Raskolnikov'un baltası başka ellerde

Raskolnikov'un baltası başka ellerde
Raskolnikov'un baltası başka ellerde
Gençlik yıllarında 'Suç ve Ceza'yı eline aldığında bir polisiye roman okuyacağını ve kahramanın da Porfiry Petroviç olacağını sanıyormuş Morris. Romanı bitirdiğinde Petroviç'e duyduğu ilgi ve hayranlık değişmemiş
Haber: A. ÖMER TÜRKEŞ / Arşivi

İngiliz yazar R.N. Morris ‘Balta’ adlı romanıyla başladığı polisiye dizisini ‘A Vengeful Longing’ (2008) ve ‘A Razor Wrapped in Silk’ (2010) ile sürdürüp ‘The Cleansing Flames’ (2011) ile noktalamış. 19. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’nın St. Petersburg kentinde cereyan eden kriminal vakaları konu alan bu tarihi polisiyelerin en ilginç özelliği olayları çözümleyen karakterin/dedektifin Porfiry Petroviç olması... Pek çok okuyucu Porfiry Petroviç adını duyunca şaşırmıştır. Dedektifin adını duymayanları merakta bırakmayalım; Porfiry Petroviç, Dostoyevski’nin ve edebiyat tarihinin en tanınmış -ya da en önemli-romanlarından ‘Suç ve Ceza’nın sorgu yargıcıydı.
Gençlik yıllarında ‘Suç ve Ceza’yı eline aldığında bir polisiye roman okuyacağını ve kahramanın da Porfiry Petroviç olacağını sanıyormuş Morris. Romanı bitirdiğinde ‘Suç ve Ceza’nın mahiyetini idrak etmekle birlikte Porfiry Petroviç’e duyduğu ilgi ve hayranlık değişmemiş. Dahası bir saplantıya dönüşmüş; onu bir polisiye roman kahramanı haline getirme saplantısına... Doğrusu ‘Suç ve Ceza’da Roskolnikov’la kedi-fare oyunu oynayan bu zeki ve insan sarrafı sorgu yargıcının Edgar Alan Poe’nun Lupin’inden, Canon Doyle’un Sherlock Holmes’ünden, Agatha Christie’nin Poirot’sundan aşağı kalır bir yanı olmadığı konusunda herhalde bütün polisiye severler fikir birliği edeceklerdir. Hatta ‘Suç ve Ceza’nın polisiye edebiyat içinde değerlendirilmesi gerektiğini savunanların sayısı da hiç az değildir. ‘Balta’ romanı ile onların hislerinin tercümanı oluyor Morris. (Meraklıları için küçük bir not; R.N. Morris Porfiry Petroviç polisiyeleri dizisinin son kitabı ‘The Cleansing Flames’i Dostoyevski’nin ‘Ecinniler’inden esinlenmiş.) 

Porfiry Petroviç
‘Suç ve Ceza’da Raskolnikov yaşlı bir tefeci ve kızkardeşini öldürmüş, cinayeti sorgulayan Petroviç, Raskolnikov’la giriştiği uzun tartışmalar sonucu genç adamın suçluluk duygusunu uyandırmış ve itirafa zorlamıştı. ‘Balta’ bu olayın yaklaşık birbuçuk yıl sonrasında başlıyor. 1866 yılındayız. Yaşlı ve yoksul bir kadın St. Petersburg kentindeki Petrovski Parkı’nın ücra bir köşesinde iki ceset bulur. Beline bağlanmış kanlı bir baltayla ağaca asılı ilk ceset iri yarı bir köylüye aittir. İkinci ceset ise bir bavulun içinden çıkar. Kafası baltayla yarılıp bavula tıkılmış genç cücenin felsefe kitapları çevirisi yapan bir üniversite öğrencisi olduğu soruşturma başladığında anlaşılacaktır. Soruçturmada görevlendirilen sorgu yargıcı elbette kahramanımız Porfiry Petroviç’tir. Yardımcısı da yabancı sayılmaz; İlya Petroviç ya da kısaltılmış ismiyle Saltikov. Bir hatırlatma daha yapalım; ‘Suç ve Ceza’da göze çarpmayan küçük bir rolü olmakla birlikte, Saltikov Raskolnikov’un suçunu itiraf ettiği sert ve aksi polis memuruydu...
Porfiry Petroviç dosyayı bir an evvel kapatmak isteyen amirlerinin baskısına rağmen olayın açıklamasının ‘cüceyi öldüren köylünün intiharı’ tarzında özetlenemeyeceğini anlamış ve tahkikatını derinleştirmeye karar vermiştir. Bu nedenle St. Petesburg’un yoksul mahallerinde, öğrenci evlerinde, sanat ve yayıncılık çevrelerinde, genelevlerinde, salaş meyhanelerinde, tefeci dükkanlarında bir ipucu bulmak için dolanır durur. Elde ettiği deliller ile kurbanlarla ilişkisi olan şahıslar arasındaki bağlantıları kurmak için bütün becerisini ortaya koymak zorundadır...
Kurgusu, yarattığı zaman ve mekan duygusuyla ‘Balta’nın iyi bir polisiye olduğunu söyleyebilirim. Ancak onu asıl ilginç kılan özelliği hikayede bir Dostoyevski kahramanının varlığı. Porfiry Petroviç karakterini adapte ederken bir yandan ‘Suç ve Ceza’daki anlatımlara bağlı kalmış Morris, diğer yandan ona kendi hayal gücüyle bir özgürlük sağlamış. Mesela Porfiry’nin fiziksel görünümü ‘Suç ve Ceza’da tarif edilene uygun. Bu nedenle tarifi doğrudan Dostoyevski’den alabiliriz;
“Porfiriy Petroviç ev kılığındaydı, üzerinde bir ropdöşambr vardı. Çamaşırları tertemizdi. Terlikleri fazla giyilmekten çarpılmıştı. Otuzbeş yaşlarında, ortadan biraz kısa boylu, tıknaz, hatta göbekli bir adamdı. Ne bıyığı, ne favorisi vardı ve yüzü tıraşlıydı. Saçları çok kısa kesilmişti. Başı kocaman, yusyuvarlaktı ve arkada bir çıkıntı yapıyordu. Kısa, kalkık burunluydu; şiş ve yuvarlak yüzü hastalıklı sarımsı renkteydi. Ama canlı, dinçlik akan, hatta alaycı bir yüzdü bu. Birine göz kırpıyormuş gibi titreşen, neredeyse bembeyaz kirpiklerinin örttüğü duru su ışıltılı gözlerinin anlatımı da olmasa insan bu yüze saf ve temiz bir yüz diyebilirdi. Kadınsı çizgiler taşıyan vücuduyla çelişen bir anlatımı vardı gözlerinin. Ve bu durum, ilk bakışta kendisinden beklenebilecek olandan çok daha ciddi bir hava veriyordu ona.”
Genel karakteri hakkında fikir sahibi olabilmeniz için yine ‘Suç ve Ceza’dan bir kaç satır aktaralım; “Biraz patavatsızdır. Aslında sosyeteyi ve kurallarını bilir, ben başka anlamda söylüyorum patavatsızlığını... Akıllıdır, aptal sayılmaz, hatta hiç de aptal sayılmaz. Yalnız biraz değişik bir düşünüş biçimi vardır... Kuşkucudur, kimseye güvenmez, hatta edepsizleşebilir. Kazıklamayı, daha doğrusu oyuna düşürmeyi sever... Hani şu eski yöntem... Maddi delillere dayanma... Ama işini iyi bilir...” 

