Politik eylemci olarak Platon

Politik eylemci olarak Platon
Politik eylemci olarak Platon
Genç yaşına rağmen son yıllarda eserleriyle ses getiren Allen, siyası kuramcı yanıyla Platon'u salt felsefe metinlerinden ve değerlendirmelerinden tanıyan okura yeni bir yüzünü göstermeyi başarıyor.
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE / Arşivi

Bazı kitaplar güzel kapak tasarımıyla çekicilik kazanır, bazıları da başlıklarıyla. Danielle S. Allen’in kitabı ‘Platon Neden Yazdı?’ hemen başlığı ile dikkat çekenlerden. Sadece felsefe öğrencileri için değil, her okur için Platon zaten çekicidir; bir de ilginç bir soru haline geldiğinde, hoş bir merak uyandırır. 20. yüzyılın büyük filozof ve matematikçilerinden A. N. Whitehead, ‘Process and Reality’ (Süreç ve Gerçeklik) kitabının girişinde, batı felsefe geleneğinin Platon’a yapılmış bir dizi dipnottan başka bir şey olmadığını söyler. Gerçekten de aradan geçen neredeyse 2500 yıla rağmen hâlâ Platon’un neden yazdığını, nasıl yazdığını merak ediyor olmamız, Whitehead’ın haklı olduğunu düşündürür bize. Felsefe ve bilim bunca değiştiği halde Platon’u hiç tükenmeyen bir kaynak olarak görmemizin nedeni, bir sürü sorunun yanıtını onun eserlerinde arıyor olmamız belki. Herhangi bir konuda kaynağa inmek istediğimizde ya da en temel soruyu sormamız gerektiğinde, mutlaka başa –yani Platon’a– dönme gereği hissediyoruz.
Danielle S. Allen ‘Platon Neden Yazdı?’da Platon’un siyasi duruşunu ele alıyor. Allen genç yaşına rağmen son yıllarda eserleriyle ses getiren bir siyasi kuramcı. Harvard üniversitesinde siyaset bilimi, Cambridge’de ise klasikler üzerine eğitim almış ve iki bilim dalını akıllıca birleştirmesiyle ün yapmış bir yazar. Doktora öğrenciliği sırasında MacArthur bursunu kazanma nedeni ‘klasik araştırmacının metin inceleme titizliği ile siyaset kuramcısının çok yönlü yükümlüğünü’ bir araya getirmesi gösterilmiş. Kitapta da Platon etrafında iki bilim dalını bir araya getiriyor. İyi tanıdığı klasikler üzerinde Platon’un siyasi düşüncesinin izini sürüyor.
Allen temel bir karşılaştırmayla başlıyor tezine. Hayatı boyunca hiç yazmamış Sokrates ile ömrünü düşüncelerini yazarak geçiren Platon’u karşılaştırıyor. Ve elbette hemen bir soru akla takılıyor: Platon bunca hayranlık beslediği hocası Sokrates’in sözel eğitim yöntemini övmesine rağmen, neden kendisi yazmayı tercih etti? Platon’un yazma konusunda ne düşündüğünü anlamak üzere bütün diyaloglarında konuyla ilgili düşünceleri ortaya koyuyor yazar. Bunlardan iki tanesi çok önemli çünkü zıt fikirleri savunuyor buralarda Platon. İşin ilginç yanı, bu zıt düşüncelerin ikisini de Sokrates’in ağzından aktarıyor.
Birincisi Platon’un az bilinen Faidros diyalogunda yer alan, yazının aleyhine geliştirdiği bir argüman. Burada Sokrates açıkça sözlü diyalektiğin yazılıya üstünlüğünü öne sürer. Filozof yalnızca bilgi arayışı içinde olması gerektiğinden, sözlü diyalektiği yazıya tercih etmelidir, der. Yazılı metnin statik oluşu, felsefeye aykırı bir durumdur Sokrates’e göre, bu yüzden sözlü söylem felsefenin aracı olarak düşünülmelidir.
İkinci argüman ünlü Devlet diyaloğunda yer alır. Burada Sokrates yazılı metnin gücünden söz eder. Ayrıca simgelerin de psikolojik gücüne değinir. Filozofun işi, ilahi düzene yakından bakmak ve sonrasında kişiliğini bu düzenin “kalıbına dökmek ve başkalarının kişiliklerine de şekil vermeye” çalışmaktır. Allen, bu iki zıt argümanı kitap boyunca inceliyor ve “Devlet’in Sokrates’i ile Faidros’un Sokrates’i arasındaki ihtilafta, Platon’un yazar olmayı seçme kararının ardında yatan felsefi yazıya ilişkin tartışmanın yapısını görebiliriz” diyor.
Bu iki argüman arasındaki farklılığı görmenin fazla önemli olmadığını düşünebiliriz. Sonuçta düzinelerce diyalogunda, bilimden sanata, fizikten siyasete öylesine çok konuyu ele almıştır ki, farklı konularda yürüttüğü argümanların ters düşmesi kaçınılmazdır. Fakat Allen sadece iki argüman arasındaki zıtlığı ele almakla yetinmiyor, çok daha önemli bir sonuç çıkarmayı başarıyor. İşte burada devreye Allen’in klasik metin inceleme titizliği değil, siyasi kuramcı yanı giriyor. Platon’u salt felsefe metinlerinden ve değerlendirmelerinden tanıyan okura yeni bir yüzünü göstermeyi başarıyor: Politik eylemci olarak Platon. 

