplenirken, Türkan Şoray ve Kadir İnanır arasındaki uyumu da en âlâsıyla kullanır. Cengiz Aytmatov’un hikâyesini Türkiye koşullarına uyarlayan film, karakterleri İlyas ve Asya’ya dönüştürür. Üçüncü karakterse Cemşit olur ve Ahmet Mekin’in bedeninde hayat bulur.
Atıf Yılmaz’ın filmi, Aytmatov metninden yakasını sıyırmaya çalışmaz hiçbir zaman. Anlatıcı meselesini kullanmaz sadece, doğrudan doğruya İlyas’ın anlattıklarını sinemalaştırır. Kolhozu baraja çevirir film ve buna benzer mekansal kimi değişiklikler yapar. Kalanıysa Aytmatov’un hikâyesine bağlılık yemini etmiş gibidir. Ali Özgentürk’ün senaryosu iyidir belli ki, ama Atıf Yılmaz’ın duyguları görünür kılan kamerası belirleyicidir filmde. Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in yüzlerindeki ışığı ya da ışıksızlığı ustaca yansıtır, onları İlyas, Asya ve Cemşit’e dönüşümlerine tanıklık etmemizi sağlar.
Filmin vurgulanması gereken özelliklerinden biri de ‘iç ses’ kullanımıdır. Karakterlerin duygularını sık sık iç ses aracılığıyla dinleriz, finaldeki iç ses kullanımıysa benzersizdir. Aytmatov’un hikâyesindeki finalden daha vurucu bir bitiş noktasıdır bu. Seyrettiğimizin tam anlamıyla bir ‘aşk filmi’ olduğunu hissederiz bu yöntem aracılığıyla; özenle seçilmiş kelimeler dökülür kahramanların dudaklarından, iç burkan, kayıtsız kalınamayacak.
Türkan Şoray ‘en güzel’dir ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da, Kadir İnanır’sa ‘en yakışıklı’. Her ikisinin oluşturduğu ‘bütün’, İlyas ile Asya’nın aşkını inandırıcılığa taşır, izleyiciyi de mendillerine başvurmaya kadar götürür. Asya’nın kendisine yönelttiği “Sevgi nedir?” sorusuysa gene genç kadının cümlesiyle cevaplanır: “Sevgi emektir.” Bu filmin sloganı budur, Aytmatov’un ruhundan süzülüp alınır. Yazarın ‘insan’ı bulma arayışına ortaklık eden Atıf Yılmaz-Ali Özgentürk ikilisi, arayışa son noktayı koymayı başarır bu cevapla. Bunu “İnsan budur” diye yorumlamak da mümkündür, her türlü iyi ve kötü özellikleriyle insan budur gerçekten de. İnsan, hayatı boyunca yaptığı seçimlerle var olur, tıpkı Asya’nın seçiminde olduğu gibi...
Not: ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın DVD’sini raflarda bulmanız mümkün. 

SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
Cengiz Aytmatov
Elips Kitap
2011 (9. baskı), 112 sayfa, 6 TL.