Onat'ın uçma sevdası

Onat'ın uçma sevdası
Onat'ın uçma sevdası
Arslan Sayman, Onat adındaki bir veledin uçma sevdasını, ama öyle uçakla falan değil, kollarını kanat gibi çırparak, ayaklarını bir dümen gibi kullanarak uçabileceğini bilen bir çocuğun sevdasını anlatıyor
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Bulutların ya da yıldızların arkadaşlığında kanatlanmak, yeryüzünün keşmekeşinden, mengenesinden kurtulmak, çocuklukta hepimizin gördüğü bir düş değil mi? Ya da çocukluğun kendisi ‘uçmak’tır desek, hani; bir koltuğa kan ter içinde tırmanmanın aslında bir dağa tırmanmak, bisikleti hızla sürmenin ışık hızında gitmek, şıkır şıkır dolaşmanın kraliçelikle eşdeğer, kendini yataktan aşağı atmanın dünyanın en yüksek tepesinden atlamak, sokakta bulduğumuz bir çöpün paha biçilemez bir hazine olduğu, her şeyin başka ve aslında çok daha güzel bir şeyin yerine geçebildiği çocukluk… Tüy hafifliğindeki…

Ne zaman ki bu düş yerini, yeryüzüne doğru engellenemez bir şekilde düşme kâbusuna bırakır, herhalde yetişkinlik orada başlar; hayallerimizi soyunup adına gerçeklik dediğimiz sıkıcılığı sorgulamadan kuşandığımızda, çocukluk düşlerimizi unuttuğumuzda. Düşlerimi unutmadıysam da, düşmeden hemen önce müthiş bir kalp çarpıntısıyla uyandığım kâbusların çağındayım uzundur. Çoklarınız gibi mi?

Keyifle okunan hikâyeler
Adı anıldığında burnuma tatlı limon kokuları gelen Arslan Sayman’ı, ‘Limon Ağacının Şarkısı’yla tanıdım. Büyülü bir şarkıdır o kitap . Sadece diliyle değil, Deniz Başaran’ın zarif desenleri sayesinde de. Sonra bana kargaları kovalamayı bıraktıran ‘Karga’nın Rengi’, deniz sevgimi perçinleyen ‘Engin Mavi’… Bu kadarla bitmez külliyatı ama benim favori üçlümdür. Dil açısından her kitabında aynı kaliteyi, aynı şiirselliği, akıcılığı tuttursa da, kelimeleri ne eksik ne fazla olsa da her kitabında, Arslan Sayman’ın bence en dikkate değer özelliği kendini tekrara kaçmamasıdır. Sıradan görünen mevzulardan bile her defasında merakla, keyifle okunabilir hikâyeler çıkarmasıdır.

Sayman’ın son kitabı, ‘Hezarfen’in İzinde… Gökyüzünde’. Adı üstünde, okuyanı yıldızların arasında bir gezintiye çıkaran bir kitap. İnsana saçlarının arasındaki yıldızların kokusunu duyuran bir kitap. Onat adındaki bir veledin uçma sevdasını, ama öyle uçakla falan değil, kollarını kanat gibi çırparak, ayaklarını bir dümen gibi kullanarak uçabileceğini bilen bir çocuğun sevdasını anlatıyor. Sonsuzlukta kaybolmak isteyen bir çocuk değil ama Onat, aksine o sonsuzluğun içinde yaşamak isteyen, hatta yıldızları odasına davet eden bir çocuk.

Uçmanın ilmi
Annesiyle oynamayı çok sevdiği “uçurmaca” oyunu için fazla büyüdüyse de, annesi mızıkçılığı fazla uzatamaz, yenilir Onat’ın arzusuna. Tutar onu iki elinden başlar döndürmeye, Onat çok geçmeden annesinin saçların asılı yıldızları görmeye, binaların, derelerin, tepelerin üstünde gezinmeye başlar. Dönüşünün orta yerinde ellerini bıraksa annesi uçmaya devam edeceğinden emindir, ilmini yapmış gibidir uçmanın. Oysa annesi yemek masasının ya da koltukların üzerine okkalı bir çatırtıyla konacağından emin gibidir. Hem uçakla Antalya ’ya gitmek neyine yetmez diye düşünür. Çocukların hayal gücüyle beslendiğine inandığı halde üstelik!