Sokrates ve Platon ilişkisi
Gerçekten de Allen’in ele aldığı örnekler izinde Platon’un sadece sistemik filozof yanı değil, siyasi aktivist yanı da ortaya çıkıyor. Platon Allen’a göre, Atina siyasetine dilsel bir müdahalede bulunarak gücünü ortaya koyuyor. Platon’un siyasi gücü felsefe derslerinde fazla tartışılan bir konu değildir; özellikle kitap bu yüzden ilginç ve yeni bir tartışma yaratmayı başarıyor. Dilin metaforlarını büyük bir beceriyle kullanan Platon, dilin iktidar gücünü anlayan filozofların başında geliyor.
Devlet’in Sokrates’i ile Faidros’un Sokrates’i arasındaki farklılıkla kalmıyor yazarın argümanı. Ayrıca devreye doğal olarak Platon ve Sokrates farklılığı da giriyor. Bu konu, yüzlerce yıldır felsefecilerin en önemli ilgi alanlarından biri olmuştur. Nerede Sokrates’in görüşlerinin bittiği ve nerede Platon’un başladığı çok tartışılır. Allen bu soruya da kendi yanıtını veriyor kitapta. Platon’un ne yazdığını çözebilirsek, onunla Sokrates arasındaki felsefi farklar hakkında temel şeyleri öğrenmenin mümkün olduğu görüşüyle başlıyor araştırmasına.
Danielle Allen, bir felsefe argümanıyla başladığı tezini, ilkçağ dünyasındaki demokratik düzen üzerine geliştiriyor. Platon gerçekten de yaşadığı yıllarda Atina politikasına asla atılmıyor. Büyük olasılıkla bu kararı almasının ardında yatan neden, Sokrates’in uğradığı haksız yargılanma. Buna rağmen Allen’a göre Platon’un siyasetle ilgisi hayatı boyunca sürüyor. Dilin iktidar gücünü hesaplayabildiği gibi, kitaplarının genel okurunu da tasavvur edebiliyordu. Allen’in kitaptaki argümanı, Platon’un bilinçli bir biçimde geniş bir kitleyi hesaba katarak yazdığı. İlkçağ okurundan fazlasını hedeflediğini söylemek hiç yanlış gelmiyor. Zamana bağlı kalmayan, herkesin anlayacağı genel örneklerle fikirlerin güçlendirilmesi, bu tezin kanıtı olabilir. Ayrıca Allen “Platon’un henüz tam olarak varolmayan böylesi okurları öngören bir felsefi yazma biçimi geliştirmiş” olduğunu da kanıtlamayı amaçlıyor. Yazarın ileri sürdüğü iddialı bir argüman gibi görünse de, kitap ilkçağ siyasi ortamını, demokrasiyi, dilin gücünü, filozofun toplumsal işlevini ve en önemlisi yazının gücünü inceleyen çok başarılı bir metin. Çok zorlayıcı olacağını tahmin ettiğim çeviri de tek kelimeyle kusursuz. Kitabı bütün siyaset bilim ve felsefe meraklılarına ve/veya öğrencilerine öneriyorum.

PLATON NEDEN YAZDI?
Danielle S. Allen
Çeviren: Ayşe Batur
İletişim Yayınları
2011, 312 sayfa, 21.5 TL.