Farkı görmek için
İşte bu yalnız, gösterişsiz hatta silik kişilik insan ruhuna nüfuz etme becerisi ve hayat felsefisiyle ‘Suç ve Ceza’da karizmatik ve ürkütücü bir görünüme bürünmüştü. Kurbanlardan ziyade katilin ruhunu kurtarmaya çalışan zeki ve merhametli bir adamdı Porfiry. ‘Balta’da sözünü ettiğim meziyetler pek değişmemekle birlikte hikayenin hızlı akışı içinde ikinci planda kalıyor. Soruşturmayı yürütürken şüphelilerle giriştiği diyaloglar ise ‘Suç ve Ceza’daki kadar derinlikli ve oyunbaz değil. Bahtin’e göre ‘Suç ve Ceza’da Porfiry ve Raskolnikov arasındaki üç diyalog roman tarihinin en başarılı diyaloglarıdır. Dostoyevski’nin suç olgusuna ve ceza kavramına bakışını yansıtan bu tarz diyaloglar bulamayacaksınız ‘Balta’da. Muhtemelen R.N. Morris’in böyle bir meselesinin bulunmayışından kaynaklanan bir eksiklik. Dostoyevski’nin insan ruhunu aydınlatmaya çalışan Profiry’sinin yerini Morris’in cinayeti aydınlatmayı önüne koyan Porfiry’si alınca, diyaloglar felsefi –ve edebi- niteliğini yitirmiş. Best seller tarzı bir polisiye için ne şaşırtıcı ne de kınanacak bir eksiklik. Ama bir edebi eserle best seller arasındaki farkı işaret etmesi açısından önemli bir çıkış noktası.
Bir edebi eserde yer alan trajik ve komik unsurlar, yazarın insan, toplum, ahlak üzerine görüşlerini irdelemek için seçilmiş araçlar konumunda düşünülebilir. Yazar onlar üzerinden ifade eder kendisini. Best seller’larda durum tersinedir; edebi romanın yoğun bir duygu aktarım ve ahlâki değerlendirme ‘aracı’ olan ölüm ve cinayet temaları best seller tarzı polisiyelerde metnin ‘amacı’ haline gelir. Zaman zaman üstü örtük biçimde, toplumsal bir eleştiri ahlâki bir yargı sözkonusu edilebilir ama bu yaklaşım hikaye genelinde hiç bir zaman belirleyici olmamıştır. Best seller’lar ahlaki ya da siyasi bir tartışmanın platformu değildir.
Devrim öncesi Çarlık Rusyasının toplumsal tablosunu –açlık, sefalet ve yozlaşmayı- arada bir St. Petesburg kentindeki yansımalarıyla sergileyen ‘Balta’nın yazarı Morris dersini iyi çalışmış ve gerek Rusya’yı gerek Dostoyevski’nin karakterlerini –özellikler de Porfiry Petroviç’i- iyi etüd etmiş. Zaman ve mekan duygusu uyandırmayı başarıyor ancak ‘Suç ve Ceza’ ile daha fazla bir benzerlik aramayın. Yukarıda da vurguladığım gibi, Morris’in böyle bir niyeti yok zaten. Her ne kadar genç fahişeler, kendisini diğerlerinden ayrıcalıklı gören soylular, tuhaf bir hayat felsefesine sarılmış Raskolnikov taklidi öğrenciler, artistler, tefeciler yanyana getirilmiş, cinayetin ipuçları felsefe kitaplarına dayandırılmış olsa bile, bunlar hikâyeye heyecan ve gizem katmak dışında bir işleve sahip değiller. Sonuçta ne Morris’in Dostoyevski ile ne de ‘Balta’nın ‘Suç ve Ceza’ ile benzerliği var. Buna karşılık ‘Balta’ keyifle okunan bir roman. 

BALTA
R.N. Morris
Çeviri : Özlem Gayretli Sevim
Pegasus Yayıneviw
2011, 400 sayfa, 20 TL.