Ormanın da kitabı vardır

Ormanın da kitabı vardır
Ormanın da kitabı vardır
'Cengel Kitabı', kurtlar tarafından büyütülen Maugli'nin maceralarını konu ediyor. Yazar, bir kurt-çocuğun gözünden yetişkinlerin yalan dolanlarla, hurafelerle dolu dünyasının eleştirisini yapıyor ve 'pagan ilkelliği' ve 'kast sistemi' üzerinden, aslında 'kültür'ün ne olduğunu sorguluyor
Haber: ZEYNEP ALPASLAN / Arşivi

Şiirleri ülkemizde de çok okunan, Nobel ödüllü ünlü yazar ve şair Rudyard Kipling’in defalarca sinemaya ve televizyona uyarlanmış Cengel Kitabı-Ormanın Öyküsü, Kamer Mengütürk’ün çevirisiyle ve Feridun Oral’ın resimleriyle yayımlandı. Cengel Kitabı’nda, Kipling’in yazarlık kariyeri boyunca, dönemin tüm ünlü yazarları gibi, doğuya, özellikle de Hindistan’a yaptığı uzun seyahatlerin etkilerini görmek mümkün. Yazar, Hindistan’da doğmuş olmasına rağmen, dönemin -günümüzde de fazla bir değişim geçirmemiş olan- Batılı bakışıyla anlatıyor egzotik Hindistan’ı. Ancak, hayvanlar ve insanlar arasındaki, yani doğa ile kültür arasındaki çatışmanın konu edildiği hikâyelerin, Hint kültürüne ve Güney Hindistan’ın gelenek-göreneklerine hâkim bir araştırmacı-gözlemci tavrıyla yazılmış olduğu hemen anlaşılıyor.
Cengel Kitabı, Kipling’in en sevilen karakteri Maugli’nin maceralarını konu ediyor. Yazarın basit ama hayallere geçit veren, süssüz ve nefes aldıran dilinin yanı sıra, kitapta yer verilen şarkılar ve şiirler de (tabii çevirmenin katkısıyla), çocuklara (ve yetişkinlere) çok iyi bir hikâye okumanın zevkini tattırıyor. Çocuklar, çocuk karakter Maugli’nin büyümesini izlerken, ona eşlik eden hayvan tiplemelerini de çok sevecek.

Yaşıtlarından farklı bir çocuk
İnsan avına çıkan Kaplan Sirhan, çok istediği avını, bir insan yavrusunu elinden kaçırınca, bu bebeği, Sirhan’ın soylu düşmanları olan kurtlar evlat edinir. Amaçları, bebeğin büyüdüğünde Sirhan’ı avlamasıdır. Anne kurt, bebeğe ‘kurbağacık’ anlamına gelen Maugli ismini verir. Kardeşleri onunla oynarken vücudunda izler bırakır, baba kurt onu çiğ etle besler, anne kurt ona sütünü ve sevgisini verir. Maugli kurtlar tarafından yetiştirilir, yakın köydeki insanları uzaktan izlese de onlara güvenmez, hep kurt gibi yaşar, kurtların dilini konuşur. Fakat Siyore Tepeleri’nde hayat zordur, Maugli ise neticede sadece bir insan yavrusudur ve ormanda hayatta kalabilmesi için, arkasını kollayan Kurt Birliği’nden çok daha fazlasına ihtiyaç duymaktadır.
Uykucu, tembel ayı Balo Maugli’ye orman yasalarını öğretir. Kendine özgü bir mizacı olan Kara Panter Bagera onu korur. Maugli, avlanan hayvanların dilinden konuşmak, yılanların, kuşların ve yırtıcı hayvanların av şarkılarını öğrenmek gibi hayat kurtaran bilgilerle donandığında, Kurt Birliği’ne kabul edilir. Ancak çakalların ve ezeli düşman Sirhan’ın kışkırtmalarına daha fazla direnemeyen genç kurtlar, zamanla Maugli’ye karşı cephe alacaklardır. Ne de olsa o bir insanoğludur ve ormandaki hiçbir hayvan, onun gözlerinin içine bakamamaktadır! Maugli, canını kurtarmak adına ormandan ayrılmak ve köye, insanların yanına gitmek zorunda kalacaktır. Fakat Sirhan’ın çocuğa olan öfkesini ve açlığını dindirmeye yetmez bu. Üstelik yeni düşmanlar da çıkmıştır ortaya: İnsanlar.
Maugli, ormandaki hayvanların dillerini ve orman yasalarını nasıl öğrendiyse, insanların dilini, geleneklerini ve para, giysi gibi tuhaf takıntılarını da öyle öğrenecektir: Yaşıtı olan çocukların alaylarına aldırmadan. Maugli’nin ‘insan denen esrarengiz şey’le yüzleşmesinin ve insanların yara izleriyle kaplı, çıplak, vahşi ve konuşmayı bilmeyen bu orman çocuğuna (büyücüye?) karşı nasıl davrandıklarının anlatıldığı bölümler, özellikle heyecan verici. Kipling bir kurt-çocuğun gözünden yetişkinlerin yalan dolanlarla, hurafelerle dolu dünyasının eleştirisini yapıyor ve ‘pagan ilkelliği’ ve ‘kast sistemi’ üzerinden, aslında ‘kültür’ün ne olduğunu sorguluyor.
Cengel Kitabı sadece Maugli’yi anlatmıyor elbette, Maugli’nin hikâyesi dışında, kitapta ‘büyüme’ teması etrafında şekillenen, tuhaf ve tuhaf bir biçimde gerçekçi hikâyeler de bulunuyor. İnsanların en kötü özelliklerini taşıyan ve ormandaki diğer hayvanlar tarafından dışlanan maymun çetesi, ‘yasalar olmasaydı ne hale gelirdik’ gibi bir soruya Kipling’in verdiği cevap niteliğinde. Kotik isimli, türünün tek örneği olan beyaz fokun hikâyesi ise dokunaklı: Tek hayali savaşlardan, kavgalardan ve insanlardan uzakta, kimsenin bilmediği bir adada yaşamak olan iyimser ve meraklı Kotik’in okyanuslarda, derin sularda yaptığı uzun yolculukları, büyüme sürecini ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Riki-Tiki-Tavi sevimli bir Hint faresi. İnsanlar tarafından evlat edinilen bu toy hayvan, onlarla yaşamaya alışmaya çalışırken, büyüme sancılarıyla, tehlikelerle ve kendi korkularıyla savaşmayı öğreniyor. Fil sürücüsü Koca Tomai’nin oğlu Küçük Tomai ise büyüdüğünde güçlü, akıllı, eğitimli ve korkusuz fil Kara Nag’ın efendisi olmanın hayallerini kuruyor.
Cengel Kitabı’nı, orman yasalarına saygı duyan tüm çocuklar ve yetişkinler, mutlaka okumalı. 

CENGEL KİTABI
“Ormanın Öyküsü”
Joseph Rudyard Kipling Resimleyen: Feridun Oral
Çeviren: Kamer Mengütürk
Yapı Kredi Yayınları
2009, 232 sayfa, 14 TL.