Padişah, baba, şair

Padişah, baba, şair
Padişah, baba, şair
Şerafettin Turan, tarihçi. Eseri de, son zamanlardaki piyasa işi 'popüler' tarih kitaplarından farklı, usta işi bir gerçek tarih. Sadece bu eser bile Hoca'nın tarihe bakış açısının isabet derecesini göstermeye yeter
Haber: CENGİZ AYDOĞDU / Arşivi

“Tarih, düşünce kimyasının yarattığı en tehlikeli üründür” der Valery. Ve devam eder, “...düşler kurdurur, halkların başını döndürür, onlar için sahte anılar yaratır, eski yaralarını besler, buldukları rahatı kaçırır. Tarih her istenene haklı nedenler bulur. Kesin hiçbir şey öğretmez. Çünkü, içine almadığı bir şey yoktur. Her şeye de örnek bulur.” Bu örnekler de hoşumuza gider. Hatta bazen onlara ihtiyaç duyarız. Zira bazen içinden geçtiğimiz güncel görüntü ve ‘an’ları geçmişte bir yere koymak veya bağlamak isteriz. Böylece onların değerlerini artıracağımızı zannederiz. Bu istek pek çok tarih kitabı, hikâye, roman ve tarihî filmin doğmasına neden olmuştur. Bu kitapların veya filmlerin içinde, gerçekler ile yalanlar çoğu zaman birbirine karışır; ayırmaya da gerek duymayız. Çünkü onlarla daha ziyade bize verdikleri zevk ve çoşkunluk için ilgileniriz.
Son yıllarda tarih merakı, görsel sanatları kanatlandıran bir kütlesel iptilaya dönüştü. Ama bu iptila, görsel sanatlara düzey kazandırmadı. Dünya televizyonlarında Tudors, Spartaküsgibi yapımlar; içerde Muhteşem Yüzyıl gibi diziler, tarihi bir ‘meta’ gibi pazarın hoyratlığına sundular. Ne var ki niyet ve sebep ne olursa olsun sonuç değişmedi: Tarih, bir tüketim malzemesi olarak kitlelerin ilgi sahasına girdi. Bu ilgi bazan doğru ve kıymetli eserleri de piyasaya çıkardı. Bu trendin tesiriyle belki, Osmanlı Tarihi’ni adeta yeni keşfediyor gibiyiz. Birbirinden değerli, telif/tercüme eserler peş peşe yayımlanıyor.
Şu anda elimde böyle bir kitabı tutuyorum; ‘Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Taht Kavgaları’ . Yazarı Prof. Dr. Şerfettin Turan. Kitap , Şerafettin Hoca’nın kendi ifadesiyle, “...1956´da, Kanuni´nin oğlu Şehzade Bayezid Vak´ası başlığıyla ele almıştık. Doçentlik tezi olarak sunduğumuz araştırmamız jürice olumlu bulunmuş ve 1961´de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi yayınları arasında basılmıştı.”
Esere ilk baskıda yer almayan ilaveler yapılmış ve Hoca’nın ifadesiyle, “... ilk yazımda kullanılan dil, Türkçenin özleşmesi, gelişmesinin bir sonucu diye yalınlaştırma da gerekli” görülmüş. Ne var ki bu ‘yalınlaştırma’ Hoca’nın kendisi tarafından yapıldığı için ortaya çok sade ve güzel bir Türkçe çıkmış. Bilimsel bir tarih eseri için pek alışık olmadığımız lezzette, sade ve akıcı, su gibi okunan bir dil. ‘Muhteşem Yüzyıl’ın kılcal damarlarında dolaşıyorsunuz. Muhteşem Süleyman, oğulları, eşleri, adamları, hainleri ve sadıkları ile bir çağın bütün insani derinliklerine adeta nüfuz ediyorsunuz. 

