Özgünlüğün erken dönem keşfi

Haber: Bora Erdağı / Arşivi

Bireycilik üzerine düşünen her okurun yaşadığı bazı sıkıntılar vardır. Bu sıkıntılar hem bireyciliğin kendisinden hem de bireycilik üzerine geliştirilmiş olumsuz söylencelerden beslenir. Söz konusu sıkıntılardaki eleştiriler bir süreliğine askıya alındığında ise, bireycilik literatüründeki bazı yol ayrımları ve bu yol ayrımlarına bağlı tartışmaların olumlu varlığı keşfedilir. Olumlu varlığı keşfedilen tartışmaların büyük çoğunluğunda ana izlek, modern insanın olağan varoluşunun somut temellerini kurma ve geliştirme imkânını bireyciliğin sağladığıdır.
Kadim felsefe, bütünden ve değişim içinde değişmeden kalandan hareket ettiği için, değişim dünyasının insanlarına ancak bireyleşme yolu ile var olma şansı tanır. Felsefî anlamıyla bireyleşme, parça bütün ilişkisi bakımından bireyin kendi olabilme olanağının hangi koşul ve olanaklar çerçevesinde gerçekleşeceğine işaret eder. Modern felsefe açısından ise bireyleşme arayışı kadim felsefenin bireyleşme arayışlarından giderek daha da uzaklaşır. Doğrudan birey/ özne/ tarihsel ve toplumsal çıkar varlığı/ kanlı-canlı hayvansal varlık olarak insan görünmeye başlar, düşünceye ve yaşama kurulur. Dolayısıyla kadim felsefenin metafizik ve ontolojik belirlenim altındaki kader varlığında otantiklik arayışı öne çıkarken modern felsefede epistemolojik ve ideolojik belirlenim altındaki özgür varlıkta özgünlük arayışı öne çıkar. Aslında bu, bireyleşme arayışından bireyciliğe, bütünden parçaya, bağımlılıktan bağlılığa kayış yöneliminin diyalektik ve oldukça özet ifadesidir. 

Radikal bireycilik
Marshall Berman, ‘Özgünlüğün Politikası’nda, yukarıdaki iki temel konuyu kitabının alt başlığı yapıyor. Biri ‘radikal bireycilik’, diğeri ‘modern toplumun ortaya çıkışı’. Berman bu ilk çalışmasında tartıştığı temel sorunsalları daha sonraki çalışmalarında iyice geliştiriyor. Özellikle modernizm çalışmalarında temel başvuru kitaplarından biri olan ‘Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor’da modern toplumun halet-i ruhiyesini edebiyat ve şehir örgütlenmesi üzerinden tartışmayı sürdürüyor. ‘Özgünlüğün Politikası’nın Berman’ın diğer çalışmalarını da koşullayan ayırıcı bir özelliği var: Modernizm ilk kez insanın kendi olma olanaklarına kapı aralar. Fakat bu kapı aralandıkça ortaya çıkan deneyimlerin oluşturduğu görünüm bir yönüyle, özellikle aydınlanma ideolojisinin oluşturduğu bağlam içinde felaketsi hal alır, diğer yönüyle her tikelin varolmasını sağlayacak yaşamı üreten olanakları ortaya serer. Berman’ı burada olumlu yönle ilgilenmeye iten, pre-modern dönemin çelişkiler içindeki yaratıcılık çabasının basit bir diğerkâmlık ve iyimserlikten daha fazla anlamlara sahip olduğu inancıdır. Başka ifadeyle Berman, “Antik dünyanın kapısında ‘Kendini Bil’ yazılıydı. Yeni dünyanın kapısına ‘Kendin Ol’ yazılmalıdır” diyen Oscar Wilde’ın çağrısını düstur edinir. 

Yarayı iyileştirecek olan
Berman, ‘Özgünlüğün Politikası’nda Montesquieu’nun ‘ İran Mektupları’, Rousseau’nun ‘Emile’, ‘Yeni Heleoise’, ‘İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı’, ‘ Toplum Sözleşmesi’ çalışmalarına yoğun göndermeler yapar. Bu çalışmaların ortak yanı ‘benliğin keşfi’, ‘benliğin oluşturulması’, ‘benliğin reddi’ ve bütün bunların bağlamında özgünlüğün nasıl ortaya çıktığını belirlemesidir. Modern insanın oyun ve keşif, başkaldırı ve itaat, ahlak ve politika , yabancılaşma ve özgürlük gerilimi içinde oluşturduğu serüveninin bireysel ve toplumsal boyutlarını ele almak Berman için, Hegelci tanınma pratiklerini göz önüne almayı gerektirir.
Tanınma felsefesi açısından özellikle ‘İran Mektupları’ndaki Özbek’in kendini keşfi ve oldurması, benzer şekilde ‘Emile’deki eğitimin olma durumunu nasıl yarattığı, paradoksal bir şekilde ortaya konur. Berman açıkça şu iki şeye inanır: İlki, “İran Mektupları’nın radikal bireyciliği, radikal eşitlikçiliği doğurur. Eğer tüm bireyler, kendi kişisel amaçlarını gerçekleştirirlerse, hiçbir insanın amacı diğerinin amacından önemli sayılmaz.” İkincisi, Hegel’in ifadesinde olduğu gibi, “Yarayı açan el, yarayı iyileştirecek elin ta kendisidir.”
‘Özgünlüğün Politikası’na temel sorunsallarına ve özellikle Berman’ın akıcı ve canlı örnek çözümlemelerine alışık olanlar için, Berman’ın bu ilk kitabında bireycilik tartışmalarına özgün bir katkıyı bulacaklarını ifade etmek yanlış olmaz.

ÖZGÜNLÜĞÜN POLİTİKASI
Marshall Berman
Çeviren: Nursel Yıldız
Sel Yayıncılık
2011, 292 sayfa, 20 TL.