Onat’sa okulda, “ailem ve ben” konulu bir resim çizmeleri istendiğinde bile, resim kâğıdını etrafında kanat çırpan bir dolu kuş olan koca bir uçakla dolduracak, ailesine de işte kâğıdın bir köşesinde minnacık bir yer ayıracak kadar sevdalıdır bu işe. Ama gel gör ki bu arzusunu annesini ikna etmeyi başarabildiği ender uçmaca oyunlarıyla, dergi ve kitaplarla doyurabilmektedir ancak. Kuşlar elbette ki en sevdiği canlılardır. Uçakları seyredeceğim derken bileğini pek fena burksa da, iki haftalık sakatlığını kuşlar gibi seke seke dolaşarak şenlikli geçirecektir.
Dedesinin sürprizi, tam da Onat’ın uçma düşünü besleyecek niteliktedir: bilim müzesine bir gezi. “Gökyüzünde Bir Ömür… Vecihi Hürkuş” sergisine iki bilet. Türkiyeli ilk pilot ve mühendistir Vecihi Hürkuş ve aslında sadece kafasını uçma fikrine tatlı tatlı takmış olanlara değil de sadece, bir hayali olan herkese ilham verecek bir sergidir bu. Vecihi Hürkuş’un hayatından anekdotlar, bir hayalin peşine ısrarla düşmenin önemini, vazgeçmemenin, bir amaca odaklanmanın güzelliğini gösterir niteliktedir. Hürkuş’un ilham aldığı Hezarfen’in hayatı da bu açıdan ciddi bir örnek olur Onat’a ve onun hikâyesini okuyana.

Serginin üzerine ailenin yaz tatili rotasının Antalya’dan Fethiye’ye çevirmesi, Fethiye’de bir yamaç paraşütü okuluna gideceklerini öğrenmesi yerinde duramamasına neden olur. Babası uçmaktan korktuğundan annesi ders alacak ve sertifikasına kavuşunca Onat’ı da beraberinde uçuracaktır. Gökyüzüyle arasında hiçbir engel, çelik gövde olmadan gerçekleştirdiği bu uçuş, herhalde Onat’ın hayatının en mutlu anı olur. Onat gökyüzündeyken Hezaferne’le Vecihi Hürkuş’a selam yollamayı da ihmal etmez.

Onat, hayallerini küçümsemeyen bir anne babanın çocuğu olmak gibi bir şansa sahip olduğundan hayalini gerçekleştirir. Kitabı çocuğuyla birlikte okuyacak ebeveyne de bir çift sözü var anlayacağınız Arslan Sayman’ın. Keşke ne çocuklarımızın ne kendi hayallerimizi küçümsemeden yaşasak…

Pastel tonlar
Arslan Sayman eline kalemi alarak kendi düşünü gerçekleştiren biri, güzel düşler aktaran biri okuyucusuna. Cansu Kaykaç’ın Onat’ı yamalı giysileri ve sevimli yüzüyle, pastel tonlarda resmettiği, annesinin saçlarına yıldızlar kondurarak onu da bir masal kahramanına dönüştürdüğü çizimleri de gözardı edilecek gibi değil. Hele kitabın, Onat’la köpeği Duysi’yi pilot başlıkları ve gözlükleri içinde, kanadı yamalı bir uçakta uçarken resmettiği kapağı bir içim su.

Salonun ortasında döne döne kollarımın kopacağını şimdiden garanti etse de, korkusuzca hayal kurması ve hayallerine kavuşmak için yılmadan çabalaması için kızıma okuyacağım kitaplar rafına özenle yerleştireceğim ‘Hezarfen’in İzinde… Gökyüzünde’ adlı bu kitabı. Hatta neden olmasın, düşe düşe uyandığım kâbuslarımı kovalamak için, ben de ara ara tekrar açacağım kapağını. Özellikle Vecihi Hürkuş’un, davetiyeyi yanında götüren eşinin ardından, akraba düğünün nerede yapıldığını bulmak için uçağıyla beldenin üzerinde bir tur atmasının anlatıldığı kısımda doya doya güleceğim.

HEZARFEN’İN İZİNDE... GÖKYÜZÜNDE
Arslan Sayman
Resimleyen: Cansu Kaykoç
Yapı Kredi Yayınları
2011, 64 sayfa, 6 TL.


    ETİKETLER:

    Antalya

    ,

    kitap

    ,

    Mavi

    ,

    Yemek

    ,

    Fethiye

    ,

    Resim

    ,

    Çocuk

    ,

    Tur

    ,

    Yapı Kredi

    ,

    Kredi

    ,

    Bilim

    ,

    Garanti

    ,

    Kalp

    ,

    zaman

    ,

    kuş

    ,

    dolu

    ,

    ders

    ,

    Selam