Roman tadında, romandan öte
Şerafettin Turan, tarihçi. Eseri de, son zamanlardaki piyasa işi ‘popüler’ tarih kitaplarından farklı, usta işi bir gerçek tarih. Sadece bu eser bile Hoca’nın tarihe vukufiyetini ve bakış açısının isabet derecesini göstermeye yeter. Giriş’te, Konunun Önemi ve Kaynakların Değerlendirilmesi başlığı altında Şerafettin Hoca, ancak meslekten tarihçilerin anlayacağı kıratta ama genel okuyucunun da pekala hissedebileceği kalitede bir iş yapıyor. İncelediği dönemin yerli ve yabancı belgelerde izini sürüyor ve tarihin hiç de spekülasyon kaldıracak bir iş olmadığını gösteriyor. Roman tadında ama kesinlikle bir romandan çok öte bir şey. Oldukça sahih bir hikaye anlatıyor Hoca. İnandırmak veya şaşırtmak derdi yok Hoca’nın. Çünkü hiçbir öykü gerçek tarih kadar şaşırtıcı olamaz. Okurken bunu anlıyorsunuz.
Hikâye özetle şöyle: 1553 tarihinde Kanuni’nin dört oğlu hayatta bulunuyor ve bunlar çeşitli sancaklarda görev yapıyorlardı. İçlerinden yaşça en büyük şehzade Şehzade Mustafa’ydı ve Konya Valiliği’nde bulunuyordu. Diğer şehzadeler ise Selim, Bayezid ve Cihangir’di. Son üç şehzadenin annesi, Kanuni’nin en sevdiği eşi Hürrem’di. Bu arada kızı Mihrimah da Vezir-i Azam Rüstem Paşa’ya nikâhlayarak, kendisi, kızı ve damadı ile çeşitli entrikalara girişti. Bu çalışmalar kısa bir süre sonra acı meyvelerini vermiş ve Kanuni’nin Mahidevran isimli bir başka hanımdan doğmuş olan ve daha çok dedesi Yavuz Sultan Selim’e benzetilen oğlu, Şehzade Mustafa, öldürülmüştür. Şehzade Mustafa’nın Konya Ereğlisi’nde, babasının elini öpmek üzere çadıra girince boğulup öldürülmesi, ordu arasında büyük bir üzüntü doğurdu. Geriye Bayezid ve Selim kalmışlardı. Bu arada Hürrem Sultan da ölmüş bulunuyordu. Hükümetteki bazı yetkililer Selim’i, bir kısmı da Bayezid’i tuttukları için yine çeşitli oyunlar ve entrikalar sergilendi. Selim taraftarları daha kurnaz davranarak, Bayezid’in babasına isyankar olduğunu kabul ettirdiler. Bunun üzerine Kanuni ordu üzerine ordu gönderdi. Bayezid mağlup olarak dört çocuğunu da alarak İran’a kaçtı. Şah Tahmasb önceleri şehzadeye çok iyi davrandı. Ancak daha sonra Kanuni tarafından gelen elçilerle anlaşarak Bayezid ve oğullarını teslim etmekte tereddüt etmedi. Masum Şehzade ve çocukları boğuldular. Cesetleri Sivas’a kadar getirilip burada defnedildi. Şimdi geriye Kanuni’nin bir oğlu kalmıştı ve babasının vefatından sonra Osmanlı tahtına geçecek ve “Sarı Selim” yahut “II. Selim” adıyla hüküm sürecekti.
Ne var ki, tarih hiç de burada özetlendiği kadar ‘sade’ ve ‘basit’ değil. Bu olayların içinde insan var; dertleri, sevinçleri, üzüntüleri, hırsları, hasetleri, ıstırapları ve hayal kırıklıklarıyla insan. Diyeceksiniz ki, bunları ancak bir sanat eseri anlatabilir. Evet, Şerafettin Turan’ın eserinin farkı da burada; bir sanat eseri kıvamında hatta bir sanat eseri olmadığını bildiğiniz için daha da etkili bir tarzda anlatıyor. Çünkü bu anlatılanlar gerçek ve bizim hikâyemiz.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ TAHT KAVGALARI
Şerafettin Turan
Kapı Yayınları
2011, 311 sayfa,
15 TL.


Buyrun Sultan Süleyman’ın iç dünyasına
KANUNİ
Kılıcın Yapamadığını Adalet Yapar
Okay Tiryakioğlu
Timaş Yayınları
Ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu, ‘Kanuni’de Pargalı İbrahim’den Hürrem’e, Kanuni’nin çıktığı seferlerden girdiği savaşlara kadar dönemin merak duyulan karakterlerini ve olaylarını kendine özgü üslubuyla okuyucuya sunuyor. Yazarın kurgusuyla zenginleşen bu tarihi romanı heyecanla okuyacaksınız.

KANUNİ VE ŞARLKEN
Avrupa Uğruna Savaş 1520-1536
James Reston
Timaş Yayınları
James Reston, Jr.’ın ‘Kanuni ve Şarlken’i, epik bir medeniyetler çatışmasının hikâyesi olarak okunabilir. Yazar burada, 1520 ile 1536 yılları arasında iki devasa ve zinde imparatorluğun; Osmanlı ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun giriştiği zorlu iktidar mücadelesini anlatıyor. Reston, Jr., bu çekişmenin izlediği seyri de, Kanuni Sultan Süleyman ile V. Şarlken başta olmak üzere, dönemin birçok karakterini anlatımına konuk ederek izliyor. Avrupa’nın kaderini değiştirebilecek Viyana savaşıyla doruğa ulaşan on altı yıllık çekişmeyi konu edinen çalışma, Kanuni’yi harekete geçiren esas güç olan cihat anlayışının ayrıntılarını da veriyor.

PADİŞAHLAR DA AĞLAR
Kanuni
Erdem Anılan
Destek Yayınları
Erdem Anılan, kitabı ‘Padişahlar da Ağlar’da okuyucuyu Kanuni Sultan Süleyman’ın iç dünyasına davet ediyor. Osmanlı’nın en uzun süre tahtta kalan padişahının hem zalimliğine ve korkularına, hem de merhametine ve cesaretine tanık oluyoruz. Bugüne kadar imparator olarak tanıdığınız Kanuni’yi, bu kez insani yönleriyle de tanıyacaksınız.